Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/4584 E. 2026/6625 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/4584
Karar No
2026/6625
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1446 E., 2025/1316 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... ve müdafiinin temyiz isteminin, hükmün usul yönünden yasaya aykırı olduğuna, malın değerinin azlığına ilişkin hükümlerin uygulanmadığına, orantılılık ilkesine aykırı hüküm kurulduğuna ve mahkeme kararının gerekçesiz olduğuna, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ise, malın değerinin azlığına ilişkin hükümlerin uygulanmadığına, orantılılık ilkesine aykırı hüküm kurulduğuna ve takdiri indirimin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2023 tarihli ve 2023/250 Esas, 2023/459 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 23.10.2024 tarihli ve 2023/1187 Esas, 2024/1906 Karar sayılı kararı ile “...1-Yerel mahkeme tarafından sanıklar hakkında bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyete hükmettiği hükümler incelendiğinde, çalınan eşyaların değeri ve olayın oluş şekli değerlendirildiğinde sanıklar hakkında cezalandırma yapılırken TCK 61/1 maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaştırmayı gerektirir somut bir durum ve gerekçe bulunmamasına rağmen alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırma yoluna gidilmesi, 2-Her ne kadar sanıklar çalınan eşyalardan televizyonu sattıkları iyi niyetli üçüncü kişi olan tanık...'i bildirerek televizyonun iadesini sağlamışlar ise de, dosya kapsamında iyi niyetli olduğu anlaşılan tanığın zararını gidermediklerini duruşmada beyan etmeleri de dikkate alındığında şartları oluşmamasına rağmen sanıklar hakkında TCK 168/1 kapsamında cezalarında indirim yapıldığından; sanıkların suçtan kaynaklanan tanık...'in zararını gidermek istemeleri halinde ödenmesi gereken para miktarı ve ödeme yeri bildirilerek makul süre de verilmek suretiyle sonucuna göre TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 23.10.2024 tarihli ve 2023/1187 Esas, 2024/1906 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2025 tarihli ve 2024/1290 Esas, 2025/236 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/4584, K. 2026/6625, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-4584-e-2026-6625-k-672a4072a87d