Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/6499 E. 2025/17326 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/6499
- Karar No
- 2025/17326
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3077 E., 2024/557 K. SUÇLAR : Hırsızlık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu (İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında 16.01.2019 tarihli karar ile hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e. maddesi gereğince beraat kararlarının verildiği, katılan vekilinin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince aşağıda belirtildiği üzere bozma yetkisi aşılarak bozma kararının verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin bozma yerine kendisi karar vermiş olsaydı hüküm 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesindeki kurallara göre temyize tâbi olacağı için, hükmün temyizi kabil olduğu belirlenmiştir.), 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin " Sanıkların kim olduğu tespit edilememişken ve katılan tarafından suçu işleyen kişilerin sanıklar olmadığı belirtilmişken mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğuna, alınan bilirkişi raporunda, görüntüdeki kişilerin sanıkların olup olmadığının tespitinin mümkün olmayacağının belirtildiğine, tanık beyanları, katılan beyanları ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, sanıkların olayın hiçbir yerinde yer almadığına, bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayıldığına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine " sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "Sanık aleyhine delil bulunmadığına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin16.01.2019 tarihli ve 2015/312 Esas, 2019/18 Karar sayılı dosyasında sanıklar hakkında hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e. maddesi gereğince verilen beraat kararlarına yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarihli ve 2020/2127 Esas, 2020/2201 Karar sayılı kararı ile özetle, "...Beraatine karar verilen sanıklar için beraate esas alınan delillerin kovuşturmada okunmamış ve tartıştırılmamış olması, sanıkların vesikalık fotoğraflarının çektirilip, her birinin arkasına sanıkların isimleri yazılarak dosyanın CD görüntüleri ile birlikte uzman bilirkişiye tevdii ile görüntülerdeki kişiler arasında sanıkların olup olmadığı hususunda rapor aldırılmadan vicdani kanaat oluşturulması, hırsızlığa konu araçların sanıkların her üçünün zilyetliğinde yakalanmış olmasına göre, sanıklardan .........'nin savunmasında suça konu aracı kiraladığını söylediği ..........'nın araştırılarak bu tanığın hayali şahıs olduğu vicdani kanaatine varılması halinde hırsızlığa konu araç zilyetliklerinde yakalanan sanıkların makul ve hayatın olağan akışına uygun şekilde aracı zilyetliklerine geçirme hukuki sebeplerini izah edememeleri nedeniyle atılı suçlardan cezai sorumluluklarının tam olacağının gözetilmemesi..." nedenleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zira her ne kadar 5271 sayılı Kanun'un 2 89... . maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de, bozma nedeni olarak gösterilen hukuka aykırılığın bu maddeler kapsamına girmediği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarihli ve 2020/2127 Esas, 2020/2201 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2023 tarihli ve 2020/387 Esas, 2023/26 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.