Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/901 E. 2025/6697 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/901
Karar No
2025/6697
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1443 E., 2022/12 K. . İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.11.2025 günü hazır bulunan davacı ... mirasçıları vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... aleyhine çeke dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, takipteki çekin altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalıyla herhangi bir ticari ilişkisinin de bulunmadığını ileri sürerek çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

Davacı ... yargılama aşamasında vefat etmiş olup, mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekteki imzanın davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI Mahkemece dava konusu çekle aynı şahıs tarafından imzalanmış daha önce itirazsız ödenen bir adet çek bulunduğu, bir adet çekin bulunmasının genel bir uygulama olduğu anlamına gelmeyeceği, sonuç olarak dava konusu çekteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, çek nedeniyle davacı ...'un (mirasçılarının) davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece, 11.07.2023 tarihli ek karar ile davacı vekilinin hükmün tamamlanması talebinin kabulüne, 11.01.2022 tarihli hükmünde 1 no.lu bendin devamında gelmek suretiyle; 325.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06.01.2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan istirdatına, işbu ek kararın 11.01.2022 tarihli hükmünün eki sayılmasına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, çeke dayalı takipte borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Yazı veya imza inkârı" kenar başlıklı 208 inci maddesinde; "(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir." düzenlemesi mevcuttur.

6100 sayılı Kanun'un "Sahtelik incelemesi" kenar başlıklı 211 inci maddesinde; (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir." hükümlerine yer verilmiştir.

15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin (4 sayılı Kararname) "Adli Tıp Üst Kurullarının Görevleri" kenar başlıklı 16 ncı maddesi şöyledir: a)Adlî tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla kanaat verici nitelikte bulunmayıp sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, b)Adlî tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, c)Adlî tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, d)Adlî tıp ihtisas kurulları ile Adlî Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar. (2)Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış olur. (3)Fizik ve İhtisas Dairelerinin genişletilmiş uzmanlar heyetinin çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.

Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin "Adlî Tıp Genel Kurulunun Çalışma Usulüne Ait Genel Hükümler" kenar başlıklı 23 üncü maddesinin (ı) bendi; "Fizik ihtisas dairesi adlî belge inceleme şubesi ve trafik ihtisas dairesinin işleri Adlî Tıp Genel Kurulunda incelemeye alınmaz. Bu dairelerden birinin raporu ile diğer bir bilirkişi raporu arasında çelişki varsa, mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle ihtisas dairesi en az yedi uzmanın katılımıyla rapor hazırlar. Bu rapora daha önceki raporda imzası bulunan uzmanların, ihtisas dairesindeki görevi devam ettiği sürece, katılımı zorunludur. İhtisas dairesindeki uzman sayısının yediden fazla olduğu durumlarda, bu raporlarda görüş bildirecek uzmanlar her ay ihtisas dairesi başkanı huzurunda çekilecek kura ile belirlenir. Fizik ihtisas dairesinin adlî belge inceleme şubesi dışında kalan şubelerinde de yeterli sayıda uzman olduğu takdirde aynı hükümler geçerlidir. Kararlar oy çokluğu ile alınır. Eşitlik halinde daire başkanının bulunduğu taraf oy çokluğu sağlamış sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.

Somut olayda, alacaklı ... vekili tarafından borçlu ... aleyhine ... Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/23527 E. sayılı dosyasında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine dayanak 190.000,00 TL bedelli ve 21.11.2012 keşide tarihli çeke göre keşideci borçlu ...'dur. İşbu davada borçlu vekili, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

Mahkemece alınan ve adli tıp uzmanı Uzm. Dr. ...tarafından düzenlenen 25.01.2016 tarihli kök raporda, çekteki imzanın davacıya ait olmadığı belirtilmiş, davalı vekilinin itirazı üzerine alınan ek raporda ise borçlu ... tarafından daha önce ödenen 8 adet çekte yer alan imzalardan 7 adedinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığı, 18.09.2010 tarihli 1 adet çekteki imzanın ise davacıya ait olduğu belirtilmiştir. İtiraz üzerine, ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 10.07.2019 tarihli üç kişilik bilirkişi raporunda ise davaya konu çekteki imzanın davacı ...'un eli ürünü olduğunun tespit edilmesi üzerine raporlar arasında oluşan çelişki sebebiyle yeniden bilirkişi incelemesine başvurulmuş ve ... Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü tarafından tanzim edilen 20.05.2010 tarihli heyet raporunda ".. İlgili şahsın orijinal kabul edilen imzaları arasında çelişkiler gözlemlenmiş olup .... ... isimli şahsın imzalarının yatay sağa doğru bir çizgi ile başladığı ve aynı eksende geri dönen çizginin sola, sonra sağa yukarı bir daire çizdiği, aynı çizginin aşağıya indiği noktada aşağıdan yukarıya doğru birkaç bukle yaptığı, bu bukleler sonucunda ise yukarı kaligrafik “S” harfi yaparak aşağıya doğru bir çizgi ile devam ettiği ve sola doğru yatay çizgi ve aynı çizginin sağa doğru devamı ile imzanın bitirildiği, imzanın tek seferde yapıldığı, aynı isimli şahsın 18.09.2010 tarihli çek üzerindeki imzasında ise imzanın başlangıçtaki büyük dairesel hareket ile bukleler arasında bir kopukluk olduğu bu nedenle imzanın iki aşamalı olarak yapıldığının anlaşıldığı, bu imzanın şahsa ait olduğunun mahkemece kabul edilmiş olduğu, dava konusu 21.11.2012 tarihli çekin üzerindeki imzanın da iki aşamalı olduğu, tek seferde yapılmadığı, bu iki farklı türdeki imzaların değerlendirilmesinde sayın mahkeme ve taraflar, 18.09.2010 tarihli çek üzerindeki ... imzasını orijinal imzalar dahilinde tutacak ise o zaman 21.11.2012 tarihli çekin üzerindeki imzanın da aynı isimli şahsın imzası olarak kabul edilmesi gerektiği ...'' sonucuna ulaşılmıştır.

Her ne kadar Mahkemece alınan ilk rapor ile ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen ikinci rapor arasındaki çelişkinin ortadan kaldırılması amacıyla ... Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nden rapor alınması yoluna gidilmiş ise de yukarıda özetlenen son raporun ilk iki rapor arasındaki çelişkiyi giderici nitelikte olmadığı açıktır.

Bu itibarla, takibe dayanak çek üzerindeki keşideci imzasının davacının eli ürünü olup olmadığı noktasında raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması ve bu raporun değerlendirilmesi, gerekli görülmesi halinde ise 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince bir inceleme yapılması ve bu suretle alınacak bilirkişi raporu değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, hükmün açıklanan bu sebeple bozulması gerekmiştir.

2. Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı mirasçılardan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/901, K. 2025/6697, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-901-e-2025-6697-k-64bd6dca2f44