Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/4678 E. 2026/4268 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4678
Karar No
2026/4268
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24.12.2024 tarihli ve 2024/1483 Esas, 2024/13677 Karar sayılı ilamında; "davalılardan dördüncü kişi ... yönünden (İİK 282. maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK 278/3-2. maddesinin uygulama yerinin olmadığı, dördüncü kişi konumundaki davalı ... yönünden ivazlar arasındaki fahiş farkın davanın kabulü için yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın kabul edilmesinin gerekçesinin tartışılmadığı, davalı ...'ın davalı ...'dan aldığı bu taşınmazı aldıktan 18 gün sonra tekrar aynı kişiye iade ettiği, bu durumun davalı ...'ın kötü niyetli olmadığını gösterdiği, dosyaya yansıyan kötüniyetini gösteren bir durumun da olmadığı ve davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğunun da ispatlanamadığından davanın davalı dördüncü ... yönünden reddi ile İİK'nın 283. maddesi gereğince sadece davalı üçüncü kişi ...'un taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında tazminatla (davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutulması ve her bir tasarruf grubu için ayrı ayrı harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilip tasarrufları yapan davalıların sorumlu olduğu miktarın ayrı ayrı belirlenmesi" gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davalı ... yönünden Yargıtay ilamı çerçevesinde yasal koşullar oluşmadığından davanın reddine, .. İli, .. İlçesi, .. Mahallesi, 938 Ada, 42... parsellerde kayıtlı taşınmazlar yönünden davalı .. Yapı...A.Ş. hakkında açılan tasarrufun iptali davasında yasal şartlar oluşmadığından davanın reddine, alınan bilirkişi raporlarında taşınmazların işlem tarihindeki değeri ile resmi senetteki devir bedeli karşılaştırıldığında misliyle fark oluştuğu, davalılar arasındaki karı koca (...-.. ..; ...-...), arkadaşlık (..-..) ilişkileri nazara alınarak borçlunun mali durumunu bildiği ya da bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle, davanın bir kısım davalılar yönünden kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre, usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin tüm, davalı ... ve davalı ... vekilinin 2 nolu, davalı ... vekilinin 3 nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-İİK'nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İİK’nın 283/II. maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın, tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir.

Somut olayda; davalı borçlu ...'dan alacaklı olan dava dışı .. Bank A.Ş. ile ... T.A.Ş. tarafından açılan başka tasarrufun iptali davalarında İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/613 Esas, 2019/385 Karar ve İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/203 Esas, 2023/378 Karar sayılı ilamları ile de davalı ...'a ve davalı ...'ya devredilen dava konusu taşınmazlar yönünden tasarrufun iptaline karar verilmiş olup, davalı ... ve ... aynı taşınmazlar için tazminata mahkum edildiğinden, verilen kararların infazı halinde bu dosyalar ile tahsilde tekerrür oluşturabileceğinden, tahsilde tekerrür olmamak üzere tasarrufun iptali ile tazminata karar verilmesi gerekirken hükümde bu yönde açıklık bulunmaması doğru görülmemiştir. 3- İİK'nın 282/1. maddesine göre tasarrufun iptali davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan şahıslar aleyhine açılır. Dolayısı ile borçlu ile üçüncü kişi arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan, davalı borçlu ... tarafından davalı 3. kişi .. Yapı San. ve Tic.A.Ş.'ye devredilen .. İli, .. İlçesi, .. Mahallesi, 938 Ada, 42... parselde kayıtlı taşınmazlar yönünden dava reddedilmiş olup, mecburi dava arkadaşları lehine birlikte vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yalnızca davalı ... Yapı San. ve Tic.A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlıkların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin tüm, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi hüküm fıkrasının 1. bendinin 2. paragrafındaki "...673.000,00-TL'nin İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2018/148 66... /14867 esas sayılı takip dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine," ibarelerinden sonra gelmek üzere "... İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/613 Esas, 2019/385 Karar ve İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/203 Esas, 2023/378 Karar sayılı ilamları ile tahsilde tekerrür olmamak üzere;" ibarelerinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 1. bendinin 3. paragrafındaki "...40.000,00-TL'nin İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2018/148 66... /14867 esas sayılı takip dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine," ve 1. bendinin 4. paragrafındaki "...339.000,00-TL'nin İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2018/148 66... /14867 esas sayılı takip dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine..." ibarelerinden sonra gelmek üzere "...İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/203 Esas, 2023/378 Karar sayılı ilamı ile tahsilde tekerrür olmamak üzere;" ibarelerinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 9. bendindeki "Davalı ... Yapı şirketi kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplanan 226.266,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine," ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerine "Davalı ... Yapı şirketi ve davalı ... kendilerini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplanan 226.266,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine," ibarelerinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2026/4678, K. 2026/4268, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2026-4678-e-2026-4268-k-316118705632