Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/176 E. 2025/5351 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/176
- Karar No
- 2025/5351
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1730 E., 2024/1922 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/330 E., 2024/540 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin şahsi kullanımı için 02.06.2021 tarihinde 34... plakalı aracı .... 30.Noterliğinin 02.06.20 21... yevmiye numaralı işlemi ile satın aldığını, aracın bedelini de karşı tarafa bir kısmını banka yoluyla bir kısmını da peşin olarak bir kısım ödemelerin de elden nakit olarak karşı tarafa ödendiği, bu durumun noter satış belgesinde açıkça belli olduğunu, davalı tarafın, kendi muhasebe hataları ya da eksikliğinden müvekkilini sorumlu tutamayacağını, davalının haksız olarak araç bedelinin tamamını alamadığından bahisle müvekkili aleyhine 525.570,64 TL tutarlı icra takibi başlattığını ileri sürerek müvekkilinin İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü 2022/6181 Esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, müvekkili hakkında Resmi Gazete’nin 02.07.2021 tarihli ve 31529 (Mükerrer) sayılı nüshasında yayımlanan BDDK' nın 01.07.2021 tarihli ve 9647 sayılı kararı uyarınca, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu hükümlerine göre intibak planı yeterli görülmeyerek 6361 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında tasfiye kararı verildiğini, dava konusu araç bedeline ilişkin ödemelerin bir kısmını banka kanalı ile yapılmış olduğunu kalan kısmın da banka kanalıyla ödenmesi gerektiğini, tasfiye sonrası davalı şirket kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde Kadıköy Noterliği 02.06.2021 tarihli araç satış sözleşmesi ile devri gerçekleştirilen " 34... " plakalı aracın bedelinin tamamının ödenmediğinin tespit edildiğini, ispat yükünün davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla, HMK m.190, TMK m.6, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, icra takibinin dayanağının bulunmadığı, taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin aksine davacının borçlu olduğunun davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafça dosyaya bu yönde bir beyan ve somut delil ibraz edilmemiş olduğu, davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın kabulüyle davacının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün 2022/6181 sayılı takip dosyasında davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davacının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün 2022/6181 sayılı takip dosyasında 06.10.2022 tarihinde 360.000 TL, 13.10.2022 tarihinde 328.500,00 TL yapılan toplam 688.500,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davalı istinaf başvurusu sırasında istinaf harç ve giderlerini ödememiş olduğundan mahkemece ''İstinaf harcı:11.758,00 TL, istinaf kanun yoluna başvurma harcı 1.169,40 TL ve istinaf gider avansı 1.000,00 TL'nin işlem muhtırasının tebliğ tarihinden itibaren Hukuk Muhakemeleri Kanununun 344. Maddesine göre bir haftalık kesin süre içinde dosyaya yatırılması, aksi halde istinaf isteminden vazgeçme sayılacağı hususundaki ihtarı da içeren şekilde'' usulüne uygun olarak 03.10.2024 tarihli muhtıra tanzim edilerek davalı vekili Av....'e E-tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı tarafça süresinde istinaf harç ve giderlerinin yatırılmadığı, davalı vekili müvekkilinin her ne kadar istinaf harcından muaf olduğunu bildirmiş ise de 7333 sayılı Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 18’inci maddesi ile değişik 6361 sayılı Kanunun 50/A maddesinin 3. fıkrasındaki: "...Tasfiyesine karar verilen şirket tarafından alınan tescile tabi tüm kararlar, tasfiye komisyonunun talebi üzerine noter onayı şartı aranmaksızın ticaret sicil müdürlüklerince harca ve hizmet bedeline tabi olmaksızın tescil ve ilan edilir. Şirketin genel kurulunun yetkileri, 6102 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılır. Bu şirketle ilgili olarak tasfiye komisyonu tarafından açılan dava, istinaf, temyiz ve takip gibi yargı süreçleri harçtan muaftır..." şeklindeki düzenlemeye göre davalı şirketin tasfiye komisyonu tarafından açılacak davalardaki yargı sürecindeki harçlardan muafiyeti söz konusu olup iş bu davada şirketin, davalı konumunda olması nedeniyle harçtan muaf olmadığı, öte yandan 6361 sayılı Kanunun 50/A maddesiyle atıf yapılan 5411 Sayılı Bankacılık Kanununun Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin mali istisnalar başlıklı 140.maddesinde ise: "Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.'' denilmekte olup kararlılık arz eden yüksek yargı kararlarında da izah edildiği üzere yargı harçlarından muafiyet kanun maddelerinde açık açık belirtilmediği sürece her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır ibaresinin yargı harçlarını kapsamayacağının sabit olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 3 52... uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, müvekkilinin BDDK kararıyla tasfiyesine karar verilmiş olup tüm dava süreçleri bakımından harçtan muaf olduğunu, bu hususun 6361 sayılı Kanunun 50/A maddesinde belirtildiğini, yine 6361 sayılı Kanunun 50/A maddesiyle atıf yapılan 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 140.maddesinde de Fonun her türlü vergi resim ve harçtan muaf olduğunun öngörüldüğünü, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin usulen hatalı kararları nedeniyle müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığını, şirket kayıtlarında yapılan inceleme sonrasında satış bedelinin tamamının ödenmediğinin anlaşıldığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Temyiz incelemesinin konusunu davalının istinaf harcından muaf olup olmadığı hususu oluşturmaktadır. Dosyanın incelenmesinde, ... Gayrimenkul Anonim Şirketinin 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu hükümlerine intibak planı yeterli görülmeyerek adı geçen Kanunun geçici 7. maddesi uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 9647 sayılı, 01.07.2021 tarihli kararıyla tasfiyesine karar verildiği görülmüştür. 6361 sayılı Kanunun 50/A maddesinin ikinci fıkrasında Kurul tarafından tasfiyesine karar verilen şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından atanacak en az üç kişilik tasfiye komisyonu tarafından tasfiye edileceği; üçüncü fıkrasında, tasfiyesine karar verilen şirketin genel kurulunun yetkilerinin 6102 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın TMSF tarafından kullanılacağı, bu şirketle ilgili olarak tasfiye komisyonu tarafından açılan dava, istinaf, temyiz ve takip gibi yargı süreçlerinin harçtan muaf olduğu, tasfiye komisyonunun adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahip olduğu öngörülmüştür. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince 6361 sayılı Kanunun 50/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan harçtan muafiyet hükmü, tasfiyesine karar verilen şirketin harçtan muaf olabilmesi için davada davacı olarak bulunması gerektiği şeklinde yorumlanarak davada davalı olarak bulunan tasfiye komisyonunun istinaf harcını süresinde yatırmaması nedeniyle istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmişse de yapılan yorum hatalıdır. Bilindiği üzere Kanun sözüyle ve özüyle değindiği bütün noktalarda uygulanır (TMK m.1).
Kanun koyucu 6361 sayılı Kanunun 50/A.maddesinin 3.fıkrasındaki "Bu şirketle ilgili olarak tasfiye komisyonu tarafından açılan dava, istinaf, temyiz ve takip gibi yargı süreçleri harçtan muaftır" şeklindeki hükmüyle, tasfiye komisyonunun (takip dışında) yalnızca davacı sıfatıyla yer aldığı davalardaki dava, istinaf veya temyiz harçlarından muaf olduğunu değil; tasfiye komisyonunun bir davada davacı mı yoksa davalı mı olduğuna bakılmaksızın dava, istinaf ve temyiz süreçleri başlatılırken alınan harçlardan muaf olduğunu kastetmektedir. Aksi düşünüş, tasfiye komisyonunun davalı olarak yer aldığı bir davada istinafa başvururken istinaf başvuru ve karar harçlarını yatırırken, davacı olarak yer aldığı bir başka davada istinafa başvurduğunda harçtan muaf olması gibi hükmün getiriliş amacıyla uyuşmayan, çelişkili bir uygulamaya yol açacaktır. Esasında kanun koyucu, yargı süreçleri olarak tanımladığı dava, takip, istinaf ve temyiz süreçlerine başvurulduğunda alınan harçlardan tasfiye komisyonunu muaf tutmayı amaçlamıştır. Hükmün yalnızca sözüyle uygulanması, metinde anlatım bozuklukluğunun bulunması halinde adaletsiz ve hatalı uygulamalara yol açabileceğinden daima amaca uygun olarak yorumlanması gerekir. Şu halde, Bölge Adliye Mahkemesince davalı tasfiye komisyonu, istinaf harçlarından muaf olduğu gözetilerek istinaf incelemesi yapılması gerekirken, bu husus gözardı edilerek verilen süre içinde istinaf harçlarının yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulmasına, istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 371.maddesi gereği BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.