Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/23958 E. 2024/5459 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/23958
Karar No
2024/5459
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

¸ T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/115-2020/1495 SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık ve müdafiinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca reddine, I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2019 tarihli ve 2017/198 Esas, 2019/499 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.11.2020 tarihli ve 2020/115 Esas, 2020/1495 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine yönelik hüküm kurulmuştur. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.04.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafi temyiz dilekçelerinde özetle; -Örgüt üyeliği için suç işleme kastının arandığına, -Dijital materyal olarak gösterilen hususların gerçeğe aykırı olduğuna, -Sitelere giriş yapılmasından ibaret eylemin tek başına suç teşkil etmediğine, -Eksik inceleme sonucu karar verildiğine, -Hukuka aykırı elde edilen tanık beyanının hükme esas alındığına, -Savunma hakkının kısıtlandığına, -Seçim faaliyetinde bulunmanın düşünce özgürlüğü kapsamında kaldığına, -Kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Dijital materyallere ilişkin alınan raporda sanığın ''samanyoluhaber.com'' ''rotahaber.com'' ''....com'' ''örgüte müzahir ''ozgurdusunce.com'' ''aktifhaber.com'' ''mobil.zaman.com.tr'' ''zaman.com'' sitelerine farklı tarihlerde giriş yaptığı, dosyada yer alan birbirleriyle ve dosya kapsamıyla uyumlu tanıklar E. D. ve N. C.'un beyanlarından da sanığın 2014 yılı HSYK seçimleri sürecinde İ. Ç. için tanıkları arayarak oy istediği görülmekle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu anlaşılmış ve mahkemece oluş bu şekilde kabul edilmiş, tanık olarak beyanı alınan H. P. her ne kadar mahkemede alınan beyanında sanığın ismini karıştırdığını, sanığı teşhis edemediğini beyan etmiş ise de kovuşturma aşamasındaki ifadesinin sanığı açıkca suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından tanığın soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesi hükme esas alınmış, sanık hakkındaki mevcut deliller ışığında yapılan hukuki değerlendirme sonucunda sanığın suç teşkil eden eylemine uyan TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 E ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi daihilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesince hükme esas alınan dijital materyal inceleme raporu ve tanıkların sanık hakkında vermiş oldukları ifadelerin sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğunu gösterir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı nitelikte olmadığı anlaşılmakla; Sanığın kullanmış olduğu farklı bir hat bulunup bulunmadığına ilişkin kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili bankalara yazı yazılarak sanığın bildirmiş olduğu hatların tespitinin sağlanması, bylock tespit edilemeyen hat dışında başka bir hat kullandığının anlaşılması halinde ilgili birimlerden söz konusu hatlarda bylock kullanımına ilişkin gerekli inceleme yapılarak, ByLock kullandığının tespiti halinde bylock tespit ve değerlendirme tutanağının ilgili birimlerden talep edilmesi, Ayrıca UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık ile ilgili araştırma yapılarak herhangi bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı, var ise dosya içerisine getirtilmesi, gerekirse ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, tüm bu delillerin CMK'nun 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nederle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.11.2020 tarihli ve 2020/115 Esas, 2020/1495 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.04.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/23958, K. 2024/5459, T. 18.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-23958-e-2024-5459-k-50d2e73b94f0