Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/455 E. 2025/1009 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/455
Karar No
2025/1009
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1892 E., 2023/2162 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/369 E., 2021/313 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirketin 06.01.2011 tarihli ve ETS/3003-1/1771 sayılı kurul kararı ile almış olduğu elektrik tedariki lisansıyla müşterilerine toptan elektrik ticareti ve satışı konularında hizmet verdiğini, davalı Üniversite tarafından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu (4734 sayılı Kanun) kapsamında yapılan elektrik tedarik ihalesinin de müvekkili şirketin uhdesinde kaldığını, bu kapsamda 12.01.2018 tarihinde elektrik enerjisi alımına ilişkin imzalanan sözleşme uyarınca müvekkili şirketçe davalıya elektrik temini sağlandığını, davalı tarafça 2018 Temmuz dönemine ait ve son ödeme tarihi 14.09.2018 olan KDV dahil toplam 306.065,30 TL'lik elektrik tüketim faturasının ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Kars 1. İcra Müdürlüğünün 2018/3400 E. sayılı dosyasıyla 306.065,35 TL tutarlı faturaya dayalı olarak gecikme zammıyla birlikte toplam 307.474,09 TL tutarında icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek; davalının itirazının iptali ile takibin asıl alacak ve işlemiş faizi üzerinden devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı yüklenici firmanın Kafkas Üniversitesinin Kars Merkez, Sarıkamış ve Kağızman yerleşkelerine elektrik enerjisi temin edeceğini, EPİAŞ tarafından dava dışı Aras EDAŞ'a gönderilen 31.08.2018 tarihli yazıda; davacı şirketin ilgili mevzuat gereği kendisinden talep edilen ek teminat tutarını belirtilen süre içerisinde tamamlayamadığı, 01.08.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacı şirketin portföyünde yer alan serbest tüketicilerin kayıtlarının silineceği ve bu tarihten itibaren portföyde yer alan serbest tüketicilerin enerji tedarikinin, yeni bir ikili anlaşma yapılana kadar sayaçlarının kayıtlı olduğu ilgili görevli perakende şirketleri tarafından karşılanacağının bildirildiğini, dava dışı Aras EDAŞ tarafından müvekkiline gönderilen 04.09.2018 tarihli yazıyla da 01.08.2018 tarihinden itibaren müvekkilinin elektriğinin taraflarınca karşılanacağının bildirildiğini, bunun üzerine müvekkilince davalıya gönderilen 05.10.2018 tarihli yazıyla; EPİAŞ ve Aras EDAŞ yazılarına atıf yapılarak, taraflar arasındaki sözleşmenin "Sözleşmenin Feshi ve İşin Tasfiyesi" başlıklı (35.1.1.) ve (16.) maddeleri ile teknik şartnamenin (12.) maddesi uyarınca yatırılan teminata el konulduğu, ayrıca sözleşmenin biteceği 31.12.2018 tarihine kadar Aras EDAŞ'a ödenecek tüketim bedeli ile davacı şirketin ödeyeceği tüketim bedelleri arasındaki farklardan dolayı ortaya çıkacak kamu zararına karşılık olarak Temmuz ayı hak edişinin ödenmeyeceği ve oluşacak kamu zararının tamamı belirlenene kadar sözleşme ve mevzuat hükümleri gereğince Üniversitedeki hak edişlerine ve teminatına bloke konularak bekletileceği, bu tarihten sonra ise genel hükümlere göre hesaplama yapılacağının bildirildiğini, davacının EPİAŞ'a yatırması gereken teminatı tamamlamaması nedeniyle kusurlu olup müvekkilini zarara uğrattığını, sözleşme ve mevzuat hükümlerine göre bu zararın davacının alacaklarından mahsup edilmek suretiyle giderilmesi gerektiğini, davacı şirketin Ağustos 2018 ilâ Aralık 2018 tarihleri arasında 5 aylık elektrik temin taahhüdünü yerine getiremediğinden bu süre için Aras EDAŞ'tan daha yüksek bedelle elektrik temin ettiklerini, Ağustos ayında 25.047,71 TL, Eylül ayında 66.465,12 TL, Ekim ayında 211.550,12 TL, Kasım ayında 220,083,39 TL ve Aralık ayında 232,883,50 TL fazla ödeme yaptıklarından kamu zararı oluştuğunu, takibe yapılan itirazın haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı şirketin davalı Üniversite yerleşkelerine ait aboneliklere toplam 701.883 kWh değerinde elektrik enerjisi sağladığı, davalı tarafından ödenmemesi sebebiyle davacının bu tüketim bedelini son ödeme tarihi ile takip tarihine kadar işlemiş gecikme zammıyla birlikte davalıdan talep edebileceği, icra takip tarihi itibariyle de alacağının toplam 306.595,86 TL olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna yazılan müzekkereye verilen cevapta, davacı şirkete 06.01.2011 tarihinden itibaren 20 yıl süreyle geçerli olmak üzere elektrik tedarik lisansı verilmiş olup lisansın iptaline ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığının bildirildiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190. maddesinde; ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, kanuni bir karineye dayanan tarafın sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında olup kanunda öngörülen istisnalar dışında karşı tarafın kanuni karinenin aksini ispat edebileceğinin belirtildiği, dosya içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgelere göre davacının iddialarını ispatlamış olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 306.065,35 TL asıl alacak (fatura bedeli) yönünden davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacak miktarının likit (belirlenebilir) nitelikte olup yasal şartları oluştuğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si olan 61.213,07 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki elektrik enerjisi alımına ilişkin 12.01.2018 tarihli sözleşmenin (16.1.1.) maddesinin; "Yüklenici, işlere gerekli özen ve ihtimamı göstermeyi, sözleşme konusu malı/işi, sözleşme ve ihale dokümanlarına göre belirlenen süre, miktar ve bedel dahilinde gerçekleştirmeyi ve oluşabilecek kusurları sözleşme hükümlerine uygun olarak gidermeyi kabul ve taahhüt eder. Yüklenici, üstlenmiş olduğu iş ve bu işe ilişkin programa uygun olarak, malın süresinde teslim ve montajı için gerekli her türlü makine, araç ve yardımcı tesisleri hazırlamak, her türlü malzemeyi ve personeli sağlamak zorundadır. İdarenin uyarı ve talimatlarına uymaması veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin ihlal edilmesi nedeniyle idarenin ve/veya üçüncü şahısların bir zarara uğraması halinde, her türlü zarar ve ziyan yükleniciye tazmin ettirilir." şeklinde; takip eden (16.1.2) maddesinin ise; "Yüklenici, işin yapımı sırasında 4735 sayılı Kanun ile yürürlükteki diğer kanun, tüzük, yönetmelik ve benzeri mevzuat hükümlerine de uymakla yükümlüdür. Yüklenicinin bu yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle ortaya çıkan zararlar ile üçüncü kişilere, çevreye veya idare personeline verilen zarar ve ziyandan yüklenici sorumludur. Bu şekilde meydana gelen zarar ve ziyanın idarece tazmin edilmesi halinde, tazmin bedeli yüklenicinin alacaklarından kesilmek suretiyle tahsil edilir. Yükleniciden yapılacak kesintilerin idare alacağını karşılayamaması durumunda kalan miktar yüklenicinin kesin teminatı ile varsa ek kesin teminatı paraya çevrilmek suretiyle karşılanır. İdare alacağının bu şekilde dahi tahsil edilemediği durumlarda, alacak miktarı genel hükümlere göre yükleniciden tahsil edilir." şeklinde düzenlendiği, buna göre sözleşmenin (16.1.1.) maddesine aykırılık nedeniyle hak edişlerden bir kesinti yapılabileceği yönünde taraflar arasında bir anlaşma bulunmadığı ve somut olayda davalının taahhüdünü yerine getirmemesinin bu madde kapsamında kaldığı, davacı şirketin sözleşmenin beş aylık kısmında enerji temin etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığı, bu durumun ise sözleşmenin (16.1.2.) maddesinde düzenlenen aykırılıklara girmediği, bu itibarla (16.1.2.) maddesinde düzenlenen hak edişlerden kesinti yapılabileceği düzenlemesinin somut olayda uygulanamayacağı, alacak miktarının likit olduğu gözetilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, sözleşmeye aykırı olarak edimini yerine getirmeyen davacının müvekkilini zarara uğratmış olduğunu, oluşan kamu zararı nedeniyle takibe haklı olarak itiraz ettiklerini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; taraflar arasındaki elektrik alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplere göre yapılan inceleme sonucunda; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde, 12.01.2018 tarihli elektrik alım sözleşmesinin (16.1.1.) maddesinde davacının hak edişlerinden kesinti yapıldığı, ancak anılan madde hükmüne aykırılık nedeniyle davacının hak edişlerinden kesinti yapılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, davalının taahhüdünü yerine getirmemesinin bu madde kapsamında kaldığı, davacı şirketin ise sözleşmenin son beş aylık kısmında enerji temin etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığı belirtilmiş ise de, sözleşmenin gerek anılan maddesinin gerekse takip eden (16.1.2.) maddesinin somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, zira anılan sözleşme hükümlerinin yüklenici sıfatıyla davalıya elektrik temini sağlayan davacı şirketin yükümlülüklerini düzenlediği, davacının ise bu madde hükümlerine aykırı bir eyleminin bulunmadığı, davacının sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek 2018 Temmuz ayı sonuna kadar davalı tarafa elektrik tedariki sağlamış olduğu, bu tarihten sonra davalıya elektrik temin edememesinin ise davacının sözleşme kapsamında kalan bir kusurundan kaynaklanmadığı, hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının temin ettiği 2018 Temmuz ayı elektrik tüketim bedelini, son ödeme tarihi ile takip tarihine kadar işlemiş gecikme zammıyla birlikte davalıdan talep edebileceği anlaşıldığından, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibariyle doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması 6100 sayılı Kanun'un 370/4 maddesi hükmü gereğidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/455, K. 2025/1009, T. 20.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-455-e-2025-1009-k-553bdb3fb743