Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/9782 E. 2022/7212 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9782
- Karar No
- 2022/7212
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN; Mahkemesi :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi : Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2018 tarih ve 2016/365 - 2018/20 sayılı kararı Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm : TCK’nın 314/2, 53/1-2-3, 58/9 maddesi yollaması ile 58/6, 62/1, 63/1, 3713 sayılı Kanunun maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Ayrıntıları dairemizin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Oluş, mahkemenin kabulü, sanık savunması ve dosya kapsamına göre; örgütsel herhangi bir iletişim ağına dahil olmayan ve kod adı kullanmayan sanığın; “örgütün sohbet adı altında düzenlenen toplantılarına katıldığı, iş arkadaşlarını da bu toplantılara katılmaları için davet ettiği, yine zaman gazetesine abone olmaları konusunda teklif ve ısrarda bulunduğu, örgüt adına himmet, bağış, kurban parası namıyla yardım topladığına ilişkin” beyanda bulunan bir kısım tanıklar ile arasında husumet bulunduğu savunması karşısında; tanıkların beyanlarının bizzat görgüye dayalı olmayıp duyum sonucu oluşan yorum niteliğinde olduğu, lehe ve aleyhe tanık beyanları arasında çelişkiler bulunmasına rağmen giderilmeye çalışılmadığı da gözetilerek; öncelikle sanığa atılı suçun vasfının her türlü şüpheden uzak olarak tayin ve tespiti açısından, UYAP’ta oluşturulan Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasında hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılarak, bulunması halinde beyan veya ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilmesi, yine tanıkların yeniden dinlenmesi sağlanarak sanığın eylem ve faaliyetlerinin kapsamı, görgüye ilişkin yer ve zaman hususları ayrıntılı sorulması, sanığın eylemleri somutlaştırıldıktan sonra dosyanın bir bütün halinde değerlendirilip sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği, başkaca bilgi, belge veya beyan tespit edilememesi halinde ise sanığın dosya kapsamına yansıyan örgütle iltisaklı bankasya da örgüt liderinin talimatı üzerine, örgüte yardım sağlamak amacıyla hesap açma ve para yatırma şeklindeki eylemlerinin örgüte yardım suçunu oluşturacağı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Kabul ve uygulamaya göre ise; Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6. maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.