Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2025/571 E. 2026/11385 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2025/571
Karar No
2026/11385
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1024 E., 2024/686 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/62 E., 2022/303 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığı görüldü; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Denetim muhakemesinin bir türü olan istinaf kanun yolunun Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul edilmesinin temel amacı, temyiz incelemesi sırasında gerçekleştirilemeyen “maddi meselenin” denetlenebilmesi düşüncesidir. İlk derece mahkemesi hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında yeniden karar vermek suretiyle kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma olanağı sunmaktadır. Ülkemizin kabul ettiği sistemde ilk derece mahkemesince yapılan yargılama tamamen değil, gerekli görülen durumda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Dar anlamda istinaf olarak da nitelendirilen bu denetim muhakemesi türünün düzenlendiği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinden biri olan 280. maddesinin başlığında “bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” ifadesine yer verilmesi ilgili düzenlemede bu terimin tercih edilmesi, istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin bulunduğuna işaret etme amacı taşımaktadır. Türk Ceza Adalet Sisteminde, kural olarak bölge adliye mahkemeleri sınırlı hallerde duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceği, diğer hallerde ise maddi meselenin çözümü noktasında “davayı yeniden görecek” mahkemeler olduğu açıkça ortaya konmuştur. Aksi düşünüldüğünde, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı verilmesi üzerine hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36 ve CMK’nın 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup, hukuka açık ve ağır aykırılık sonucuna yol açacaktır. Bölge adliye mahkemelerinin bozma kararı verilebileceği hallere CMK’nın 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki Kanun’un 289/1. maddesinde sayılan “hukuka kesin aykırılık halleridir” ikinci ise “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur. Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne/davanın esasına ilişkin olmayıp, muhakeme hukuku kurallarına aykırı davranılarak hüküm kurulmasına ilişkindir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 gün ve 2024/6-490-2025/197 sayılı kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine inceleme yapan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 20/11/2020 tarih ve 2019/651 esas, 2020/749 sayılı kararının CMK’nın 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açılmaksızın hükmün "... 1-) Karar tarihinden sonra İstinaf inceleme aşamasında dava dosyasına giren başka dosya sanığı Ethem Yusuf Kahraman'ın etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadeleri ve teşhis tutanaklarında sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin beyanda bulunduğu ve sanığın örgütün... mütevelli heyetinde yer aldığı ifade edildiğinden, anılan beyan ve aşama ifadelerin onaylı birer suretlerinin İstinaf/Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde dosya içerisine alınarak, CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra, gerekirse tanık olarak ifadesine başvurulup, sanığın mütevelli heyetinde görev alıp almadığının somutlaştırılması açısından... İlçe Emniyet Müdürlüğü Tem Şube Müdürlüğü nezdinde araştırma yapılması, mütevelli heyetinde yer aldığının tespit edilmesi halinde mütevelli heyetinde yer alan diğer şahıslar hakkında da soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı ve bu kişilerin sanık hakkında teşhis ve beyanlarının bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi, 2. Sanığın üzerine atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olan başka dosya şüphelisi olduğu anlaşılan İbrahim Katılmış’ın, sanığın 17/25 Aralıktan sonra da örgüt içinde faaliyet yürüttüğünü ifade etmesi karşısında İbrahim Katılmış’ın tüm aşama beyanlarının aslı ve onaylı suretlerinin getirtilerek CMK'nın 217. maddesi kapsamında duruşmada okunarak tartışılması, gerektiğinde tanık olarak dinlenmesi, 3. Örgüt mensupları hakkında soruşturma ve kovuşturmaların devam ettiği bir çok itirafcı tanığın beyanları ile örgüt mensuplarının ortaya çıkarıldığı, yürütülen soruşturmalar ile emniyet içerisinde mahrem imamlar yapısının deşifre edildiği anlaşılmakla, başka dosya şüphelisi veya sanıkları tarafından etkin pişmanlık kapsamında veya tanık olarak alınan ifadelerde sanıkla ilgili bir beyan veya teşhisin bulunup bulunmadığının araştırılarak var ise buna ilişkin tüm evrakın dosya içerisine konulması gerektiği anlaşılmakla; Yukarıda ifade edilen tüm bu deliller toplandıktan sonra, sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üyelik suçunu oluşturup oluşturmadığının karar yerinde tartışılması, ayrıca sonradan dosyaya giren tanık beyanı ve tanık beyanına dayalı olarak yapılacak araştırma sonucu da dikkate alınarak sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilgilerin konumu ile uyumlu ve faydalı bilgiler olup olmadığı hususunun Emniyet Müdürlüğü nezdinde araştırılarak sanık hakkında etkin pişmanlık koşullarının da oluşup oluşmadığının karar yerinde tartışılarak sanığın hukuki durumunun tayin ve taktiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de; 1. Sanık hakkında terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan TCK’nın 314/3. ve 220/7. madde yollaması ile TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra TCK’nın 220/7. maddesi uyarınca indirim yapılarak, 3713 sayılı TMK’nın 5/1. maddesi uyarınca da ½ artırım yapıldıktan sonra, TCK’nın 221/4. maddesi 2. cümle uyarınca indirim yapılmasından sonra TCK’nın 62/1. uyarınca sonuç ceza bulunması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılarak hüküm kurulması, 2. Sanığın atılı suç nedeniyle 05.02.2017 günü yakalandığı, aynı gün gözaltına alındığı ve 06.02.2017 tarihinde serbest kaldığı, bu şekilde 1 gün gözaltında kalmasına rağmen gözaltı süresinin karar başlığında gösterilmemesi, ..." nedenleriyle bozulmasına karar verildiği, fakat ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak gösterilmesi ve bu haller dışında hükmün bozulmasına karar verebileceği durumlar söz konusu olmamasına rağmen; bozma yetkisi geniş şekilde kullanılarak dosya üzerinden yapılan incelemeyle, ilk derece mahkemesinin direnme yetkisi ile tarafların kanun yoluna başvurma haklarını ellerinden alacak biçimde bölge adliye mahkemesinin verdiği bozma kararı ve bozma sonrası ilk derece mahkemesince verilen hükmün görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle CMK’nın sistematiğine aykırı, tarafların mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakılmalarına neden olacağından hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması karşısında, bölge adliye mahkemesince CMK'nın 280. maddesi birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılıp, taraflar da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının CMK’nın 304. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise bilgi için Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2025/571, K. 2026/11385, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2025-571-e-2026-11385-k-4508c741ead7