Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/6865 E. 2026/9803 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/6865
- Karar No
- 2026/9803
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1897 E., 2022/3598 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, bozma
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... ve müdafiinin temyiz isteminin; "Eksik inceleme ve araştırmayla varsayıma dayalı olarak karar verildiğine, motosikleti çalan şahsın ... olduğuna, motosikletin olaydan bir hafta sonra bulunması dikkate alındığında asıl çalan kişiler tarafından elden çıkarılmasının muhtemel olduğuna, soyut beyanlar dışında bir delil bulunmadığına, sanığın savunmalarının geçerli olduğuna ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraat etmesi gerektiğine", sanık ... ve müdafiinin temyiz isteminin; "Olaya kesinlikle sanığın iştirak etmediğine, her iki sanığın da uzun boylu olduğuna, sanığın savunmasının aksine mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına ve sanığın atılı suçtan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraatinin gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1-Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Her ne kadar Tebliğname'de sanık hakkında kurulan hükmün bozulması talep edilmişse de; bilgi sahibi ve tanık olarak beyanlarına başvurulan ...'un duruşmada alınan "Gece saat 02.00 sıralarında köpeğin havlaması üzerine dışarıya çıkıp baktığımda biri uzun boylu olmak üzere iki kişinin motosikleti çalıştırıp götürdüğünü uzaktan gördüm", soruşturma aşamasında ise "11.03.2017 günü saat 01.30 sıralarında dışarıdan gelen köpek havlamasına dışarıya çıktım. Benim olduğum yere 20-25 metre mesafede olan yerde çalışır vaziyette motosiklet üzerinde iki erkek şahıs olduğunu görünce hop diye seslendim, arkada oturan şahıs bana doğru dönerek baktı. Ancak hareket ederek gittiler. Gördüğüm şahıslardan arkadaki olan 30-35 yaşlarında, koyu renk deri montlu, taranacak şekilde dalgalı saçları olan esmer bir şahıstı, sitenin aydınlatma ışıklarında bu kadar görebildim. Öndeki şahsı göremedim" şeklindeki beyanı, sanık ...'in soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına vermiş olduğu ifadesinde "Biz o gün motosikleti... isimli şahıstan almadık, ben...'in bana polisler geldiğinde motosikleti...'dan aldığımızı söyle demesi üzerine bu yönde ifade vermiştim. Olay günü ben... ile birlikte minibüsle ... sitesine gittik, bana sen bekle ben geliyorum dedi ve 5 dakika sonra çalıntı motosiklet ile birlikte geldi ve biz kendisiyle birlikte sanayiye gittik" şeklindeki beyanı, sanıkların aşamalarda birbirleriyle ve kendi beyanlarıyla çelişen beyanları, yine sanık ...'in savunmalarının tanık ... ve Abdullah Şen'in beyanlarıyla çürütülmüş olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, 2-Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın tekerrüre esas alınan Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2015 tarihli ve 2014/78 Esas, 2015/83 Karar sayılı ilâmından dolayı ikinci kez mükerrir olduğu belirtilmiş ise de, UYAP üzerinden yapılan incelemede 27.03.2020 tarihli ek karar ile bahsi geçen ilâmda tekerrüre esas alınan mahkûmiyetin uzlaşma sebebiyle düşmüş olması sebebiyle tekerrür hükümleri yönünden infazının durdurulmasına ve tekerrür hükümleri uygulanmaksızın kararın aynen infazına karar verildiği ve sanığın adli sicil kaydında 2. kez mükerrirliğe esas alınacak başkaca sabıka kaydının da bulunmadığı dikkate alınarak 2. kez mükerrirliğine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303/1. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında kurulan hükümden tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olan kısımdan "Sanığın tekerrüre esas alınan Kuşadası 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/78 esas, 2015/83 karar sayılı kararında da mükerrir sayıldığı anlaşıldığından 2. kez mükerrir sayılmasına ve infazında bu hususun dikkate alınmasına" ibaresinin çıkartılması suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kuşadası 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.