Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/14881 E. 2026/9901 K. – İş Yeri Dokunulm
Konu: İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/14881
- Karar No
- 2026/9901
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/793 E., 2022/1024 K. SUÇ : İş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, temyiz isteminin reddi
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "depo niteliğindeki yerlere girilmesinin işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturmayacağına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, hatalı uygulama maddesinin tatbik edildiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "depo niteliğindeki yerlere girilmesinin işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturmayacağına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/2, 116/4 ve 119/1-c. maddeleri gereğince hükmolunan 2 yıl hapis cezasının aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca 2/3 oranında artırılması sonucu 2 yıl 16 ay yerine, 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayin edilmiş ise de; bu hatanın aynı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan indirime ilişkin sonraki uygulamayla düzeltilmesi karşısında, bu husus bozma nedeni yapılmamış; dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Katılanın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, suç tarihinde saat 18.20 sıralarında iş yerinden hırsızlık yapıldığını fark ettiğini beyan etmesi, sanıkların bahse konu yere saat 18.15 sıralarında girdiklerini belirtmeleri, iş yeri güvenlik kamera kayıtlarına göre, saat 18.21'de, MOBESE kamera kayıtlarına göre, saat 18.16'da suçun işlendiğinin belirtilmesi, UYAP'tan alınan Güneş'in doğuş ve batış çizelgesine göre, suç tarihinde gece vaktinin saat 18.21'de başladığının anlaşılması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun sanıklar lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 116/4. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, Kabule göre de; 2. 5237 sayılı Kanun'un 116/4. maddesi ile temel cezanın doğrudan belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, önce aynı Kanun'un 116/2. maddesi ile temel ceza tayin edilmesinin akabinde aynı Kanun'un 116/4. maddesi (hatalı biçimde aynı Kanun'un 116/1. maddesi de belirtilmek suretiyle) ile artırım yapılmak suretiyle ceza belirlenmesi Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan sebeplerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca gereği için Diyarbakır 9. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.