Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/10695 E. 2025/6887 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2022/10695
Karar No
2025/6887
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1269 E., 2020/2330 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2018/60 Esas, 2018/164 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143/1 ve 58. maddeleri uyarınca verilen 9 yıl hapis cezasına hükmedilmesine ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına yönelik sanığın istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 25.09.2018 tarihli ve 2018/2027 Esas, 2018/2114 Karar sayılı kararı ile, özetle "...Kovuşturma evresindeki sanığın savunmasının 5271 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi gereğince tayin olunacak bir müdafi katılımı ile sanığın savunmasının alınmasında hukuki zorunluluk bulunmasına rağmen, duruşmada sanığın savunmasının alındığı celsede aynı Kanun'un 188. maddesi gereğince mutlaka hazır bulunması gereken sanığa akıl hastalığı bulunması ihtimaline binaen tayin olunacak müdafiin mezkur celsede hazır bulundurulmamış olmasının aynı Kanun'un 289/1-e maddesindeki; "...duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişinin yokluğunda duruşma yapılması" emrinin müdafii bulundurulmamak suretiyle ihlal edilmiş olması, aynı Kanun'un 150/2 maddesi gereğince sanığın savunmasının zorunlu müdafii katılımı olmaksızın alınmış olması nedeniyle alınan savunmasının yöntemince elde edilmiş hukuka uygun delil olmaması nedeniyle aynı Kanun'un 289/1-i maddesindeki kesin hukuka aykırılık sebebinin oluşturduğu ve tedavi gördüğü kurumlardan teşhis ve tedaviyi gösteren hasta tedavi müşahade kağıdı, epikriz gibi tüm belgelerin celp edilip dosyanın onaylı sureti ve bu belgelerle birlikte sanığın, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine veya Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine sevki ile 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı, söz konusu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığına dair rapor aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi" nedenleri ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1-e,f maddelerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zira her ne kadar 5271 sayılı Kanun'un 289 ve 280. maddeleri uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmiş ise de, bozma nedeni olarak gösterilen hukuka aykırılığın bu maddeler kapsamına girmediği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 25.09.2018 tarihli ve 2018/2027 Esas, 2018/2114 Karar ile bozma üzerine İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 2018/598 Esas, 2020/175 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/10695, K. 2025/6887, T. 21.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2022-10695-e-2025-6887-k-2feb937657bb