Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/5169 E. 2024/3342 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5169
- Karar No
- 2024/3342
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/30 E., 2023/230 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının, davalı ile hiçbir ticari münasebeti veya alışverişi olmadığını, işlettiği otelin kira bedelini ödemek amacıyla dava dışı ...'e kiraya verene verilmek üzere 20.000,00 TL bedelli çeki verdiğini, ancak ...'in çeki kiraya veren yerine davalıya verdiğini, davalı ile bir araya gelerek 11.12.2012 tarihli araç satış sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşmeye göre davalının çeki davacıya iade edeceğinin, ayrıca aracın dört kredisini de ödeyerek geri kalan 9.000,00 TL'yi de aracı satarken vereceğini kararlaştırdıklarını, ancak davalının kötü niyetli olarak çeki iade etmeyip icra dosyası ile ... isimli kişiye temlik ettiğini, davalı taahhüdünü yerine getirmediğinden davacının satışını vermediği aracını geri aldığını, sonrasında davalının taahhüt senedi olarak verdiği boş bonoyu doldurarak davacı aleyhinde icra takibi başlattığını, davalıya borcu olmadığını ileri sürerek; 35.000,00 TL bedelli bonodan dolayı başlatılan icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin iadesine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; kambiyo ilişkisinin altında esas itibari ile bir asıl borç ilişkisi olduğunu, kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliğinin, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsız olduğunu, müvekkilinin araç satış sözleşmesi imzalandığı, davacının sözleşme şartlarına riayet etmediğini, senet bedelinin müvekkiline ödenmediğini, aracın devrinin yapılmadığını, sözleşmenin (5.) maddesinde aracın kredili olması dolayısı ile noterde satışı yapılamadığı takdirde 35.000,00 TL'lik senedin tahsile koyulacağının açıkça belirtildiğini, davacının aracı teslim etmesinin ardından müvekkilinin araç için yaklaşık 5.000,00 TL masraf yaptığını, daha sonra davacının müvekkiline haber vermeden aracı alıp gittiğini, aracın halen kayıp olduğunu savunarak, husumet yokluğu nedeni ile davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 13.04.2023 tarihli ve 2023/30 E., 2023/230 K. sayılı kararla; davalının 2013/2651 E. sayılı takip dosyasındaki alacağını temlik ettiği gerekçesiyle, husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13 ncü Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarihli ve 2016/14728 E., 2019/4495 K. sayılı ilamıyla; davalı tarafından davacı aleyhine 20.000,00 TL bedelli çek ile 35.000,00 TL bedelli bono nedeniyle iki ayrı takip başlatıldığı, Mahkemenin gerekçesinde yer verdiği 2013/2651 E. sayılı takibin 20.000,00 TL bedelli çeke ilişkin olduğu, davanın ise 35.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak davalı tarafından başlatılan takip nedeniyle açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna göre davacının talebi doğrultusunda bir inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. B. Görevsizlik Kararı Bozma kararına uyan Mahkeme; Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından Sakarya'da 01.092021 tarihinden itibaren Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup faaliyetine başlamasına karar verildiği, eldeki davanın da TTK'nın 4 üncü maddesinde belirtilen ticari davalardan olduğu gerekçesiyle, dosyanın görevli ve yetkili Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. Gerekçe Değiştirerek Onama Kararı 1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 20.12.2021 tarihli ve 2021/378 E., 2021/193 K. sayılı kararla; somut uyuşmazlığın taraflar arasındaki araç satış sözleşmesinden kaynaklandığı, buna göre davacının salt kambiyo senedine dayanmadığı, davacı temel ilişkiye dayandığından mevcut olaya temel ilişkiye dayanan hukuk kurallarının uygulanması gerektiği, davacının iddiasına göre sözleşmenin araç satış sözleşmesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 2 nci maddesi dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir de olmadığı, yine Mahkemece verilen ilk kararın temyiz incelemesinde Mahkemenin görevsiz olduğuna ilişkin bir değerlendirmenin de yapılmadığı gerekçesiyle, görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2. Dairece verilen 11.05.2022 tarihli ve 2022/2968 E., 2022/4439 K. sayılı ilamla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamasını yapacak ve çözecek Mahkemenin, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan Asliye Hukuk Mahkemesi olup, dava tarihinden sonra kurulan ve faaliyete geçirilen Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davaya bakılmasının mümkün olmadığı, Mahkemenin davanın ticari davalardan olmadığı yönündeki gerekçesi usul ve kanuna uygun değilse de, sonucu itibariyle doğru olan hükümdeki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün gerekçesinin değiştirilmesi ve düzeltilmiş bu şekli ile onanmasına karar verilmiştir. C. Mahkemece Gerekçe Değiştirerek Onama İlamına Uyularak Verilen Karar Onama ilamı üzerine dosyanın gönderildiği Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 11.12.2012 tarihli belgede tarafların araç satış bedelini 35.000,00 TL olarak belirledikleri, davacının verdiği 30.11.2012 tarihli 20.000,00 TL bedelli banka çekine karşılık 20.000,00 TL'nin verilmiş sayıldığı ve bu çekin davacıya iade edileceği, davacıya ait araç kredi taksitlerinin davalı tarafından ödeneceği, kalan 9.000,00 TL'nin aracın devrinde verileceği ve neticede aracın devrinin davacıdan kaynaklanan bir sebeple verilememesi halinde teminat olarak verilen senedin takibe konulacağı hususunun yazıldığı, davacının aracı davalıya teslim ettiği ancak davalının taraflar arasındaki adi yazılı anlaşmaya göre 20.000,00 TL bedelli çeki davacıya iade yükümlülüğünü yerine getirmediği, aksine çeki üçüncü kişiye vererek davacı ile aralarındaki anlaşmaya aykırı davrandığı, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle davacının aracını geri aldığı, davacının takibe konu 35.000,00 TL bedelli senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını ispat ettiği ve belirtilen şekilde anlaşmaya aykırı davranan davalının teminat olarak kendisine verilen senedi bu şekilde takibe koyamayacağı, davacının icra dosyasına konu 10.12.2012 tarihli ve 35.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığı, davaya konu senedin davalı tarafça kötüniyetli olarak takibe konulduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacının davaya konu icra dosyasına konu 10.12.2012 tarihli 35.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin kabulü ile icra takibinde belirtilen toplam alacağın %20'sine tekabül eden 5.125,95 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının dava dilekçesindeki talep kısmı ile hüküm arasında farklılıklar olduğunu, davacının 2014/860 E. sayılı dosyası ile ilk davasını açtığında davalıya 35.000,00 TL borcu olmadığından bahisle bunun tespitini ve bonoyu iade istediğini belirttiğini, kararda bu taleplerle ilgili hüküm kurulmadığını, dava içeriği ve farklı icra dosyalarındaki işlemler için dahi olsa davacının davasını genişletemeyeceği gibi yeni talep ve beyanlarına ilişkin de davalının bir muvafakat ya da davacının ıslaha ilişkin bir beyanının olmadığını, davacının dilekçesinde borçlu olmadığının tespitini istediği icra dosya numarası ile Mahkemenin hüküm altına aldığı icra dosyalarının farklı olduğunu, taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, davalının iddia ettiği davacının sözleşme şartlarına aykırı davranıp davranmadığı, aracı teslim alıp gittiği, bankadan çektiği kredilerin ödenmesine ilişkin delil ve beyanlarının hiçbirinin davaya konu edilmediğini, ilgili kurumlardan ve bankalardan gerekli belgelerin istenmediğini, taraflar arasında araç satış sözleşmesi akdedilse de davacının sözleşme şartlarına riayet etmediğini, senet bedeli taraflarına ödenmediği gibi aracın tesliminin de davalıya yapıldığını ancak davalının iyi niyetini koruyarak davacının noterde devrini yapması için beklese de bu hususun gerçekleşmediğini, sözleşmenin (5.) maddesinde aracın kredili olması dolayısı ile noterde satış yapılamadığı takdirde 35.000,00 TL'lik senedin tahsile koyulacağının açıkça belirtildiğini, davacının aracı teslim etmesi sonrasında davalının araç için 5.000,00 TL masraf yaptığını, davacının aracı davalıdan habersiz şekilde alıp gittiğini, harici araştırmalarda ise araç hakkında hacizlerin olduğu ve devrin imkansız olduğunun görüldüğünü, davacının dayanmadığı delile dayanarak karar verildiğini, icra dosyasına bakıldığında davalı bonoyu takibe koyarken bedeli olan 35.000,00 TL 'den değil, borçlu olduğu miktar olan 25.000,00 TL'den takibe koyduğunu, davalı kötü niyetli olsa bonoyu 35.000,00 TL'den takibe koyacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının icra dosyasına konu edilen senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un "İspat yükü” başlıklı 190 ıncı maddesi. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun“İspat yükü” başlıklı 6 ncı maddesi. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarihli ve 2012/12-768 E, 2013/312 K. ve 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı ilamları. 3. Değerlendirme 1. Yukarıda yer verilen ilamlarda da belirtildiği üzere, takip dayanağı bir senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. 2. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; taraflar arasında 10.12.2012 tarihli dava konusu aracın satışı hususunda anlaşmaya varıldığı ve ödemelerin ne şekilde yapıldığı ya da yapılacağı hususlarının yazılı olduğu tarafların imzasının bulunduğu protokol başlıklı belgenin düzenlendiği, sonrasında 10.12.2012 tarihli bu belgenin iptal edilip yine taraflar arasında düzenlenen 11.12.2012 tarihli tarafların ad ve soyadları ile imzalarının yer aldığı ve davalının imzaya itirazının da bulunmadığı, adi yazılı belgede ise dava konusu aracın satışı hususunda anlaşmaya varıldığı ve ödemelerin ne şekilde yapıldığı ya da yapılacağı hususlarının ve araç kredili olduğundan aracın satışı noterde yapılamadığı takdirde davalıya davacı tarafından teminat senedi olarak 35.000,00 TL bedelli senedin verildiğinin açıkça belirtildiği, davalının takibe konu senedin kendisine teminat olarak verildiği iddiasını kabul ettiği, davacının aracı davalıya teslim etmesine karşın davalının taraflar arasındaki adi yazılı anlaşmaya göre 20.000,00 TL bedelli çeki davacıya iade yükümünü yerine getirmediği gibi çeki üçüncü kişiye vererek davacı ile aralarındaki anlaşmaya aykırı davrandığı, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle davacının aracını geri aldığı, davacının takibe konu 35.000,00 TL bedelli senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasının dosya kapsamındaki deliller ve özellikle 11.12.2012 tarihli adi yazılı belge ile ispatlandığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439 uncu maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.