Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4559 E. 2026/7294 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4559
Karar No
2026/7294
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4099 E., 2023/5269 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı kaldırılarak, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekilinin temyiz isteminin "Sanığın iyi niyetli olarak söz konusu zeytinleri topladığından da söz edilemeyeceği, yargılama aşamasında toplanan deliller, tarafların olaya ilişkin beyanları ve dinlenen tanık beyanları doğrultusunda sanığın beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın, katılana ait taşınmaz üzerindeki ağaçlardan ürünleri toplaması neticesinde gerçekleşen olayda suç kastının bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın söz konusu hırsızlık suçuna sebebiyet veren eylemleri sonrasında katılan, kendisine bir çok kez uyarıda bulunmuş ise de; sanığın söz konusu uyarıları dahi dikkate almadığı, davaya konu ürünleri izinsiz olarak, bilerek ve isteyerek toplamaya devam ettiği, bu nedenle, üzerine atılı bulunan hırsızlık suçundan cezalandırılması gerekirken, sanık lehine beraat kararı verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğuna", ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2019/873 Esas, 2021/396 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 11.01.2023 tarihli ve 2022/1228 Esas, 2023/63 Karar sayılı kararıyla;“3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılmasına İlişkin Kanunun 13. maddesi uyarınca gayrimenkul ve üzerindeki zeytin ağaçları farklı kişilere de ait olabileceğinden, suça konu ... ilçesi ... Mahallesi 16 57... parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının ve İmar Kanununun 18. maddesi gereğince imar uygulaması yapılıp yapılmadığını gösteren tapu geldi-gitti kayıtlarının tapu sicil müdürlüğünden temin edilerek ayrıca suça konu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının aidiyeti hususunda şerh bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise bu kişinin sanıkla yakınlığı araştırıldıktan sonra, sanığın suç işleme kastıyla hareket edip etmediği de tartışılarak hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesinden,” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 11.01.2023 tarihli ve 2022/1228 Esas, 2023/63 Karar sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2023 tarihli ve 2023/135 Esas, 2023/669 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/4559, K. 2026/7294, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-4559-e-2026-7294-k-06bb5e32a966