Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4120 E. 2026/10634 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4120
Karar No
2026/10634
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2023/2533 E., 2023/1690 K. SUÇLAR: Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

İlk Derece Mahkemesince sanık ... ... hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 31.10.2022 tarihli ve 2022/2827 E., 2022/1999 K. sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesice verilen bozma kararının yasal dayanağı bulunmadığı, dolayısıyla sanık ... hakkında 18.06.2020 tarihli mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 09.11.2023 tarihli ek kararın da (... A.Ş. vekilinin 06.12.2023 tarihli istemi nedeniyle) kaldırılmasına karar verilmek suretiyle 16.10.2023 tarihli karara yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; ...vekilinin temyiz isteminin ''Gerçekleştirilen eylemler neticesinde şirketin, zarara uğradığına ve zararın giderilmediğine, söz konusu cihazların yüksek bedeller ödenerek yurt dışından ithal edildiğine, yine yüksek bedellerde montaj ve işçilik giderleri ödenerek faaliyette bulunulduğuna, Ulaştırma Bakanlığı ile olan imtiyaz sözleşmesi çerçevesinde vermekle yükümlü olduğu kamu hizmeti ve müvekkil şirketin yükümlülük ve sorumluluklarının sekteye uğradığına, sanık beyanlarına itibar edilmeden mahkeme tarafından re'sen araştırma yapılarak meydana gelen hırsızlık ve mala zarar verme ile sanık arasındaki bağlantının çözülmesi ve işbu dosyadaki tüm suç türlerinden alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerekirken beraat ve az ceza tayini usul ve yasaya aykırı olduğuna'' ... A.Ş. vekilinin temyiz isteminin ''Sanıkların gerçekleştirdiği eylemlerin sabit olmasına rağmen yapılan yargılama neticesinde sanık ... hakkında ... yönünden işlenilen suçlardan ayrı ayrı beraat kararı verilmesinin sadece GSM şirketleri açısından değil, kamunun selameti açısından da doğru olmayıp, işbu kararın bozulması gerektiğine'' sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ''Asgari hadden uzaklaşmayı gerektirecek derecede vahim bir zarar meydana gelmediğine, dava dosyası kapsamında tespit edilmiş katılan zararı bulunmadığına, suçun işleniş biçimi asgari hadden uzaklaşarak ceza tayinini gerektirecek bir özellik taşımadığına, sanıkların anlatımından ise suça konu eylemin saat 20.00 den önce gerçekleştirildiğinin açıkça anlaşıldığına, suç saatinin tutanaklara farklı kaydedilmesinin sebebinin kolluk kuvvetlerinin tutanakları geç saatte düzenlemesi olduğuna, sanığa zararı ödeyip ödemeyeceği sorulmadan, lehe olan hükümden yararlandırılmadan karar tesis edilmesinin hukuka, yasaya ve usule aykırı olduğuna'' sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ''Yerlerinden sökülen akülerin baz istasyonu bahçesinden çıkarılmadığına, akülere herhangi bir zarar verilmediğine, iletişimin kesildiğine ve katılanın ticari faaliyetinin zarar gördüğüne dair bir tespit yapılmadığına, katılan tarafın uğradığı tek zararın baz istasyonu kapısına takılan ve sanık tarafından kırıldığı iddia edilen asma kilit olduğuna, asma kilitin piyasa değerinin ise 10,00 TL yi geçmeyeceğine bu nedenle TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğine, ceza tayin edilirken asgari hadden uzaklaşmayı gerektirecek hiç bir dayanak bulunmamasına rağmen ilk derece mahkemesinin soyut ve varolmayan gerekçelerle hukuka, yasaya ve usule aykırı karar tesis ettiğine ve sanığın beraatine karar verilmesini talep ettiklerine,'' sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ''Sanığın 18.06.2020 tarihli olaya ilişkin eylemini ve eyleminin kapsamını samimi olarak itiraf ettiğine, her ne kadar başlangıçta hırsızlık suçu işlemeye karar vermiş ise de yine kolluk kuvvetlerinin müdahalesi olmaksızın TCK 36. maddesi kapsamında eyleminden ve suç işleme kararından gönüllü olarak vazgeçtiğine, sanığın eyleminin pek hafif zarar doğurduğu dikkate alınarak asgari hadden uzaklaşmadan ceza tayin edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesinin bu husustaki talep ve savunmalarını dikkate almaksızın temel cezadan uzaklaşarak ceza tayin etmesinin hukuka, yasaya ve usule aykırı olduğuna ve sanığın beraatine karar verilmesini talep ettiklerine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kadirli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli ve 2020/346 Esas ve 2021/262 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin ve katılan ...vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/2827 Esas, 2022/1999 Karar sayılı kararı ile “Sanıklar ... ve ... hakkında 09/05/2020 tarihli eylemler yönünden yapılan istinaf başvurusunun incelemesinde, yargılamanın tüm aşamalarında sanık ...'in 09.05.2020 tarihli eylemi kendisinin gerçekleştirdiğini kabul etmediği, sanık ...'ın ise soruşturma aşamasında eylemi sanık ... ile birlikte gerçekleştirdiklerini ikrar ettiği halde mahkemede bu beyanından dönerek 09.05.2020 tarihinde akü çalma eylemini gerçekleştirmediklerini beyan ettiği, sanık ...'ın soruşturmada kollukta ve Cumhuriyet Başsavcılığında müdafi huzurundaki ikrarının kendisini bağlayacağı ancak sanık ... yönünden atfı cürüm niteliğindeki beyan dışında sanık ...'in mahkûmiyetine yeterli somut delil bulunmadığı, bu nedenle sanık ...'in suç tarihinde kullandığı cep telefonunun tespit edilerek baz istasyonu sinyal bilgilerini kapsayan HTS kayıtlarının getirtilerek suç tarihinde olay yerinde olup olmadığının tespitinden sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken atfı cürum mahiyetindeki beyana göre sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, kabule göre de, suç yerinin her üç GSM operatörü ( ..., ... ve ...) firmaların etrafı tel çitle çevrili ortak alan içinde ayrı ayrı konteynerler içi olduğu, kolluğun 28.10.2020 tarihli tutanağında baz istasyonlarının farklı firmalara ait olduğunu gösteren iz, resim, işaret vb. belirgin bir özelliğinin olmadığının belirtildiği, yine 09/05/2020 tarihli olay yeri inceleme raporu ve ekinde konteynerlerin farklı firmalara ait olduğunu gösterir bir tabela, yazı veya işaretten bahsetmediği ancak yerel mahkemece yapılan 25.01.2021 tarihli keşifte ... ve ... şeklinde küçük puntolu yazılar olduğu, ... yazısının olmadığı ancak burada da ayrı tel çit bulunduğu yönünde gözlemi karşısında; ilgili firmalardan suç tarihi itibariyle ortak alanda yer alan konteynerlerinde kendilerine ait olduğunu gösteren tabela,yazı veya işaret olup olmadığı sorulması, suç tarihinde belirtilen küçük puntolu yazıların tespiti halinde gece karanlığında sanıkların bunu fark edip edemeyeceği noktasında gerekirse bilirkişi raporu alınarak ayrıca bu hususun sanıklara da sorularak sonucuna göre çalınan akülerin farklı firmalara ait olup olmadığını bilebilecek durumda olup olmadıklarını tartışarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken iki ayrı katılana karşı gerçekleştiği kabul edilerek iki defa cezalandırılması yoluna gidilmesi ve sanıklar ..., ... ve ... hakkında 18.06.2020 tarihli eylemler yönünden yapılan istinaf başvurusunun incelemesinde, suç yerinin her üç GSM operatörü (..., ... ve ...) firmaların etrafı tel çitle çevrili ortak alan içinde ayrı ayrı konteynerler içi olduğu, kolluğun 28.10.2020 tarihli tutanağında baz istasyonlarının farklı firmalara ait olduğunu gösteren iz, resim, işaret vb. belirgin bir özelliğinin olmadığının belirtildiği, yine 09.05.2020 tarihli olay yeri inceleme raporu ve ekinde konteynerlerin farklı firmalara ait olduğunu gösterir bir tabela, yazı veya işaretten bahsetmediği ancak yerel mahkemece yapılan 25.01.2021 tarihli keşifte ... ve ... şeklinde küçük puntolu yazılar olduğu, ... yazısının olmadığı ancak burada da ayrı tel çit bulunduğu yönünde gözlemi karşısında; ilgili firmalardan suç tarihi itibariyle ortak alanda yer alan konteynerlerinde kendilerine ait olduğunu gösteren tabela,yazı veya işaret olup olmadığı sorulması, suç tarihinde belirtilen küçük puntolu yazıların tespiti halinde gece karanlığında sanıkların bunu fark edip edemeyeceği noktasında gerekirse bilirkişi raporu alınarak ayrıca bu hususun sanıklara da sorularak sonucuna göre çalınan akülerin farklı firmalara ait olup olmadığını bilebilecek durumda olup olmadıklarını tartışarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken iki ayrı katılana karşı gerçekleştiği kabul edilerek iki defa cezalandırılması yoluna gidildiğinden'' bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/2827 Esas, 2022/1999 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kadirli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.06.2023 tarihli ve 2023/112 Esas ve 2023/460 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ve katılanlar ...ve ...vekillerinin, temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/4120, K. 2026/10634, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-4120-e-2026-10634-k-dcf5f4194df2