Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4888 E. 2026/4257 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4888
- Karar No
- 2026/4257
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı ... Ür.Gıda İnş. Tur. San. ve Tic.Ltd.Şti. hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığını ve haklarındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için dava konusu taşınmazlarını davalı ...'ya onun da bir kısmını diğer davalı ...'e devrettiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuştur. İstanbul Anadolu 6. Asliye ... Mahkemesinin 23.03.2016 gün, 2016/292 E- 2016/ 227 K sayılı kararı ile "açılan tasarrufun iptali davasında mahkemenin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu" gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karar davalı borçlu vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Kapatılan (17) Hukuk Dairesinin 01.11.2016 gün, 2016/17831 E- 2016/9668 K sayılı ilamı ile onanmıştır. Görevli mahkemede yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nın 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir.Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa,alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilir. Bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki
ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerekir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nın 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nın 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İİK'nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı borçlu ... Ürünleri Gıda İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ile davalı ... arasında akrabalık/hısımlık ilişkisi olduğunun ileri sürülmüş olmasına, dava konusu gayrimenkullerin tapuda gösterilen değerleri ile tasarruf tarihlerindeki gerçek değerleri arasında misli aşan bedel farkının olduğunun ileri sürülmesine göre; mahkemece İİK 277, 278, 2 79... ve devamı maddeleri ayrı ayrı tartışılmadan, davalılar ... ve ...'ün dava konusu taşınmazları gerçek bir satış iradesi ile devraldıkları, satış bedellerini bankadan havale yolu ile diğer davalı şirkete ödedikleri, davalılar arasında muvazaa iddiasının ispatlanamadığı, tasarrufun iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk derece Mahkemesine gönderilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.