Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2010/6822 E. 2010/9134 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2010/6822
Karar No
2010/9134
Karar Tarihi

Devlet ormanından tarla açmak suretiyle işgal ve faydalanma suçundan sanık ... Pallavuş'un 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 93/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un4. maddeleri gereğince 1.800 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Fethiye 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/02/2009 tarihli ve 2008/885 esas, 2009/103 sayılı kararına yönelik itirazın kararda vekalet ücretine hükmedilmediğinden kabulüne ilişkin Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/05/2009 tarihli ve 2009/81 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 08.04.2010 tarih ve 21716 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2010 tarih ve 2010/90415 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun’la değişik 231/12. maddesi uyarınca mahkeme kararının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kısmının itiraza tâbi olduğu, sanık hakkında tayin olunan cezaya ilişkin asıl hükmün ise, aynı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince, sanığın denetimli serbestlik süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, mahkemenin geri bıraktığı hükmü açıklaması üzerine, kanun yoluna tâbi olması gerektiği cihetle, itirazın sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden incelenmesi yerine, yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü;

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının denetlenmesine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.04.2009 tarih 2009/64-83 sayılı kararında ;

“… Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulabilecek yasa yolu, 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinin 12. fıkrasında açıkça “itiraz” olarak belirtilmiş olup, itiraz merciince de inceleme 231. maddenin 5-14. fıkralarında koşullar dikkate alınarak, suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılmalı, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar 231. maddenin uygulanma koşullarını değiştirmediği sürece itiraz merciince denetime konu edilmemelidir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı CYUY’nın 305 ve 5271 sayılı CYY’nın 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan, bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmamaktadır” denilmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik itirazların merciince hangi hukuki çerçevede değerlendirilmesini gerektiğini belirtilmiştir.

Hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabilecektir. Açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra ancak temyiz incelemesine konu olabilmesi, temyiz kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ise koşulları bulunduğu takdirde kanun yararına bozma kanun yolu ile incelenebilecek olması ve ancak bu aşamada hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenebilecek olması karşısında, açıklanmayan ve hukuken varlık kazanmamış bulunan hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, itiraz yolu ile incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.

İtiraz merciince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan, bu karara konu olan ve CMK’nın 231.maddesinin 5.fıkrası uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olan hükmün değerlendirilmesi aynı yasanın 231. ve 271.maddelerindeki düzenlemelere aykırıdır. İtiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 231.maddenin 6.fıkrasında yer alan suç ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılmalıdır.

Buna göre;

Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/05/2009 tarihli ve 2009/81 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4.fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2010/6822, K. 2010/9134, T. 26.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2010-6822-e-2010-9134-k-a09bd02252c9