Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/760 E. 2025/678 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/760
Karar No
2025/678
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/541 E., 2021/1140 K. SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma, hakaret, tehdit, kamu malına zarar verme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz nedenlerinin incelenmesinde; Sanığın adli sicil kaydına göre Giresun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli ve 2012/652 E., 2013/276 K. sayılı ilâmında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmış olması nedeniyle sanığın ikinci kez mükerrir sayılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, II.Sanık hakkında kamu malına zarar verme, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz nedenlerinin incelenmesinde; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1.Kamu malına zarar verme suçu yönünden; a.Sanığın, Giresun ... köyünde bulunan caminin kapı camını kırmak suretiyle zarar vermesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 153. maddesinde düzenlenen "İbadethanelerle, bunların eklentilerine, buralardaki eşyalarla, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarların korunmasına yönelik yapıları yıkmak, bozmak ve kırmak" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mala zarar verme suçunun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek 5237 sayılı TCK'nın 153/1. maddesi yerine aynı Kanun'un 152/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulması, b.Kabule göre; İddianamede sanığın ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 153/1. maddesinden cezalandırılması talep edildiği halde sanığa ek savunma hakkı verilmeden aynı Kanun'un 152/1-a maddesinden uygulama yapılması, 2.Hakaret suçu yönünden, a.Sanığın ''Bu imamın arkasında namaz kılarsanız sizin ananızı sinkaf ederim.'' şeklindeki sözleri sebebiyle, sadece imam ...'e hakaret suçundan kamu davası açıldığı, sanığın söylediği sabit olan bu sözlerle, imamın şahsına yönelik TCK'nın 125/1 maddesinde yazılı onur, şeref , saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu ya da sövme eyleminin bulunmadığı, sözlerinde geçen sövme ifadelerinin belirli bir mağdura yönelik, matufiyet unsurunun gerçekleştiği yolunda bir delilin bulunmadığı, bu nedenle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; b.Sanığın eylemini, camii hoparlörünü kullanarak gerçekleştirdiği ve aleniyet unsurunun oluştuğu gözetilmeden, hatalı değerlendirme ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 125/4. fıkrası uygulanmayarak eksik ceza tayini, 3.Tehdit suçu yönünden; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1.cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, sanığın üzerine atılı tehdit suçu yönünden uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4.Sanığın adli sicil kaydına göre Giresun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli ve 2012/652 E., 2013/276 K. sayılı ilâmında TCK'nın 58. maddesinin uygulanmış olması nedeniyle sanığın ikinci kez mükerrir sayılması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümlerde 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2025 tarihinde hakaret suçu yönünden Daire üyesi Sn. ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla, diğer suçlar yönünden oy birliğiyle karar verildi. KARŞI OY Giresun 3. Asliye Ceza mahkemesinin 2021/541 Esas, 1140 Karar sayılı ilamı ile sanık ... hakkında diğer suçlar yanında hakaret suçundan da mahkumiyet kararı verilmiş ve temyiz incelemesi sırasında daire çoğunluğu tarafından sanığın eyleminin matufiyet unsurunu taşımadığı gerekçesiyle hakkında beraat kararı verilmesi için bozulmasına karar verilmiştir. Çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf konusu olay, sanığın camii hoparlöründen “ bu imamın arkasında namaz kılarsanız sizin ananızı sinkaf ederim” şeklindeki sözlerinde matufiyet unsurunun bulunup bulunmadığı konusundadır. Matufiyet kelime anlamı olarak “yöneliklik, yönelmiş olma” olarak tarif edilmektedir. Hakaret suçlarında ise hakaret içeren davranışın herhangi bir duraksamaya yer vermeksizin kime yönelik olduğunun belirli olmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla hakaret eyleminde mağdurun belli veya belirlenebilir olması anlamına gelmektedir. Hakaret kelimeleri içerisinde kime yöneldiği belli değil ise muhatabın kim olduğunun anlaşılabilir olduğu durumlarda matufiyetten bahsedilebilir. Mağdurun belirlenememesi durumunda bu suçun oluşmayacağı kabul edilmektedir. Olayımızda Giresun ili Töngel köyünde ikamet eden sanık ile tek husumeti olan kişi köy imamı olan mağdur ...’tir. Hakaret olarak kabul ettiğimiz cümlenin içerisinde köydeki tek camii imamı olan kişiden bahsedilmiş olması nedeniyle zaten açık ve net olarak ortadadır. Sanık ve mağdur ifadelerinde aralarındaki bir ihtilaf nedeniyle uzun süredir problem oluştuğunu ifade edip kabul etmişlerdir. Bu husumet nedeniyle olay günü sanığın Töngel Köyü imamı ...’i defalarca arayıp rahatsız ettiği ve bu nedenle dosyamızdan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan dolayı TCK’nın 123. maddesi uyarınca ayrıca ceza aldığı ortadadır. Dosya içerisindeki tüm olaylar ve olgular birlikte değerlendirildiğinde sanığın hakaret etmek istediği kişinin köyün imamı olduğu açıkça ortadadır. Söylenen sözlerde her ne kadar köylüye genel olarak söylenmiş bir cümle gibi gözükse de matufiyetin köy imamına yöneldiği herhangi bir yoruma tabii tutulamayacak kadar açıktır. Böyle bir hakaretten dolayı onur ve şerefi lekelenen tek kişi sanığın husumetlisi olan mağdur köy imamıdır ve bu yönelişi belirlenebilir bir durumdadır. Dosya içeriği de açık ve net bir şekilde bu durumu ortaya koymaktadır. Her ne kadar çoğunluk bu cümlelerde köy imamına yönelik bir matufiyet bulunmadığını kabul ederek beraat kararı vermiş ise de; söylenen sözlerdeki matufiyetin açıkça köy imamı ...’e yönelik olduğu dosya içeriği itibarıyla sabit olduğundan sanığın bu eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, çoğunluğun düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/760, K. 2025/678, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-760-e-2025-678-k-6a8e39536d3d