Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/3584 E. 2026/8656 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3584
Karar No
2026/8656
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2324 E., 2024/71 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ...'un (Fevzi oğlu) temyiz isteminin ''inceleme konusu hırsızlık olayı ile bağlantısının bulunmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine''; sanık ... (...oğlu) müdafiinin temyiz isteminin''sanığın suçu işlemediğine, suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanması gerektiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine''; sanık ...'un (...oğlu) temyiz isteminin ise ''müştekinin zararını ödediğine, suçun teşebbüs aşamasında kaldığına ve cezadan indirim yapılmadığına'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Birecik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2021 tarihli ve 2020/471 Esas, 2021/435 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2022/1687 Esas, 2023/1237 Karar sayılı kararı ile ''1-Sanıkların müştekinin 21... plakalı aracını düz kontak yaparak çalmaya çalıştıkları ancak çalamadıkları, bunun üzerine araçta bulunan müştekiye ait cep telefonunun hırsızladıkları, müştekinin araçta cep telefonunun olmadığını fark etmesi üzerine kolluğa haber verdiği, kolluk tarafından sanıkların aracında yapılan aramada müştekiye ait telefonunun ele geçirildiği, dosya kapsamında yer alan araştırma görgü tespit ve yakalama tutanağında belirtilen ve sanıkların aracına iple bağlı halde bulunan 27 RL ... plakalı aracın müşteki ...’a ait olmadığı halde iddianamede ve gerekçeli kararda bu aracın müştekiye ait olduğu kabul edilerek sanıkların hem müştekinin aracını hem de cep telefonunun çaldıkları yönündeki yanlış kabul ile çelişki yaratılması, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.06.20 08... -169 sayılı kararı ile Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 10.09.2018 tarih, 2018/3744 Esas, 2018/8664 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere, ceza yargılamasında temel kural duruşmanın yüze karşı yapılmasıdır. Bu kuralın istisnaları 5271 sayılı CMK'nın 194, 1 95... . maddelerinde açıkça gösterilmiştir. Yasada belirtilen istisnalar dışında sanık veya sanıkların duruşmaya getirtilmeleri zorunludur. Bu nedenle cezaevinde hükümlü olan sanığın duruşmalardan bağışık tutulma talebinin de olmadığının anlaşılması karşısında, 22/10/2021 tarihli karar celsesinde Nizip T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığa SEGBİS aracılığıyla bağlanılarak son savunması ile sözleri sorulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi ve CMK'nın 289. madde gerekçesinde açıklandığı üzere yasanın olanak sağlamadığı hallerde sanığın yokluğunda duruşma yapılması suretiyle CMK'nın 196/2, 289/1-e maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlaması '' gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği 2. No.lu bozma nedeninin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş,bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18.Ceza Dairesinin,07.06.2023 tarihli ve 2022/1687 Esas,2023/1237 Karar sayılı kararının; bozma üzerine verilen Birecik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2023 tarihli ve 2023/106 Esas ve 2023/275 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve sanık ... (...oğlu) müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/3584, K. 2026/8656, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-3584-e-2026-8656-k-7e7bf2606af9