Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/28999 E. 2024/9568 K.
Konu: Karşılıksız Yararlanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/28999
- Karar No
- 2024/9568
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıksız Yararlanma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Karşılıksız yararlanma KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115429 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 09/04/2018 tarihli ve 2018/616 esas, 2018/4761 karar sayılı ilâmında, "Kurum zararının soruşturma aşamasında ödenmesi hâlinde TCK'nın 168/5. fıkrası gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekli olduğu, bu konuda soruşturma aşamasında yapılması gerekip yapılmayan usûl işlemlerin kovuşturma aşamasında tamamlanması sebebiyle bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi hâlinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK'nın 168/5 ve CMK'nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediği için suç tarihine göre düşme kararı verileceği, ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı tebliğ ve ihtar edilip yüze karşı ise talep etmesi hâlinde, tebligat yapılıyor ise makul bir süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde, eksik kovuşturma ile mahkûmiyet hükmü kurulması,.." şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesi uyarınca sanığa etkin pişmanlıktan yararlanabileceği hususu hatırlatılıp, talep etmesi hâlinde zararı gidermesi için kendisine süre verilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 21/01/2019 ve 21/02/2019 tarihlerinde sayaçtan geçirmeksizin doğrudan bağlantı yapmak suretiyle kaçak elektrik kullandığından bahisle kamu davası açıldığı, 21/01/2019 tarihli kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağı nedeniyle düzenlenen 28/02/2020 tarihli bilirkişi raporu ile 3.706,73 Türk lirası zarar zarar belirlenmiş ise de, anılan raporda vergili-cezasız tüketim miktar belirlenmediği gibi sanığa da zarar giderimine dair usulüne uygun hiçbir tebligatın yapılmadığı, 21/02/2019 tarihli kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağı nedeniyle ise, 1.240,26 Türk lirası kamu zararı oluştuğundan bahisle ödeme yeri ve süresi, ödeme ya da ödememenin sonuçlarını da içermeyen usulsüz ihtaratın kolluk tarafından düzenlenen bir tutanak ile tebliğ edildiği, yine 28/02/2020 tarihli bilirkişi raporu ile 1.255,25 Türk lirası zarar belirlenmiş ise de, anılan raporda vergili-cezasız tüketim miktar belirlenmemesi üzerine, bu kez 21/02/2019 tarihli eylem bakımından düzenlenen 08/03/2021 tarihli ek bilirkişi raporu ile vergili-cezasız tüketim miktarının 400,00 Türk lirası olarak tespit edilmesini müteakip, bu kez 10/03/2022 tarihinde, sanığa ödeme yeri ve süresi, ödeme ya da ödememenin sonuçlarını da içermeyecek şekilde Cumhuriyet Savcılığınca alınan ifadesi sırasında yapılan ihtaratın da geçerli ve usule uygun olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı, Tüm bu hususlara rağmen sanığın kendisine, mahkumiyetine konu suçlar bakımından oluşan kamu zararının 1.240,26 ve 400,00 Türk lirası olmak üzere toplam 1.640,26 Türk lirası olarak bildirilmesi nedeniyle 06/12/2019 ve 04/04/2022 tarihlerinde ödeme yaptığı da anlaşılmakla, 21/01/2019 ve 21/021/2019 tarihlerinde gerçekleşen usulsüz elektrik kullanımı nedeniyle oluşan kamu zararına ilişkin vergili-cezasız miktarların ayrı ayrı tespit edilerek zarar giderimi konusunda sanığa geçerli ve usule uygun şekilde ihtaratların yapılmasını müteakip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan aynı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği; sanığın 21.01.2019 ve 21.02.2019 tarihlerinde sayaçsız direkt bağlantı yapmak suretiyle kaçak elektrik kullandığının tespit edildiği olayda, 21.01.2019 tarihli tutanağa ilişkin soruşturma aşamasında aldırılan 28.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda, kurum zararının 3.706,73 Türk Lirası olarak belirlendiği; ancak bahse konu raporda zararın vergili cezasız olarak belirlenmediği, sanığa da zarar giderimine dair bir tebligatın yapılmadığı, 21.02.2019 tarihli tutanak nedeniyle, kurum zararının 1.240,26 Türk Lirası olarak belirlendiği, bu tutarın kolluk marifetiyle ödeme yeri ve süresi, ödeme ya da ödememenin sonuçları gösterilmeksizin tebliğ edildiği, 21.02.2019 tarihli eylem bakımından düzenlenen 08.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, vergili cezasız kurum zararının 400,00 Türk Lirası olarak belirlendiği ve 10.03.2022 tarihinde, sanığa ödeme yeri ve süresi, ödeme ya da ödememenin sonuçlarını da içermeyecek şekilde Cumhuriyet Savcılığınca alınan ifadesi sırasında ihtaratın yapıldığı, sanığın kendisine, mahkûmiyetine konu suçlar bakımından oluşan kamu zararının 1.240,26 ve 400,00 Türk Lirası olmak üzere toplam 1.640,26 Türk Lirası olarak bildirilmesi nedeniyle 06.12.2019 ve 04.04.2022 tarihlerinde ödeme yaptığı, her iki tutanak bakımından oluşan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp sanığın ödediği miktarın kurum zararını karşılaması hâlinde, zarar soruşturma aşamasında giderilmiş gibi, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi, karşılamaması hâlinde ise, katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı tespit edilerek, bilirkişi tarafından hesaplanan zararın makul süre içerisinde giderilmesi halinde 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden hakkında düşme kararı verileceğine dair sanığa ihtaratta bulunulup sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2022 tarihli ve 2022/186 Esas, 2022/635 Karar sayılı süresinde istinaf edilmeksizin kesinleşen kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.