Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2013/10060 E. 2013/18770 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/10060
- Karar No
- 2013/18770
- Karar Tarihi
Kasten yaralama suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetime tâbi tutulmasına dair ... 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/12/2009 tarihli ve 2009/644 esas, 2009/1208 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 20/12/2012 tarihli ve 2009/644 esas, 2009/1208 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 15.02.2013 tarih ve 2013/2714-11163 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.03.2013 tarih ve 2013/59340 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; ... 2. Sulh Ceza Mahkemesince duruşma açılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: ... 3.Sulh Ceza Mahkemesi hükmün açıklanması geri bırakılan sanık ...'in deneme süresi içinde ikinci bir suç işlemesi nedeniyle ... 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 20.04.2012 tarih ve 2011/703 dosya nolu ihbar müzekkeresi üzerine 26.04.2012 tarihinde tensip zaptı düzenleyerek sanığın 01.12.2009 tarihinde savunmasını alırken vermiş olduğu adrese meşruhatlı davetiye çıkarmış;ancak sanığın savunmasını yaparken verdiği adrese çıkarılan meşruhatlı davetiye muhattabın işte olması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanunun 21.maddesine göre yapılmış,daha sonra çıkarılan zorla getirme müzekkeresine muameleten verilen cevapta “sanığın belirtilen adreste olmadığı,kimsenin tanımadığı,açık adresinin bilinmediği yapılan araştırma neticesinde tespit edilmiştir”denilmiştir. Bu nedenlerle 5271 sayılı CMK'nin 231/11.maddesine göre duruşma açan ve sanığın bu duruşmadan haberdar olması için dosyada mevcut adresine davetiye çıkarılıp usule uygun şekilde tebliğ edildiği anlaşıldığından Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek 5271 sayılı CMK'nin 309.maddesi gereğince REDDİNE; dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.