Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/11532 E. 2026/11935 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/11532
- Karar No
- 2026/11935
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/912 E., 2024/1892 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeni hüküm tesisi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1 maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "malın değerinin azlığı nedeniyle mahkemece takdiri indirim uygulanması gerekirken, bu husus değerlendirmeye dahi alınmadan sanık hakkında fazla ceza tayinine karar verilmesine, sanık hakkında beraat kararının verilmesi gerektiğine, aksi hâlde lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli ve 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı kararında, suçlardan birinin tamamlanmış diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulması, tamamlanmış olan eylem suçun basit hâlini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli hâlini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, sonuçta zincirleme suç nedeniyle ceza belirlenirken suçun en ağır cezayı gerektiren hali üzerinden uygulama yapılması ve ayrıca zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmaması gerektiğinin belirtilmesi karşısında, somut olayda sanığın 19.12.2021 tarihinde gündüz vakti tamamlanmış hırsızlık suçunu işlemesi şeklinde gerçekleştirdiği eylemin zararın kovuşturma aşamasında karşılanması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h ve 168/2. maddelerinde; sanığın 21.12.2021 tarihinde gece vakti aynı katılana yönelik tekrar çeşitli eşyaları konuttan çalarken yakalanması şeklinde gerçekleşen ve teşebbüs aşamasında kalan eyleminin ise aynı Kanun'un 142/2-h, 1 43... . maddelerinde düzenlenen suçu oluşturduğu nazara alınarak; yukarıda açıklanan şekilde 19.12.20 21... .12.2021 tarihinde işlenen suçlardan dolayı ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre daha ağır cezayı gerektiren suç üzerinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek cezanın da teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmaması gerektiği, Mahkemenin 19.12.20 21... .12.2021 tarihinde işlenen suçlardan dolayı ayrı ayrı uygulama yaparak değerlendirmede bulunulmuşsa da 19.12.2021 tarihli tamamlanmış hırsızlık suçu nedeniyle belirlenen ceza miktarı üzerinden kovuşturma evresinde zararın giderilmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümleri gereğince indirim yapılmadan değerlendirme yapılıp, 19.12.2021 tarihinde gündüz vakti tamamlanmış hırsızlık suçunun daha ağır olduğunu kabul ederek belirlenen ceza üzerinden 43. maddenin uygulanmasına karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Hükümden sonra 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağına ilişkin düzenleme dikkate alındığında, sanık hakkında koşullu salıverme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilemeyecek olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasında Bölge Adliye Mahkemesince çıkarılan, cezanın 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine cümlesinden sonra gelecek şekilde "ikinci defa mükerrir sayılan sanık hakkında cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanması ve koşullu salıverilme hükümlerinin infaz aşamasında gözetilmesine" ilişkin kısım eklenmek suretiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.