Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/3794 E. 2024/9388 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/3794
- Karar No
- 2024/9388
- Karar Tarihi
SAYISI : 2019/1541 E., 2019/1172 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 28.05.2018 tarihli ve 2018/34 Esas, 2018/1718 sayılı kararı bozma kararı üzerine; A.Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesi 14.05.2019 tarihli ve 2018/219 Esas, 2019/142 sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında; 1.Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verilmiştir. 2.Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 35 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verilmiştir. 3.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (c) bentleri, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, ve 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verilmiştir. B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.10.2019 tarihli ve 2019/1541 Esas, 2019/1172 sayılı kararı ile ssuça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.04.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1.Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suça sürüklenen çocuk için delillerin değerlendirilmesi kısmında hukuki dayanaklara dayanılmadığına, soyut değerlendirmeler yapılarak cezalandırılma yoluna gidildiğine, 2.Dava dosyasında suça sürüklenen çocuk hakkında usule aykırı tutulmuş teşhis tanıklarının beyanı dışında, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, 3.Dava dosyasında bulunan teşhis tutanaklarının PVSK Ek-6 maddesine uygun olarak yapılmadığına, tanıklara suça sürüklenen çocuğun resmi gösterilmek suretiyle teşhis yapıldığından bu teşhislerin hukuki geçerliliğinin olmadığına, yerel mahkemenin PVSK Ek-6 maddesinde yer almayan yeni bir yorum ekleyerek kanuna aykırı tutulan teşhis tutanaklarını yasal bir zemine koyma çabasına girdiğine, 4.Soruşturma aşamasında usule aykırı olarak alınan tanık beyanlarının, mahkeme huzurunda tanıklar tarafından inkar edildiğine, tanıkların emniyette verdikleri ifadelerin kendilerine zorla imzalattırıldığını belirtmelerine rağmen dikkate alınmadığına, 5.Suça sürüklenen çocuğun hendeklerin kurulmaya başlandığı tarihte İstanbul'da çalıştığına ve Kasım 2015'te Silopi'ye ailesinin yanına döndüğüne, teşhis tanıklarının ifadelerinin alındığı tarihler sokağa çıkma yasağının devam ettiği tarihlere denk geldiğinden bu ifadelerin sağlıklı alınamayacağına, 6.Teşhis tanıklarının beyanlarının birbiriyle çeliştiğine, suça sürüklenen çocuğun görevli olduğu yer ve kod adı hakkında farklılıklar bulunduğuna, örneğin bazı tanıkların suça sürüklenen çocuğun farklı kod adları kullandığını belirtmesine, 7.Suça sürüklenen çocuğun sokağa çıkma yasağı sırasında polis nezaretinde toplanan halk ile birlikte olduğuna, kimlik kontrolleri yapılmış olmasına rağmen herhangi bir işlem yapılmadığına, eğer teşhis tanıklarının ifadeleri doğru olsaydı suça sürüklenen çocuğun o sırada gözaltına alınması gerektiğine, 8.Suça sürüklenen çocuğun sokağa çıkma yasağının kalkmasının ardından birkaç kez polis tarafından kimlik kontrolüne tabi tutulduğuna, ancak herhangi bir suçlama ile karşılaşmadığına, iddianamede belirtilen suç tarihi ile suça sürüklenen çocuğun suça karıştığı tarihler arasında çelişkiler bulunduğuna, 9.Suça sürüklenen çocuk hakkında hendek ve barikat kurma veya silahlı saldırılara katılma gibi suçlamaları destekleyecek somut deliller bulunmadığına, ele geçirilen silahlarda suça sürüklenen çocuğun parmak izinin tespit edilmediğine, 10.Yerel mahkemenin suça sürüklenen çocuğun vehamet arz eden bir eyleme birebir iştirak ettiğini somut delillerle ispatlamadığına, soyut değerlendirmelerle cezalandırma yoluna gidildiğine, bunun kanuna aykırı olduğuna, 11.Savcılık makamının iddia ettiği gibi suça sürüklenen çocuk, örgüt üyeliği suçlamasıyla ilgili olarak düzenli fiiller içinde yer aldığı konusunda somut deliller sunmadığına, örgüt üyeliği suçlamasının soyut olgulara dayandığına, 12.Suça sürüklenen çocuk, suç işlediği iddia edilen tarihte yaşı küçük olduğuna ve yaklaşık 3,5 yıldır tutuklu bulunduğuna, ailesinin ve kendisinin mağdur durumda olduğuna, 13.Adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi ve delillerin hukuka aykırı olarak elde edilmesi nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğine. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, Devletin birligini ve ülke bütünlüğü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunun kabulü ile suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, tanık beyanlarına ve dosya kapsamına göre, mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; Suça sürüklenen çocuk hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan cezanın 12 yıldan fazla olamayacağının belirtildiği görülmekle; Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun kanunda öngörülen cezasının ağırlaştırılmış müebbet olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasında kanunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülen hallerde 18 yıldan 24 yıla kadar cezaya hükmedilebileceği belirlendiği; 12 yılı geçemeyecek hapis cezalarının ise diğer süreli hapis cezaları yönünden olduğu gözetilmeden hüküm kurulmuş ise de; suça sürüklenen çocuğun bozma öncesi ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı bulunduğu gözetilerek netice ceza değişmediğinden sonuca etkili görülmemiş bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.10.2019 tarihli ve 2019/1541 Esas, 2019/1172 sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.06.2024 tarihinde karar verildi.