Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16172 E. 2023/1271 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16172
- Karar No
- 2023/1271
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1875 E., 2019/194 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2018 tarihli ve 2017/460 Esas, 2018/196 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddelerinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.02.2019 tarihli ve 2018/1875 Esas, 2019/194 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.10.2021 tarihli tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; 1. ByLock delili hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğinden delil niteliği bulunmadığına, 2. İstihbari verilerin hükme esas alınamayacağına, 3. MİT'in adli çalışma yapabileceği casusluk suçuyla ilgili sanığa yönelik bir iddia bulunmadığına, 4. Tek başına ByLock tespitinin terör örgütü üyeliği suçlamasına dayanak teşkil etmeyeceğine, 5. Suç unsuru teşkil edebilecek herhangi bir yazışma içeriği tespiti bulunmadığına, 6. Log kayıtları, ByLock bağlantı sayıları irdelenmeden, ByLock yazışmalarında aykırı hususlar dikkate alınmadan ilgili kararın kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, 7. Herhangi bir çıkarımda bulunmaya elverişli olmayan istatistiki verilerle yetinilerek terör örgütü üyeliğinin kabulünün mümkün olmadığına, 8. Kararın mevcut yasalara aykırı olduğuna, 9. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince "sanık ...'ün suç tarihinden önce Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde lisans öğrenimi görmekte olduğu, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün finans kuruluşu olan Bank ... isimli bankada 11.09.2014 tarihinde hesap açtırdığı, söz konusu hesabı 13.09.2014 tarihine kadar kullandığı ve terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in 25.12.2013 tarihli Bank Asyaya para yatırılmasına yönelik talimatından sonra, hesabına 13.09.2014 tarihinde 250 TL nakit yatırdığı, ayrıca sanığın FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kendi aralarında haberleşmek amacıyla kullandığı ByLock isimli gizli haberleşme programını, kendi üzerine kayıtlı ve fiilen kullanmış olduğu (05..) (...) (..) (..) nolu hat üzerinden 03.09.2015-16.02.2016 tarihleri arasında 1855 defa ByLock IP adresi ile bağlantı kurmak suretiyle yoğun bir şekilde kullandığı, bu hususların; sanık savunması, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğünün ByLock kaydı sorgu yazıları, Bank ... kayıtlarına ilişkin 26.01.2018 tarihli bilirkişi raporu ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğünün ByLock mesaj içerikleri ve HIS(CGNAT) kayıtlarına ilişkin yazısı ve ekleri delilleri ile sabit olduğu, her ne kadar sanık savunmalarında Bylock programını kullanmadığını belirtmiş ise de; Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğünün Bylock kaydı sorgu yazılarında sanığın fiilen kullandığı (05..) (...) (..) (..) nolu GSM hattında ByLock kaydı bulunduğunun belirtildiği, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğünün ByLock mesaj içerikleri ve HIS(CGNAT) kayıtlarına ilişkin yazısı ve eklerinden anlaşılacağı üzere, ByLock user ID'nin ''145167'', kullanıcı adının ''bilalgunes'', şifrenin ''çifte-kupa'', adının ''Bilal Güneş'' olduğu ve sanığa ait user ID'nin ekli başka kullanıcı tarafından ''akadir'' şeklinde kaydedildiği, bu anlamda, sanığın Bylock kullanımına ilişkin user ID, kullanıcı adı ve şifre bilgilerinin tespit edildiği ve bu bilgilerin, sanığa ait user ID'nin ekli başka kullanıcı tarafından ''akadir'' şeklinde kaydedilmiş olması nazara alındığında sanık ile uyumlu olduğu, yine Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğünün ByLock mesaj içerikleri ve HIS(CGNAT) kayıtlarına ilişkin yazısı ve eklerinden anlaşılacağı üzere, 03.09.2015-16.02.2016 tarihleri arasında Çanakkale (büyük çoğunlukla) ve İstanbul illerinde toplamda 1855 defa ByLock IP adresi ile bağlantı kurulduğu, bu anlamda, sanığın ByLock kullanımına ilişkin bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığının tespit edildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarih ve 2017/1443 Esas, 2017/4758 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere bu bilgilerin sanığın özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterli olduğu, sanığın 03.09.2015-16.02.2016 tarihleri arasında Çanakkale ilinde öğrenci oluşu ve sanığın ailesinin İstanbul'da ikamet ikamet ediyor oluşu dikkate alındığında ByLock kullanımına ilişkin baz verilerinin sanık ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, açıklanan bu nedenler ve sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını gösterir diğer deliller nazara alınarak sanığın ByLock programını kullanmadığına ilişkin suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği, yukarıda belirtilen hususlar nazara alındığında sanığın faaliyetlerinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtilen süreklilik, çeşitlililik ve yoğunluk unsurlarını taşıdığı, bu suretle sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği" kanaatine varılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Her ne kadar hükümden sonra dosyaya gönderildiği anlaşılan tanık Z.Ç.'nin sanık hakkında örgüt içerisinde faaliyette bulunduğuna ve ev abisi olduğuna dair beyanlarının 5271 sayılı Kanunun 217 nci maddesi gereğince duruşmada taraflara okunup tartışılmasından sonra karar verilmesi gerekmekte ise de, aleyhe istinaf talebi olmaması ve sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğuna dair mevcut hükme esas alınan bilgi ve belgeler de gözetildiğinde bu husus davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmamış ve İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullandığı, Bank Asyada örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte hesap açtığı ve para yatırdığı belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenerek sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ile sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.02.2019 tarihli ve 2018/1875 Esas, 2019/194 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.03.2023 tarihinde karar verildi.