Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2026/250 E. 2026/7121 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2026/250
Karar No
2026/7121
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Yargitay CBS İtiraz No : KD-2020/96568 TALEBE KONU KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 2018/2469 E., 2020/672 K. sayılı ilamı SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma TALEBE KONU MAHKEME HÜKMÜ : TCK'nın 314/2; 3713 sayılı Kanun'un 5/1; TCK'nın 62, 53 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TALEBE KONU DAİRE KARARI : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.10.2025 tarihli, 2022/19957 E., 2025/23826 K. numaralı ilamı TALEPTE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavılığının itiraz yazısı üzerine dava dosyası incelenip gereği düşünüldü: 1. İTİRAZIN KONU VE KAPSAMI Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2026 tarih, KD-2020/96568 sayılı yazısında: İTİRAZ NEDENLERİ : İtiraz konusu, sanık müdafiinin 28.10.2025 tarihli temyiz talebinin, kendisinden sonra sanığa yapılan tebliğ tarihi itibariyle süresinde kabul edilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Sanık müdafii, istinaf kararın kendisine tebliğ edildiği 22.09.2020 tarihi itibariyle, süresinde temyiz talebinde bulunmamış olmasına karşın sanığa tebliğ edildiği 19.10.2020 tarihi itibariyle 28.10.2020 tarihinde süresinde temyiz ettiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli 2019/16-5 73... /119 sayılı kararında; bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının, içeriği hakkında bilgi sahibi olma hakkı ve müdafinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması hâlinde eski hâle getirme imkânı olan sanığa Tebligat Kanunu'nun 11 inci maddesinin son cümlesi uyarınca tebliğ edilmesi gerektiğinin..." belirtilmiş olması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli 2024/2-2 09... /168 sayılı kararında, yukarıda belirtilen 2022/119 K. sayılı anılan içtihada atıfta bulunmak suretiyle "bu içtihatla aynı düşünceyi benimsemekle birlikte..., gerekçeli karar tebliğ edilen müdafinin, öngörülen usul ve şartlara uygun olarak kanun yolu başvurusunda bulunmadığı hâllerde gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeyen sanığa da tebliğ mazbatası çıkarılarak kanun yolu süresinin, tebliğ tarihinden ya da kararı öğrendiğini beyan ettiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğinin..." belirtilmiş olması da göz önüne alınmakla, sanık müdafiinin 28/10/2020 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulü gerektiği Kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.10.2025 tarihli, 2022/199 57... /23826 sayılı kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca sanık ... lehine itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulması gerekmiştir. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.10.2025 tarihli, 2022/199 57... /23826 karar sayılı sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca REDDİ kararının KALDIRILMASI, 3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 14.09.2020 gün, 2018/2469 E. - 2020/672 K. sayılı kararı kararıyla ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmüne yönelik verdiği istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın esasına girilmek suretiyle incelenerek, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, gerekçeye, eylemlerin nitelendirilmesine göre sanık müdafiinin, kararın bozulmasına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİ ile hükmün ONANMASINA, karar verilmesi, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, Arz ve talep olunur. denilerek sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulduğu belirtilerek kararın düzeltilmesi için itirazda bulunulmuştur.

.2. YARGILAMA SAFAHATI VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME Sanık ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 54, 55... . maddeleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.08.2018 tarih ve 2017/139 esas, 2018/204 sayılı kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince mahkûmiyetine karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 14.09.2020 tarihli, 2018/2469 esas ve 2020/672 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.03.2022 tarihli ve 3- 2020/96568 sayılı temyiz talebinin süre yönünden reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.10.2025 tarihli ve 2022/19957 esas, 2025/23826 sayılı kararı ile; "Sanık müdafiine UYAP sisteminden 22.09.2020 tarihinde tebliğ edilen karara karşı süre sonrası 02.11.2020 tarihinde temyiz dilekçesi sunduğu, kararın sanığa 19.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, ancak sanığın herhangi bir temyiz dilekçesi sunmadığı, dosya içerisinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 295. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren herhangi bir gerekçeli temyiz dilekçesi bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE," karar verilmiştir. İtiraz ve ekli dosya 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile değişik CMK'nın 308/2, 3. madde ve fıkralarınca Dairemizce incelendiğinde;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz sebepleri usül ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmekle yerinde görülmüştür. 3. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz talebinin KABULÜNE, 2. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.10.2025 tarihli ve 2022/19957 esas, 2025/23826 Karar sayılı temyiz isteminin süre yönünden reddine dair kararının KALDIRILMASINA, 3. Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; a. Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarih, 9-148/169 sayılı ve ... başvurusu üzerine verilen AYM’nin 6.2.2020 tarih, 2017/22672 sayılı kararları ile Dairenin 26.5.2016 tarih, 2016/1697, 2016/3295 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türk Ceza Muhakemesi Hukuku'nun benimsediği sisteme göre, kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. (5271 sayılı Kanun madde 193/1) Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır. Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi, iddia/savunmaları destekleyecek argümanları ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiyle sanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı elde etmektedir. Bununla birlikte video konferans uygulaması, diğer hususların yanında tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacını taşımaktadır (Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 70). Bu nitelikteki imkânlara başvurmak bizzat duruşmada hazır bulunma hakkının amaçlarıyla çelişmemektedir. Fakat tutuklunun veya hükümlünün yargılama sürecini takip edebilmesi, duruşmada dinlenen insanları görebilmesi ve sarf edilen ifadelerden haberdar olabilmesi, ayrıca kendisinin de mahkeme, tanıklar ve diğer ilgililer tarafından görülmesinin ve dinlenilmesinin teknik engeller bulunmaksızın garanti edilmesi gerekir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/10/2010, § 98; Marcello Viola, §§ 72-74). Duruşmada hazır bulunma hakkı, özellikle hükme tesir edebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başka esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın duruşmada hazır bulunmasını kural olarak gerekli kılar. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle zorunlu/gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince genel, soyut ve klişe cümlelerle değil somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan video konferans yöntemi ile duruşmalara katılımın zorunlu/gerekli olduğunun ortaya konulması halinde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından gözönüne alınmalıdır. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren bir işlem olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı K.H.K’nın 147. maddesiyle değişik CMK’nın 196/4. maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğuna ilişkin olaya özgü ilgili ve yeterli gerekçeleri somut olgulara dayandırılarak da gösterilmeden ve temyiz dilekçesinde kendisine yeterince savunma hakkı verilmediğini ifade eden sanığın, mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın tutuklu bulunduğu Kayseri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda SEGBİS yöntemiyle savunması alınıp son sözü sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanun'un 196/4. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması, b. Kabul ve uygulamaya göre de: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ... iletişim sisteminin .../PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ev arkadaşının telefonuna By Lock indirip kullandığını kendisinin ... kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından; ilgili birimlerden güncel ... tespitine ilişkin belgelerin ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ... tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerden açık kimlik bilgilerine ulaşılanların bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının, yine aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, tespiti halinde sanığa ait ... tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi, hükümden sonra gelen sanık hakkında beyanda bulunan ... G. ve ...uhsin A.'ya ait ifade tutanaklarının okunması, bu kişilerin ayrıca tespiti halinde sanığa ait ... tespit ve değerlendirme tutanağında ekli kişilerin, mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a. maddesi uyarınca Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2026/250, K. 2026/7121, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2026-250-e-2026-7121-k-dfe2468cd8c7