Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/7674 E. 2026/5344 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7674
- Karar No
- 2026/5344
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/508 E., 2025/1114 K. DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil İLK DERECE MAHKEMESİ: Eskişehir 7. Aile Mahkemesi SAYISI : 2024/208 E., 2024/270 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından tamamı yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ve karşı taraf davalı ... vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi hükmüne dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2008 yılında evlendiklerini, dava konusu taşınmazın 2010 yılından bu yana aile konutu olarak kullanıldığını, davalı eş ...nin taraflar arasındaki anlaşmazlık sebebiyle ortak konutu bir buçuk sene önce terk ettiğini, davalı eşin borçları sebebiyle davacı kadının ikametgah adresini değiştirdiğini, ortak çocuğun okulunun da bu adrese daha yakın olduğunu, ancak davacı kadının dava konusu taşınmazda yaşamaya devam ettiğini, dava konusu taşınmazın davalı eş tarafından diğer davalıya, davacının açık rızası alınmaksızın devredildiğini iddia ederek davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı eş adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince işbu davanın açılmasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, ayrıca dava konusu taşınmazın davalı eş tarafından davalı ...'ya devredildiği tarih itibariyle de tapuya kayıtlı olmadığı ve dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle aile konutu vasfını kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 4 numaralı bendinin kaldırılmasına ve davalı ... yararına 49.563,73 TL vekâlet ücret ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince yukarıda belirtildiği üzere temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Kanun’un 194/1 maddesine göre, "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi "Konulmuş olmasa da" eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple, tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh "Kurucu" değil "Açıklayıcı" şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, "Emredici" niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak "Belirli olan" bir işlem için verilebilir.
4721 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, "Aile birliğinin korunması" amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "Açık rızası bulunmadıkça" aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun başkası adına devir edilerek, tescil edilmesi gibi "Tek başına" bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma "Ancak diğer eşin açık rızası alınarak" yapılabilir.
4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "Açık" olması gerekir.
Dosya kapsamından; dava konusu taşınmaz ile ilgili Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile davalı eş arasında 19.04.2010 tarihinde taşınmaz satış sözleşmesi yapıldığı, tarafların dava konusu taşınmazı aile konutu olarak kullanmaya başladıkları, ancak taksitlerin davalı eş tarafından ödenememesi sebebiyle davalı eş ile davalı kayıt maliki arasında 09.11.2022 tarihinde devir protokolü yapıldığı ve bankadan gelen yazı cevabına göre bu tarihten sonra ödemelerin kayıt maliki olan davalı tarafından yapıldığı 10.11.2022 tarihinde davalı kayıt maliki adına taşınmazın tescil edildiği, edinme sebebinin "toki satışı" olduğu, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı kadının satıştan bilgisi olduğu ve dava konusu taşınmazın tapulu bir taşınmaz olmadığı ve açık rızasının olmadığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu belirtilmişse de yukarıda açıklaması yapılan 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi hükmü dikkate alındığında, somut olayda davalı eşin dinlenen tanık beyanlarında dava konusu taşınmazın satılmasından önce davalı eş tarafından davacı kadının arandığı, kadının, davalı eşe "umurumda değil satarsan sat devredersen devret" dediği belirtilmişse de kadının yapılan devir işlemine karşı açık rızası olduğunun ispatlanmadığı ve davalı eşin devirden önce kadını arayarak taşınmazı satacağını söylemesinin tek başına hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı, yine davalı eşin ortak konutu terk etmesinin, dava sebebiyle davacı kadının taşınmazı tahliye etmek zorunda kalmasının taşınmazın aile konutu vasfını ortadan kaldırmayacağı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın davalı eş adına tapuda tescil edilmediği, tapulu bir taşınmaz olmadığı belirtilmişse de davalı eş dava konusu aile konutuna ilişkin hissesini diğer davalı ...'ya devrederek hissesini tescil ettirmiş, yapılan yargılama ve toplanan delillerle bu işlem sırasında davacı eşin açık rızasının alındığı ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında yukarıda açıklanan yasal düzenleme ile ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret hükmü kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...'tan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davacı ...'na verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.