Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/35222 E. 2023/3623 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/35222
- Karar No
- 2023/3623
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
TUTUKLU İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.04.2022 tarihli ve 2021/609 Esas, 2022/206 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2022/504 Esas, 2022/618 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine yönelik hüküm kurulmuştur. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.08.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafileri temyiz dilekçelerinde özetle; -Duruşmaya katılmayan istinaf savcısının istinaf talebinde bulunma hakkı olmadığına, -Duruşmada bulunan duruşma savcısının beraat mütalaası verdiğine, -Tanık M.A. ve M.V.'un ifadelerine itibar edilemeyeceğine, -Soruşturma aşamasındaki beyanların mahkumiyet hükmüne dayanak yapıldığına, -Dosyadaki delillerin somut olgularla örtüşmediğine, -İtirafçı beyanlarının tek başına hükme esas alınamayacağına, -Tanık M.'in beyanlarının tutarsız olduğuna, -Sanığın hayatının hiçbir döneminde terör örgütü mensuplarıyla görüşmediğine, -Kararın bozulmasına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Örgüt mensuplarından ele geçirilen not, tanık M.A. ile M.P.ın beyanı ve tanık A.A. hakkındaki aynı suçtan mahkumiyet hükmü içerir dava dosya suretinin incelenmesinde; sanığın PKK/KCK terör örgütünün silahlı unsurlarına maddi para desteği sağladığı, sanığa örgüt tarafından "..." Kod adının verildiği, dönemin BDP Adıyaman İl Başkanı tanık M.V.un beyanlarından sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Adıyaman nüfusuna kayıtlı S.O. ile Kuzey Irak'ta bulunduğu dönemde sık sık görüştüğü, örgütün mensuplarının, özellikle üst düzey yöneticilerinin kendilerinden olmayan kişilerle görüşmeyeceğinin bilinen bir gerçek olduğu, sanığın BDP İl yönetiminin karşı çıkması üzerine ...yı alarak Kandile örgüt üst düzey yönetici S.O. ile görüştürerek belediye başkanlığı adayı olmasını sağladığı, nitekim buna ilişkin Irak giriş ve çıkış kayıtlarının olduğu, tanık H. ve A.in birlikte yurtdışına yasa dışı yollardan çıkarken yakalandıkları, sanığın örgütün talimatları doğrultusunda hareket ettiği, örgütle organik bağını koruyacak şekilde emir ve talimat aldığı, böylece süreklilik, yoğunluk, ve çeşitlilik arzedecek eylemleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar Bozma öncesi yargılamaya konu iddianamede sanığın eylemi hakkında terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanun'a muhalefet suçundan ötürü kamu davası açılmışsa da, söz konusu suçun örgüt üyeliği suçu ile geçitli suç olduğu ve eylemlerin kül halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği belirtilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi daihilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; A. Mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısı ve herkesi inandıracak şekilde olması, Yargıtay'ın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilere mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların; iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı konusundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekmekte olup ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında anılan ilkelere uyulmayarak, özellikle sanığın aynı mahkemede yargılandığı ve temyize konu olan bu dosya ile birleştirilen terörün finansmanına ilişkin yargılandığı dosyada vermiş olduğu 18.02.2021 tarih ve 2021/27 Esas, 2021/62 sayılı beraat Kararında "... isminin sanığa verildiğine dair bir delil bulunmadığına" ilişkin gerekçesi ve sonradan da bu konuya ilişkin herhangi bir yeni bir delil elde edilmemesi de gözetilerek, "sanığın ... kod adı kullandığı ve ...yı da alarak Kandil'e örgüt üst düzey yöneticisi S.O. ile görüşmeye gittiğine" ilişkin eylemlerini hangi delillere dayandığını tam olarak açıklamadan soyut bir kabul ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, T.C. Anayasası'nın 141/2, CMK'nın 34/1 ve 230/1-c maddelerine de aykırılık oluşturacak biçimde gerekçesiz hüküm kurulması, B. Kovuşturma aşamasında dinlenen tanıkların önceki beyanlarından dönmüş olmaları da nazara alınarak, mahkemenin kabulünde ifade edildiği üzere, "sanığa, ... kod adının verilip verilmediğinin, ...nın ile beraber Kandile S.O. ile görüşmeye gidip gitmediğinin" hukuken şüpheye yol açmayacak şekilde belirlenebilmesi için öncelikle tanıklar M.V. ve ...nın tekrar huzurda dinlenmesi, ayrıca UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığı araştırıması, bulunması halinde temin edilerek dosya içerisine getirtilmesi, mümkün olması halinde ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, tüm bu delillerin 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunması sonrasında sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayininin gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçenin (A) ve (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2022/504 Esas, 2022/618 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile bozma gerekçesi gözetilerek sanık müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2023 tarihinde karar verildi.