Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/13855 E. 2025/16922 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/13855
Karar No
2025/16922
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/563 E., 2022/381 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, olay nedeniyle meydana gelen zarar net bir şekilde açıklanmayıp bu konuda belge ibraz edilmediğine, buna rağmen sanığın iddia edilen zararı karşıladığı halde belirlenen cezanın çok fazla olduğuna, sanığa fiili ile orantısız ceza verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulmasına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Zincirleme suç kapsamında olduğu kabul edilen eylemler yönünden uygulamada karşılaşılan konulara ilişkin CGK ve Dairemizce kabul edilen ilke ve uygulamaları özetlemek gerekirse; TCK 43/1. maddesinde düzenlenen bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişinin zilyetliğindeki mallara yönelik olarak hırsızlık suçunun işlenmesi hâlinde, öncelikle bu suçlardan hangilerinin hangi sebeple, zincirleme suça dahil olduğu belirlendikten sonra; bu suçlardan haklarında beraat kararı verilmiş olanlar, dava zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilmesi gerekenler, genel af, şikayet süresi, şikayetten vazgeçmeye konu olanlar, uzlaşmaya konu olanlar gibi hususlar ayrı ayrı değerlendirilip eylemlerden her birinin ayrı ayrı suçun bütün unsurlarını ve cezalandırılabilme şartlarını taşıması gerektiği gözetilmelidir. ( CGK 16-05/2017 gün, 2015/7-593E. 2017/273 K. , 28-02-2012 gün ve 2010/2-287 E. 2012/58 K. ile 05-11-2019 gün ve 2018/5-526 E. 2018/639 K. sayılı kararları kısmen farklı olmak üzere zamanaşımı konusuna dair.) Zincirleme suça dahil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikayetten vazgeçme, uzlaştırma gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı hüküm kurulmuşsa veya bu şekilde hüküm kurulması gerekir nitelikte ise o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi ortadan kalkar. (CGK’nın 18-09-2012 tarih ve 303/296 E/K., 12-03-1996 tarih ve 24/34 E/K., 11-03-2003 tarih ve 328/28 E/K., 05/02/2002 tarih ve 28/179 E/K., sayılı kararlarıda hukuki kesintiye dair emsal kararlardır. Zincirleme suça dahil kabul edilen suçların her birinin tamamlanma, teşebbüste kalma ve suç yolunda katedilen mesafe, suçun geceleyin işlenmesi durumu, suça konu değerin miktarına bağlı olarak TCK 61. madde gereğince temel ceza tayinine etkileri TCK 145. madde yönünden değer azlığı – çokluğu TCK 168. maddesi çerçevesinde soruşturma veya kovuşturma aşamasında tam veya kısmi iade, tazmin durumu ile kısmi iade veya tazmin hâlinde mağdurun rızasının varlığı, suç tarihine göre yaş küçüklüğü, sonuç cezanın tayinine etkili olacağı için her bir suç ile ilgili müstakilen, ayrı ayrı uygulama yapıp sonuçlarının karşılaştırılması suretiyle en ağır cezayı gerektiren hâlin ve böylece sonuç cezanın belirlenmesi gerekmektedir. (CGK 07-12-2019 tarih ve 2015/13-770 E. 2019/74 K.) Zincirleme suç uygulaması kapsamında görülen suçların her birinin fazla cezaya yol açabileceği düşünülen sebeplerin birleştirilmesi, bunlar uygulanarak en ağır cezayı gerektiren hâlin tespiti yoluna gidilerek sonuç ceza hesaplanması (tayini) şeklindeki “Karma Uygulama” hukuka uygun değildir.

Zincirleme suç söz konusu olduğu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak en ağır cezayı gerektiren sonuç cezanın tespiti amacıyla, TCK 61. maddesine göre belirlenen temel cezanın aynı Kanun’un 43/1. maddesi uyarınca 1/4’ünden, 3/4’üne kadar artırılması hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca hakim, somut olaydaki zincirleme şekilde işlenen suçların sayısını da göz önünde bulundurularak maddede gösterilen oranlar arasında bir belirleme yaparak cezayı artıracaktır. TCK 43/1. maddesi sanık lehine getirilmiş düzenlemedir. Başka bir ifadeyle cezayı artıran hâllerden değildir. Zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenen birden fazla suç olmasına rağmen, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçta, verilen ceza belirli bir miktarda artırılmaktadır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun yukarıda açıklanan çerçevede müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından da fazla olmamalıdır. Ayrıca kural olarak soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumunda soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması hâlinde ise zincirleme suç kapsamında kaldığı belirlenen suçlar yönünden davalar birleştirilerek yargılamaya devamla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekecektir. Ancak zincirleme suça dahil suçlardan biri hakkında bu husus fark edilmeden, gözetilmeden dava açılmış mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu kararda kesinleşmişse zincirleme suça konu ikinci suç - derdest suçla ilgili olarak mahkemece kesinleşen hükme konu eylemde göz önüne alınarak zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki sonuç ceza ile karşılaştırılmalı, kesinleşen cezadan fazla bir ceza miktarı ortaya çıkıyorsa bu fark kadar cezaya hükmedilmelidir. (CGK’nın 15-03-2016 gün ve 2014/847 E. 2016/128 K. sayılı kararı bu konuya ilişkindir.) Yargıtay 2. CD’nin 13.03.2017 gün ve 2014/30048 E. 2017/2840 K., 18.02.2020 tarih ve 2019/14693 E., 2020/2780 K. sayılı ve 17. CD (Kapatılan) 15.02.2018 tarih ve 2016/639 E., 2018/1801 K. sayılı kararlarda konuya ilişkindir. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu olayda; Sanığın 26.10.2020 tarihinde gündüz sayılan zaman aralığında olan 19.02 sıralarında bina niteliğindeki suça konu mağazadan değeri 70,00 TL olan et ve 245,00 TL olan 1lt. alkollü içecek çaldığı ve bu suçun tamamlandığı ve ilk eylem nedeniyle oluşan zararın kovuşturma aşamasında sanık tarafından giderildiği, bilahare aynı gün gece sayılan saat 20.30 sıralarında yine aynı iş yerinden hırsızlık yapmak isterken yakalandığı ve bu eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, tamamlanmış ilk eylem sebebiyle 5237 sayılı TCK 142/2h, 168/2. maddelerinin, teşebbüs aşamasında kalan alkollü içeceğin çalındığı ikinci eylemin ise 142/2-h, 1 43... . maddelerinden düzenlenen suçu oluşturduğu nazara alındığında, Zincirleme suç kapsamındaki her bir eylemle ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi çerçevesinde; önce temel ceza tayini, ardından artırım ve indirim sebepleri ayrı ayrı uygulanarak bulunacak sonuçların karşılaştırılması suretiyle daha ağır cezanın belirlenmesi ve buna göre daha ağır cezayı gerektiren suç için tayin olunacak cezadan aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılması, ancak bu cezanın teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olamayacağının dikkate alınması suretiyle sonuç cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Karşıyaka 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/13855, K. 2025/16922, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-13855-e-2025-16922-k-8d58d0632f7c