Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2024/13044 E. 2026/3068 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/13044
- Karar No
- 2026/3068
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/240 E., 2023/492 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/324 E., 2020/285 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyetkararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurusunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1. Sanık hakkında temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve ekinde yer alan mahrem raporunun 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile yargılamada mevcut mahrem raporu ile karşılaştırılması, çelişki bulunması halinde ilgili kurumlardan yeniden güncel raporun olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu, 2. 5271 sayılı Kanun’un 191. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak iddianamenin kabulü kararı okunmadan duruşmaya başlanılması, 3. İddianame anlatımında (...) isimli derneğe sanığın eşinin üyelik kaydının olduğuna dair yer verildiği, mahkemenin gerekçesinde ise aynı derneğe yönelik sanığın üyelik kaydının bulunması nedeniyle hükme esas alındığı, ancak dosyada yer alan 15.11.2018 tarihli tutanakta sanığın dernek kaydının olmadığına dair tespitin yapıldığı görülmekle, tüm bu anlatılanlar doğrultusunda çelişki oluşturulmak suretiyle CMK’nın 217/1. maddesine muhalefet edilmesi, 4. Kabul ve uygulamaya göre; Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, CMK'nın 104/3 maddesi gereğince tahliye talebinin REDDİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.