Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3108 E. 2025/2069 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3108
- Karar No
- 2025/2069
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1380 E., 2024/1901 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/299 E., 2024/9 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ... tarafından müvekkili aleyhine, İstanbul 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/211 E. sayılı dosyasında noter satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığını, davalının davaya konu İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, ... Mah. 397 Ada, 2 parsel sayılı taşınmazla ilgili Beşiktaş 6. Noterliğinde 26.12.1988 tarihli ve 11227 yevmiye nolu taşınmaz satış vaadi sözleşmesine delil olarak dayandığını, bu sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin hiçbir zaman davalı ... ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdetmediğini ve bu amaçla notere gitmediğini belirterek, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin sahte olduğunun tespiti ile senedin iptalini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davacının İstanbul 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/211 E. sayılı dava dosyasını sürüncemede bırakmak amacıyla işbu davayı açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Beşiktaş 6. Noterliği, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından davacı aleyhine evvelden açılmış bir eda davası bulunduğu, davacının anılan eda davasında ileri sürülen bir delile ilişkin olarak sahtelik iddiasında bulunması ve ayrı bir tespit davasına konu etmesinde hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese bile Mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... tarafından davacı aleyhine tapu iptali ve tescil talebiyle açılmış bir eda davası bulunduğu, davacının söz konusu eda davasında ileri sürülen bir delile ilişkin olarak sahtelik iddiasında bulunması ve ayrı bir tespit davasına konu etmesinde hukuki yararı bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; İstanbul 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/211 E. sayılı dosyasından verilen kesin süre üzerine işbu davanın açıldığını, sahtelik davasına konu iddia ve delillerin anılan dava dosyasında itiraz olarak ileri sürüldüğünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 208/4 maddesinde açıkça, görülmekte olan bir davada sahtelik iddiasının ileri sürülmesi halinde, Mahkemece ayrı bir dava açmak üzere ilgilisine süre verileceğinin belirtildiğini, bilirkişi tarafından yapılan incelemeyi kabul etmediklerini ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin sahte olduğunun tespiti ve senedin iptali istemine ilişkindir. 1. Davacı vekili, müvekkilinin yerine sahte imza atılarak sözleşmenin düzenlendiğini, dava dışı noterlikçe tasdik olunan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmektedir. Noter sözleşmesinde yer alan imzanın inkarı nedeniyle açılan dava, 6100 sayılı Kanunun 208/4 maddesi anlamında açılmış bir sahtelik davasıdır. Mahkemece, davalı tarafından davacı aleyhine tapu iptali ve tescil talebiyle açılmış bir eda davası bulunduğu, davacının söz konusu eda davasında ileri sürülen bir delile ilişkin olarak sahtelik iddiasında bulunması ve ayrı bir tespit davasına konu etmesinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Sahtelik davası bir tespit davası niteliğinde olmayıp 6100 sayılı Kanun'un 208/4 maddesinde belirtildiği üzere, kural olarak müstakil bir davaya konu edilebilir. Şu halde, kural olarak davada davacının hukuksal yararının bulunduğunun kabulüyle, davanın esasına girilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2. 6100 sayılı Kanun'un 208/1 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (1512 sayılı Kanun) 82/3 maddeleri hükümlerine göre noterlikçe onaylanan imza, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir. Böyle bir imzanın sahteliği iddiası ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup, sabit görülmesi halinde noterin 1512 sayılı Kanun'un 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir. 6100 sayılı Kanunun 208/4 maddesi gereğince, resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Şu halde onaylı imzanın sahteliği iddiasının bu imzayı onaylayan noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/4 maddesinde, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret edilmiştir. Usul ekonomisi ilkesi yasalarda belirlenen düzenleme çerçevesinde yargılamanın kolaylaştırılmasını, yargılamada öngörülen olağan zaman süresinin aşılmamasını ve gereksiz gider yapılmamasını amaçlar ve bunu hâkime bir görev olarak yükler. Bu bağlamda, basitlik, hızlılık ve ucuzluk usul ekonomisini oluşturan unsurlar olarak ortaya çıkar. Usul ekonomisinin bir unsuru olan hızlılık, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde, “makul sürede yargılanma hakkı” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ilke gereğince hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla da yükümlüdür. Maddi hata sonucu tarafta yapılan ve kötü niyetli olmayan hata, usulün elverdiği mecra kullanılarak giderilebilecek iken, gerekmediği halde dava reddedilerek yeni bir dava açmak üzere davacıya gereksiz masraf yaptırılması usul ekonomisi ilkesine aykırıdır. 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi, belirli hâllerde iradî taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak yasa koyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; somut olayda, davacı tarafından ilgili evraka resmiyet kazandıran Noter ... İçin'in davalı olarak gösterilmesi gerekirken, Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı Beşiktaş 6. Noterliğinin davalı olarak gösterildiği ve Mahkemece tüm tebligatların işbu davalıya yapıldığı görülmüştür. Bu durumda davacının dava dilekçesinde, davalı tarafı yanlış göstermiş olması maddi hataya ve kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olup, dürüstlük kuralına da aykırı olmadığından, davacının taraf değişikliği talep etmesi durumunda bu talebin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; 6100 sayılı Kanunun 124. maddesi gereği davanın, ilgili evraka resmiyet kazandıran Noter ... İçin'e yöneltilmesi hususu davacıya hatırlatılarak, davacının talep etmesi durumunda talebi kabul edilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle davanın esasına girilmesi gerekirken, noterin yokluğunda karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davacı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.