Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/4281 E. 2024/10522 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/4281
Karar No
2024/10522
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 28.Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2018 gün ve 2017/148 Esas 2018/64 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 19.12.2019 gün ve 2018/392 Esas 2019/851 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.01.2022 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının (lehe) temyiz istemleri özetle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanık hakkında ilgili birimlerden ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmesi gerektiğine, Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü " ..dosya kapsamında sanığın kullandığını kabul ettiği [TELEFON] numaralı hatta ilk tesbit tarihi 08/01/2015 olan ve FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kendi aralarındaki gizli haberleşmeyi sağlamak adına kullandıkları şifreli programın tesbit edildiği, buna ilişkin bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olduğu, sanığın yine dosya kapsamından 2004 yılında ... Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü kazandığı ve 2008 yılında da buradan mezun olduğu, beyanları itibariyle birden fazla okulda çalıştığı, 2012 yılında da Ankara'ya tayin olduğunun anlaşıldığı, mahkememizce yapılan araştırmalarda sanığın bank asyada hesabının bulunmadığı, 01.01.1992-16.02.2018 tarihleri arasında yurt dışı çıkış kaydının olmadığı, sanıkla ilgili havuz sorgu evrakının da dosyada bulunduğu, sanığın eşinin polis olduğu, aynı suçtan dolayı hakkında yakalama kararının bulunduğu, yukarıda da belirtildiği üzere sanığın kullandığı [TELEFON] numaralı telefon hattında ByLock isimli ve FETÖ/PDY mensuplarının kendi aralarındaki gizli haberleşmeyi sağlamak için kullandıkları şifreli haberleşme programının tesbit edildiği, bu hususun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/16.MD-956 esas 2017/340 karar sayılı, yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ve aynı dairenin 2017/1800 Esas 2017/4837 Karar ve 19.07.2017 tarihli kararında da açıkça vurgulandığı, bu kararlarda özetle ByLock isimli iletişim programının, güçlü bir kripto sistemiyle internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarıyla şifrelenerek iletilmesine dayanan bir sistem olduğu, bu iletişim programının özel bir sağlayıcı üzerinden yalnız örgüt üyelerinin kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen, üyelerin deşifre olmadan özel bir şifreleme yöntemi kullanarak kendi aralarındaki iletişim sağlayan bir program olduğu, bir başka deyişle kripto sistemiyle internet üzerinden haberleşmeyi sağlayan bir sistem olduğunun tesbit edildiği, yine bylock isimli iletişim programının suç delili olarak sayılabilmesi için örgüt talimatıyla ve örgüt içi gizliliği sağlamak için haberleşmek maksadıyla kullanıldığının teknik verilerle ispatlanması gerektiğinin de Yargıtay içtihatlarında vurgulandığı, bu hususun teknik verilerle ispatlanması noktasında mahkememizce gerekli ..., iletişim-baz ve GPRS kayıtlarının dosyaya getirtildiği, bu kayıtlara göre, sanığın ByLock isimli iletişim programına sözkonusu programa bağlantıyı sağlayan 9 adet sunucudan biri olan 46.166.164.181 numaralı IP üzerinden bağlandığı, ilk bağlantı tarihinin 08.01.2015 saat 00:04 ve adresin de ... Yolu 26.Km NO 396 ... Organize Sanayi Karşısı .../ANKARA olduğu, bu hususun GPRS ve iletişim-baz kayıtlarından tesbit edildiği, ... kayıtları itibariyle bylock isimli programa toplam 28 defa bağlantı yapıldığının belirlendiği, son bağlantının da 08/04/2015 saat 22:56' da 46.166.164.181 numaralı IP üzerinden yapıldığı, adresin yine ... Yolu 26.Km NO 396 ... Organize Sanayi Karşısı .../ANKARA olduğu, bu hususun da yine GPRS ve iletişim-baz kayıtları ile doğrulandığı, sanık hakkında silahlı terör örgütü suçlamasıyla kamu davası açıldığı, silahlı örgüt üyeliği suçunun; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenebileceği, bu nedenle eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerektiği, Yargıtay’ ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere örgüt üyeliğinin belirlenmesinde, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olma yani örgütle organik bağ olması, eylem ve faaliyetlerin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğun bulunması gerektiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarih 2017/1809 Esas 2017/5155 Karar sayılı ve benzer pekçok içtihatında örgüt üyesinden ne anlaşılması gerektiğinin vurgulandığı, yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas 2017/3 Karar( Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/956 esas 2017/370 karar sayılı ilamıyla da kesinleşen), 2017/1443 Esas 2017/4758 Karar, 2017/1779 Esas 2017/4841 Karar, 2016/7162 Esas 2017/4786 Karar sayılı içtihatlarıyla FETÖ/PDY nin silahlı terör örgütü olduğunun da tesbit edildiği, yapılan yargılama, toplanan deliller, mahkememizce belirtilen Yargıtay içtihatları ve tüm dosya kapsamından her ne kadar atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmış ise de sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile organik bağ içerisinde bulunarak yukarıda ayrıntılarıyla izah edilen ve münhasıran FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin kullanımına sunulan kriptolu iletişim sistemi olan bylock isimli programı örgüt içi gizli haberleşmeyi sağlamak maksadıyla telefonuna indirip örgüt üyesi olarak değerlendirilmesi gereken bir süre boyunca kullandığı, bu hususun yine yukarıda belirtilen ve birbirleriyle uyumlu ..., GPRS ve iletişim-baz kayıtları olarak dosyaya celbedilen teknik verilerle de ispatlandığının mahkememizce anlaşılmış olması karşısında sanığın aşamalardaki suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek yasal unsurları oluşan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine, sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin, yine hakkında tayin olunan netice ceza itibariyle CMK 231, TCK 50-51 inci maddelerinin ayrı ayrı uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır. IV. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın,ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilip, dosyaya sunulduğu takdirde ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ismi geçen şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, bu suçtan sanık olup olmadıklarının ve dosya sanığı ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması, var ise dosyalarının celp edilip incelenmesi, İstinaf aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan ... Kar adlı şahsa ait ifade ve teşhis tutanaklarının duruşmada okunarak, diyecekleri sorulduktan ve tüm bu şahısların duruşmada tanık sıfatıyla dinlenmeleri ile dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 19.12.2019 gün ve 2018/392 Esas 2019/851 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarınca Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/4281, K. 2024/10522, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-4281-e-2024-10522-k-ac746fc0c221