Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4843 E. 2026/9822 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4843
- Karar No
- 2026/9822
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/24 E., 2024/256 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, 2-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin '' Sanığa mahkûmiyet kararı vermeye yeterli delilin bulunmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine, mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kovuşturma aşamasının eksik yapıldığına '' ve sanık müdafinin temyiz isteminin ''Sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, mahkûmiyete yeter, somut ve kesin deliller bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dikkate alınmadığına, delillerin bir bütün olarak değerlendirilmediğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h,143. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan davada; şikâyetçinin soruşturma aşamasında verdiği ifadede, aracını garaja park ettiğini, saat 23.50 sıralarında sigara almak için aracına indiğinde sağ arka kelebek camının kırılmış ve orta konsül kısmında kolçağın altında bulunan 5.000,00 TL parasının çalınmış olduğunu gördüğünü belirttiği halde, yargılama aşamasında sanığın savunması alındıktan sonra verdiği ifadesinde ise olayın sanığın anlattığı şekilde meydana geldiğini, olaydan önce kendisinde 5.000,00 TL para olduğunu, ancak bu parayı başka bir yerde düşürmüş olabileceğini, hatta eve de bırakmış olabileceğini, arabada kalıp kalmadığını hatırlamadığını söylemesi nedeniyle ifadeleri arasında çelişki oluştuğu ve bu çelişkinin mahkemece giderilmediği, gerekçeli kararda da şikâyetçinin soruşturma aşamasındaki ifadesi hükme dayanak yapıldığı halde neden bu ifadeye üstünlük tanındığının açıklanmadığı gibi sanığın da tüm aşamalarda 5.000,00 TL çalma olayını kabul etmediği, uyuşturucu krizine girmesi nedeniyle şikâyetçinin arabasında unuttuğu ve O'nun içmesine izin vermediği uyuşturucuyu almak için şikâyetçiye ait aracın camını kırdığını kabul ettiği, dosyada mevcut Kamera Görüntüsü İzleme Tutanağında 5.000,00 TL paranın alındığına dair herhangi bir kareye de rastlanmadığının anlaşılması karşısında; şikâyetçinin çelişkili beyanları dışında mahkûmiyet kararı vermeye yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.