Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/3544 E. 2023/1601 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/3544
- Karar No
- 2023/1601
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/262 E., 2020/130 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Beraat TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararının 12.03.2020 tarihinde katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekiline tefhim edildiği, COVİD-19 salgını sebebiyle 7226 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ve 29.04.2020 tarih, 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile tüm adli sürelerin 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması, anılan sürenin 30.06.2020 tarihine kadar uzatılması karşısında; katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz isteminin süresinden sonra 23.07.2020 tarihinde olduğu ayrıca silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden katılma hakkı bulunmadığı gözetilerek katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden o yer Cumhuriyet savcısının hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği O yer Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2018 tarihli ve 2017/317 Esas, 2018/31 sayılı Kararı ile sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 309, 3713 sayılı Kanunu'nun 5/1, 5237 sayılı Kanun 39/1, 62/1, 58/9, 53, 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/989 Esas, 2018/1513 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/989 Esas, 2018/1513 sayılı Kararının sanık müdafii ve katılan kurumlar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 29.03.2019 tarihli ve 2019/1950 Esas 2019/2164 sayılı Kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. 4. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2019/262 Esas, 2020/130 sayılı Kararı ile sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.09.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili sanığın üzerine atılı tüm suçlardan, O yer Cumhuriyet savcısı ise sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması ve temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/1950-2164 E/K sayılı bozma ilamında belirtilen sebepler, sanık savunması, talimat mahkemesince beyanları tespit edilen tanık N.S.'nin tanımadığını ve birlikte görev yapmadığını beyan ettiği sanığın ismini, firari durumdaki Mümtaz kod M.E. isimli kişiden "..arkadaşları ve kendilerine yakın kişi.." olarak duyduğu, bahsi geçen flash bellekte yer alan listede sanığın ismini bizzat görmediği, Mümtaz kod M.E.'nin kendisine okumasıyla duyduğu şeklindeki beyanı, VATAN 46 kod isimli gizli tanığın ise örgütün kendisini sanık eliyle tasfiye etmeye çalıştığını düşündüğünü, FETÖ içerisinde bulunan ve kod adının Hakan olduğunu bildiği kişinin öncesinde ...'dan kendisine zarar gelmeyeceğini söylediği için bu kanaatte olduğunu, Hakan kod isimli kişinin kendisine sanığın örgüt içerisinde yer aldığına dair bir şey söylemediğini, Süleyman Şah türbesinin taşınması esnasında görev almış olan sanığın bu konuda FETÖ'den emir alıp almadığını bilmediğini beyan etmiş olması, bu haliyle bizzat görgüye dayalı somut veriler içermeyen tanık beyanlarında sanığın terör örgütü üyeliğine ilişkin irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli veri olmaması, Genel Kurmay Başkanlığının cevabi yazısı ile ekinde yer alan bilirkişi raporunda sözde Sıkıyönetim Direktifi ekinde yer alan atama listelerinde yer alan kişilerden TSK bünyesinde halen görevine devam edenlerin olduğunun belirtilmiş olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından dolayı cezalandırılmasına karar verilmesi için mahkememize kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince iş bu kamu davasından sanığın ayrı ayrı tüm suçlardan beraatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz istemi yönünden; T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yönelik davalar yönünden katılma hakları da bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının 12.03.2020 tarihinde katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekiline tefhim edildiği, COVİD-19 salgını sebebiyle 7226 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ve 29.04.2020 tarih, 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile tüm adli sürelerin 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması, anılan sürenin 30.06.2020 tarihine kadar uzatılması karşısında; katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz isteminin süresinden sonra 23.07.2020 tarihinde olduğu anlaşılmakla, katılan Kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. B. O yer Cumhuriyet savcısının silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin temyiz istemi yönünden; Duyuma dayalı tanık beyanları dışında şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin kararında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması ilgili ve yeterli gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan karar gerekçelerine göre O yer Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz istemi yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. O yer Cumhuriyet savcısının silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin temyiz istemi yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2019/262 Esas, 2020/130 sayılı Kararında O yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2023 tarihinde karar verildi.