Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/15843 E. 2023/1076 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/15843
Karar No
2023/1076
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/422 E., 2019/589 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bingöl 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.04.2018 tarihli ve 2017/387 Esas, 2018/99 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun'un 221'inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53'üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 15.04.2019 tarihli ve 2018/422 Esas, 2019/589 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, suçun maddi-manevi unsurlarının oluşmadığına, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine, şüpheden sanığın yararlandırılmadığına, ByLock'un hukuki delil niteliği taşımadığına, etkin pişmanlığın azami oranda uygulanması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesince "Sanık ...'nın dosya arasında bulunan 08.01.2017 tarihli rapora göre sanık adına kayıtlı 5413014979 nolu hatta " 35217305096327 ve 35226505346042" IMEI numarası ile "20150128" ilk tespit tarihli FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ByLock programını kullandığı tespit edilmiştir. Sanığın dosya arasında bulunan ByLock IP/HTS Detay inceleme bilirkişi raporuna göre 5413014979 nolu hattı ile 325 adet bağlantı sağladığı anlaşılmıştır. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında ByLock programını kabul ettiğini kabul etmiştir. Sanığın böylelikle ByLock programını kullanarak FETÖ ele başının ByLock konusundaki "tüm üyelerimiz ByLock üzerinden haberleşsin, kullanmayanların hizmete ihanet etmiş olur" şeklindeki emir ve talimatı doğrultusunda örgütün gizli haberleşme sistemini indirip kullanmasıyla gizlilik unsuruna, emir ve talimata riayet ettiği görülmüştür. Sanık ile ilgili diğer bir husus, legal görünümlü terör örgütüne finansman sağlayan Bank Asyada aktif hesabının bulunduğu görülmüştür. Böylelikle sanığın yukarıda detaylandırıldığı FETÖ/PDY terör örgütünün yönetici ve üyelerinin kullanmış olduğu ByLock programını kullanması ve Bank ...'da aktif hesabının bulunması karşısında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ve örgüt üyeleri ile organik bağ içerisinde olduğu ve FETÖ/PDY silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, gizlilik, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde bulundunduğu, neticeten FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu sonucuna varılmış ve üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmüş ve alt sınırdan uzaklaştırıcı bir neden görülmediğinden alt sınırdan olmak üzere sanığın cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Sanığın soruşturmanın başlangıcından itibaren ByLock kullandığını kabul ederek bunu telefonuna ne şekilde yüklendiği ve nasıl kullandığına ilişkin samimi olduğu değerlendirilen açıklamalar yaptığı, terör örgütü ile irtibatını sağlayan kişileri ve tanıdığı örgüt mensupları hakkında bilgiler verdiği, bulunduğu konum itibariyle ancak bu kadar bilgi verebileceğini söyleyen sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen TCK'nın 221/4 üncü maddesi uygulanmış, ev abiliği yapması ve örgütte kaldığı süre dikkate alındığında verdiği isimler sınırlı görülmüş, ayrıca sanığın kendi beyanları ve diğer tanıkların teşhislerine göre de askeri öğrencilerden sorumlu olduğu, en az 3 kişiden sorumlu olmasına rağmen bu isimleri hatırlamadığını söylemesi karşısında 1/2 üzerinden indirime gidilmemiş ancak duruşmadaki beyanları, teşhisleri ve duruşmada dinlemiş olduğumuz Y. Z.'nin FETÖ/PDY içinde bulunmadığı inkarına rağmen kod adı ile birlikte teşhis ettiğini söylediğinden ve bir kısım isimler verdidiğinden sanık hakkında TCK'nın 221/4-son maddesi gereği 1/2 indirim yapılarak sanığın cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan incelemede sanık hakkında kurulan hükmün, "Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın ikrar içeren beyanları, tanık anlatımları, ByLock kullanımına ilişkin CGNAT kayıtları ve tüm dosya kapsamından, FETÖ silahlı terör örgütü içerisinde yer alarak, bir dönem ev abiliği, bir dönem de lise öğrencilerinden sorumlu BTM (bölge talebe mesulü) olarak görev yaparak örgütsel faaliyetlere aktif şekilde katıldığı ve örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock kullanıcı olduğu anlaşılan sanığın, Mahkemece terör örgütü üyesi olarak kabulü yerinde olmakla birlikte, hakkındaki temel cezanın, eylemlerinin niteliği, örgüte olan katkısı ve TCK'nın 61 inci maddesindeki hususlar gözetilerek alt sınırdan makul oranda uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek ve soruşturma şamasından itibaren ByLock programını kullandığını ve kendisine yükleyen kişiyi de söyleyerek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirten ve FETÖ silahlı terör örgütü ile bu örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılan şahıslara ilişkin bilgiler veren sanık hakkında, TCK'nın 221/4 üncü maddesi uyarınca üst sınıra yakın oranda indirim yapılması gerektiği düşünülmeyerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, Suç tarihinin, sanığın yakalanmasıyla temadinin kesildiği 28.09.2017 yerine, 2016 olarak yanlış gösterilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin istinaf itirazı bu nedenle yerinde ise de; olaya ilişkin mutlaka toplanması gereken delillerin toplandığı ve dosyanın mevcut durumu itibariyle araştırılması gerekli başka bir hususun bulunmadığı, dolayısıyla olayın daha ziyade aydınlanmasının gerekmediği anlaşılmakla, incelenen dosyaya ilişkin olarak Dairemizce 5271 sayılı CMK'nın 20.07.2017 tarih ve 7035 sayılı Kanun'un 15 inci maddesiyle değişik 280/1-a ve aynı Kanunun 303/1-a maddelerine göre karar verilebilmesi için gerekli şartların oluştuğu ve anılan maddeye göre yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği için doğrudan beraat kararı verilebilen bu halde, cezanın indirilmesinin de mümkün olduğu anlaşılmakla, belirtilen yanlış uygulamanın anılan maddeler uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilmesi mümkün bulunduğu kanaatine varılmakla; Hüküm fıkrasındaki; sanık hakkında TCK'nın 314/2 nci maddesi ile temel cezanın belirlendiği bölümde yer alan '5 YIL' ibaresi çıkartılarak yerine '6 YIL ' ibaresinin, belirlenen temel cezada 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğince artırım yapılan bölümde yer alan '7 YIL 6 AY' ibaresi çıkartılarak yerine '9 YIL' ibaresinin, TCK'nın 221/4. maddesi ile indirim yapılan bölümde yer alan "1/3 ve 3 yıl 9 ay " ibareleri çıkarılarak yerine "2/3 ve 3 YIL " ibarelerinin ve TCK'nın 62 nci maddesinin uygulandığı bölümde yer alan '3 YIL 1 AY 15 ...' ibaresi çıkartılarak yerine '2 YIL 6 AY' ibaresinin yazılması, ayrıca gerekçeli karar başlığındaki suç tarihine ilişkin bölümde yer alan '2016' ifadesi çıkartılarak yerine '28.09.2017' tarihinin yazılması suretiyle" gerekçesiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) ByLock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı ve yasal yöntemlerle elde edildiği kabul edilmiştir. c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşme aracı olan ByLock programını kullandığını, örgüt evlerinde sorumlu olduğunu ve askeri öğrencilerle ilgilediğini ikrar eden ve etkin pişmanlıktan yararlanarak bilgi veren sanık hakkında, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine. Ancak; f)Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1 inci maddesi uyarınca; sanık yönünden suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61/3 üncü maddesine aykırı davranılması nedeniyle, sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. f)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığım söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.). TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Sanığın hakkında soruşturma başlatılıp yakalandıktan sonra etkin pişmanlık beyanlarını sunduğu, örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri, örgüt yapılanması ve mensupları ile ilgili verdiği ve kovuşturma sonuna kadar özü itibariyle dönmediği bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunulan aşama da gözetilerek sanığın cezasında üst hadden indirim yapılması gerekirken fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 15.04.2019 tarihli ve 2018/422 Esas, 2019/589 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bingöl 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/15843, K. 2023/1076, T. 08.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-15843-e-2023-1076-k-df26d4a03b88