Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/4125 E. 2026/11837 K.
Konu: Karşılıksız Yararlanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/4125
- Karar No
- 2026/11837
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıksız Yararlanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/756 E. 2025/1331 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz talebinin, akıl hastalığı olduğu ceza sorumluluğunun olmadığı, tek eyleminin olduğu, zincirleme suç işlemediği, pişman olduğu müdafii seçme hakkının hatırlatılmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.Ancak;
6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK’nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun cezasız ve vergili gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği; bu açıklamalar ışığında somut olayda değerlendirildiğinde, sanığa 07.06.2024 tarihli tutanağa ilişkin belirlenen bedeli ödemesi için soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapıldığı ancak bu ödeme ihtarında "açıkça ödeme yerinin ve verilen sürede ödemesi hâlinde hakkında düşme kararı verileceğinin" belirtilmediği, bu nedenle ihtarın usulsüz olduğu, buna göre sanık hakkındaki 13.03.2024, 30.04.20 24... .06.2024 tarihli tutanaklara ilişkin toplam kaçak elektrik bedelinin belirlenip, ödediği miktarın mahsubu ile sanığa kalan tutarı ödemesi için "belirlenen tutarı verilecek makul sürede ödemesi hâlinde hakkında TCK'nın 168. maddesi gereği düşme kararı verileceği, aksi takdirde mevcut haliyle dosyanın karara bağlanacağı" şeklinde ihtarat yapılması ve yapılacak tebliğ ve ihtar işleminde ödeme yerinin açıkça belirtilmesi ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik kovuşturmayla hakkında yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nin 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.