Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/12500 E. 2025/7105 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/12500
- Karar No
- 2025/7105
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2001 E., 2021/2668 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bakırköy 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/527 Esas, 2018/760 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 05.02.2020 tarihli ve 2019/828 Esas, 2020/296 Karar sayılı kararı ile, "Başka suçtan farklı yargı çevresindeki cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılan sanığın duruşmadan vareste tutulma hakkının hatırlatılmadığı ve vareste tutulma talebi de bulunmadığı halde hükmün açıklandığı 18.12.2018 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan veya SEGBİS sistemiyle bağlantı kurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlandığı; sanığa zarar miktarı, ödeme yeri veya müştekinin bildireceği hesap numarasının açıkça belirtilmek suretiyle ihtaratta bulunularak sanığın zararı giderip gidermemesine göre TCK'nun 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde hukuki durumun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulduğu; sanığın olay günü mağdurun 2017 yılında 1.200,00 TL'ye alındığı belirtilen cep telefonunu elinden alıp kaçması şeklinde gerçekleşen eylem itibariyle, suçun oluşumuna göre mahkemece "sanığın amaç ve saiki gözönüne alınarak" şeklindeki gerekçe ile hırsızlık suçunu işleyen sanık hakkında adalet, hak ve nesafet kuralları ve 5237 sayılı TCK'nın 3/1. maddesinde düzenlenen “Orantılılık” ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde yerinde ve yeterli olmayacak gerekçe ile temel cezanın belirlendiği; sanık hakkında tekerrüre esas alınan Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/345 Esas, 2016/158 Karar sayılı ilamının denetime imkan verecek şekilde, kesinleşme ve infaz durumunu gösterir ilamın tasdikli bir suretinin dosyaya celbedilmesi gerektiğinin gözetilmediği" gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 05.02.2020 tarihli ve 2019/828 Esas, 2020/296 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Bakırköy 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2020/105 Esas, 2021/483 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.