Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/15405 E. 2023/1094 K. – Terör Örgütü

Konu: Terör Örgütü Propagandası Yapmak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/15405
Karar No
2023/1094
Karar Tarihi
Konu
Terör Örgütü Propagandası Yapmak

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1355 E., 2017/1336 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.04.2017 tarihli ve 2017/251 Esas, 2017/99 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.05.2017 tarihli ve 2017/1355 Esas, 2017/1336 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3. 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiilerinin temyiz istemleri özetle; sanığın nüfus cüzdanı ve telefonunu çaldırdığından Facebook hesabından yapılan paylaşımların kendisine ait olmadığına, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, sanığın herhangi bir propaganda amacı gütmediğine, Facebook hesabından yapılan paylaşımların ifade özgürlüğü niteliğinde kapsamında olduğuna, salt ekran resimlerinin sanığın söz konusu paylaşımları yaptığına dair yeterli delil kabul edilemeyeceğine, cebir şiddet içeren tek bir paylaşımı olmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir. Sanığın temyiz istemi özetle; nüfus cüzdanı ve cep telefonunun çalındığına, içindekiler alındıktan sonra İzmir Balçova'daki çöp konteynırına atıldığına ve cüzdanın temizlik işçileri tarafından bulunduğuna, dolayısıyla söz konusu paylaşımların kendisi tarafından yapılmadığına, bu paylaşımların bir an için kendisine ait olduğu kabul edilse bile ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığının ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediğine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Açılan dava üzerine, mahkememizce yapılan yargılama sürecinde, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, mahkememizce edinilen vicdani kanaate göre; -Sanığın kendisine ait Facebook sosyal paylaşım sitesindeki hesabında davaya konu paylaşımları yaptığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. -Sanık nüfus cüzdanını kaybettiğini, hesabın kendisine ait olmadığını, paylaşımları kendisinin yapmadığını savunmuştur. Ancak dosyada mevcut polis fezlekesinde yer aldığı üzere hesapta geniş bir tarih aralığına yayılmış olarak pek çok paylaşımın yapılmış olması, paylaşımlara yapılmış yorumlara ve sanığın akrabası olan şahısla paylaşımın altında yapılan sohbete ilişkin inandırıcı bir savunma getirememiş olması, sanığın benzer suçtan sabıkasına konu HAGB kararı ile paylaşımların siyasi ve muhalif niteliğinin örtüşmesi ve sosyal medya hesabındaki fotoğrafların kendisine ait fotoğraflar olması karşısında davaya konu paylaşımının bilgisi dışında olamayacağı, özel bir vasfı olması sanığın hesabının çalınarak davaya konu paylaşımların yapıldığı yolundaki savunmanın hayatın olağan akışına aykırı ve ciddiyetsiz olduğu, bu durumda sanığın bilerek ve isteyerek paylaşımları yaptığı anlaşıldığından itibar edilmeksizin esas yönünden incelemeye geçilmiştir. -Bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda terör olaylarının tırmanıp ülkenin güneydoğusundaki pekçok yerleşim yerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilip PKK terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında fiili çatışmaların yaşandığı dönem olan suç tarihinden itibaren davaya konu paylaşımları pekçoğuna silahlı terör örgütü üyelerinin resimlerini ekleyerek herkese açık şekilde sosyal medya hesabında paylaşması şeklindeki eyleminin gerçekleştirildiği yer, koşullar ve muhatapları, dinleyici kitlesi ve bu kitleyi harekete geçirme potansiyeli taşıdığı kuşkusuzdur. -Paylaşımlarda yer alan "savaş" (20 Ekim, 7 Nisan, 18 Mart, 6 Kasım), "mücadele" (1 Kasım, 4 Kasım, 25 Ekim, 11 Ekim) kelimeleriyle, ellerinde silahla ve örgüt üniformalarıyla çekilmiş terörist resimlerinin terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemi olan silahlı mücadeleyi işaret ettiği konusunda da mahkememizde bir tereddüt bulunmamaktadır. Paylaşımların neredeyse tamamı PKK/KCK terör örgütünün silahlı eylemlerini övücü nitelik taşımaktadır. Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yaparak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/2 maddesinde ve Anayasamızın 26/2 maddesinde belirtilen ulusal güvenliğe, toprak bütünlüğüne, kamu emniyetine, milli güvenliğe, kamu düzenine tehdit eden yasa dışı PKK/KCK terör örğütünün eylemlerini savaş olarak niteleyerek meşru gördüğü/göstermeye çalıştığı anlaşılmışır. Öte yandan; eylemin gerçekleştirildiği yer, koşullar ve muhatapları ile muhatabı olan kişileri harekete geçirme potansiyeli bulunup bulunmadığı hususları dikkate alındığında; İfadelerin paylaşıldığı dönemdeki ülkenin içinde bulunduğu ortam, sözlerin cebir şiddete teşvik edici olması, kamu düzeni ve güvenliğinin bozulması için açık ve yakın tehlike oluşturması gözetildiğinde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında sanığın mahkumiyetine dair karar vermek gerektiği, paylaşım sayısının çokluğu ve içerdiği cebir, şiddet ve tehdit öğesinin yoğunluğu gözetildiğinde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği vicdani kanaatine varılmış ve hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-)5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca gerekçeli kararda yer verilen eylemlere, iddianamede yer verilmediği nazara alınarak öncelikle bu eylemlere ilişkin iddianame düzenlenmesi yoluna gidilerek, açılan kamu davası ile eldeki dosya birleştirilip hüküm kurma yoluna gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-)Kabul ve uygulamaya göre de; Sanığın terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturan en son paylaşım tarihinin suç tarihi olduğu gözetildiğinde; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında hatalı olarak suç tarihinin "14.11.2016" yerine "04.11.2016" olarak yazılması, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.05.2017 tarihli ve 2017/1355 Esas, 2017/1336 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/15405, K. 2023/1094, T. 08.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-15405-e-2023-1094-k-e785019b61d2