Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1728 E. 2025/5802 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1728
Karar No
2025/5802
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1060 E., 2025/151 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2011/118 E., 2017/174 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda kabulüne karar verilen bölümün duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2.maddesi uyarınca davalı ... vekilinin duruşma isteğinin miktardan reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; .... baba ve annesinin vefatından sonra intikal eden taşınmazların satışı için davalılara vekaletname verdiğini, davalı ...'ın 24 ada, 8 ve 20 nolu parsel sayılı taşınmazları kardeşi....'a satıp devrettiğini, davalı ...'ın ise 86 ada, 3 nolu parsel ile 29 ada, 9 nolu parseli babası ....'a satıp devrettiğini, satış işleminden sonra hiçbir ödeme yapmadıklarını, bu hususların açıkça davalıların kötü niyetli olduklarını gösterdiğini, satış bedelleri bugüne kadar ödenmediği için taşınmazların bugünkü rayiç değerinden ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 08.05.2012 tarihli duruşmada ... hakkında dava dilekçesinde belirtilen 24 ada, 8 ve 20 nolu parsellerdeki alacak taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiş, ıslah dilekçesi ile; talebi 598.836,00 TL'ye yükseltmiş ve 29.12.2016 tarihinde ıslah harcını yatırmıştır. II. CEVAP Davalılar vekili; davanın 10 yıllık süreden sonra açıldığını ve alacağın zamanaşımına uğradığını, davacılar tarafından Muş Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/175 E. sayılı dosyası ile açılan tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, davaya konu 20 parsel nolu taşınmazı müvekkillerinden ...'ın Muş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/272 E. 2001/35 K. sayılı ilamı ile verilen izale-i şuyu kararına istinaden satın almış olup adına tescil edildiğini, müvekkillerinin vekaleti kötüye kullanmadıklarını, aksine davacının hesabına gayrimenkullere ilişkin bedellerin yatırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2017 tarihli kararıyla; talimat mahkemesi aracılığıyla alınan 10.10.2016 tarihli 3. ek bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle arsa ve yapı değeri toplamının davacı hissesine düşen bedel 548.836,00 TL olarak tespit edildiği, vekaleten sattığı taşınmaz bedellerini ödemeyen davalı ...'ın bu bedelden sorumlu olduğu, diğer davalı ... hakkında açılan davadan feragat edildiği gerekçesiyle; davanın ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulüne, dava konusu 3 nolu Parsel ve 9 nolu parsel hissesi üzerinden hesaplanan 598.836,00 TL'nin 1.000,00 TL'sinin dava, 588,836,00 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147/5 maddesine göre vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, vekaleten satışın yapıldığı tarih olan 27.06.1990 tarihinden dava tarihi olan 01.03.2011 tarihine kadar 5 yılı aşkın bir süre geçmiş olduğundan, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarihli ilamıyla; vekalet ilişkilerinde zamanaşımının vekilin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağından hesap verme yükümlülüğü araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut uyuşmazlıkta hesap verme yükümlüğü dolayısıyla ispat yükü davalıda olup dosya kapsamındaki delillere göre davalının, vekaleten sattığı taşınmazların satış bedelini davacıya ödediğini ispatlayamadığı, Dairece yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada alınan 10.10.2016 tarihli 3. ek bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporda davaya konu edilen 3 nolu parsel ve 9 nolu parsellerin davacıya düşen hissesine göre dava tarihi itibariyle arsa ve yapı değerinin toplamının 598.836,90 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle ve tashihen; davalı ... hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne, 598.836,00 TL nin 10.000,00 TL'sinin dava, 588.836,00 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine oyçokluğu ile karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; davaya konu edilen parsellerin tüm mirasçı kardeşlerin rızaları ile satın alındığını ve müvekkil...'ın satış bedellerini diğer davalı ...'a verdiğini,....'ın da paraları kardeşlere ödediğini, buna ilişkin dekontların dosyada mevcut olduğunu, keza Muş Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/175 E. sayılı dosyasında (vekaletin kötüye kullanılması nedeni ile tapu iptal davası) dinlenilen tanıklar olayın birebir şahidi olduklarını, tanıklar davacı ve davalı ...'ın kardeşleri olduklarından ifadelerinin bu dosya yönünden de önem arz ettiğini, tanıkların ifadelerinde satıştan haberleri olduğunu ve paralarının kendilerine ödendiğini açıkça belirttiklerini, davacının beyanlarında davaya konu ettiği satış işleminden haberdar olduğunun, keza müvekkil ....ın kendisi ile hesaplaşma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin açık olduğunu, davacının satışı öğrendiği ve kendisine yapılan teklifi reddettiği tarihten itibaren 5 yıl içinde bu talebini ileri sürmediğini ve talebin zamanaşımına uğradığını, bir an için davanın süresinde açıldığı kabul edilse dahi bu kere de verilen nihai hükümde dayanak yerel mahkemece aldırılan eksik incelemeye dayalı rapor dikkate alınmış olup, mahkeme başkanının azlık oyunda belirtidiği üzere denetime uygun olan ve bozma sonrası yargılamada aldırılan raporda belirtilen hesaplama göz önüne alınarak hüküm kurulması gerekirken aksi yöndeki kabulün usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 1. Davacı vekili bozma sonrası alınan beyanında; ''...Davacı müvekkilim İstanbulda oturmuş olduğundan dolayı 1997 yılında memleket gittiğinde satışlardan haberdar olmuş ve vekalet ilişkisinden azletmiş, davalılar yakın akraba olduklarından dolayı tazmin edeceklerini sürmüşler iki üç sene o şekilde oyalamışlardır. Bilahare müvekkilim tapu iptal ve tescil davası açarak sonuç almaya çalışmışsa da sonuç alamamıştır..'' şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacının satıştan 1997 yılında haberdar olduğu ancak davalının kendisine ödeme yapmadığını beyan ettiği, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi vekilin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmesinden itibaren başlayacağından ve davalı taraf taşınmazların bedelinin ödeyerek hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığından zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 392 vd. maddeleri gereğince vekil, vekalet görevini iyi bir şekilde ifa etmek ve yaptığı işin hesabını vermekle yükümlüdür. Davalı vekilin gerek hesap verme ve gerekse özen ve sadakatle iş görme yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığının tespiti, satış işleminin yapıldığı tarihteki koşullar ve özellikle taşınmazın o tarihteki (satış tarihi) değeri gözönünde tutularak mümkün olacağından vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan eldeki davada, vekaleten satışı yapılan taşınmazların satış tarihindeki rayiç bedeline hükmedilmesi gerektiği, davalının vekilinin talebiyle bağlı kalınarak karşı oy yazısında belirtildiği üzere bozma sonrası talimat Mahkemesi aracılığıyla 1 inşaat, 1 emlak, 1 fen bilirkişisi ile 2 gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alınan 08.10.2024 tarihli ek raporda belirlenen değer üzerinden davanın kısmen kabülüne karar verilmesi gerekirken, dava tarihindeki rayiç bedele hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı.... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda 2.bendinde belirtilen gerekçeyle HMK'nın 371.maddesi uyarınca davalı ... lehine BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1728, K. 2025/5802, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1728-e-2025-5802-k-ab92f75cc097