Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/32 E. 2026/2885 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/32
- Karar No
- 2026/2885
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi DAVACI/BİRLEŞEN MAHKEMESİ : İstanbul 45. İcra Hukuk Mahkemesi BİRLEŞEN İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 26. İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki asıl davada davalı/birleşen davada davacı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Asıl dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına; birleşen dava ise, alacaklının irade fesadı ve tehdit nedeniyle kabul beyanının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, haczedilen paranın 17.02.2022 tarihinde istihkak iddiasında bulunan şirkete iade edildiğinden asıl davanın konusuz kaldığı, birleşen dava da soruşturma dosyasında şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu haliyle kabul beyanının irade fesadı hali nedeniyle geçersiz olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesi ile asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, kabul beyanı doğrultusunda davacı lehine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davalı/birleşen davada davacı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafça ön inceleme tutanağının düzenlenmesinden önce kabul beyanı sunulmakla, nispi vekâlet ücretinin yarısı olan 289.858,12 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm tesisi gerektiği kanaati ile davalının vekâlet ücretine yönelik istinaf başvurusu isabetli görüldüğünden davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden; dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar asıl davada davalı-birleşen davada davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Harçlar Yasası'nın 27-28. maddelerine göre; harca tabi davalarda, dava açılırken davacıdan bir başvurma harcı ve nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Yine aynı Kanun'un "Harç Ödenmeyen İşlemler" başlığını taşıyan 32. maddesinde ise, "Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır." hükmü getirilmiştir. Kural olarak yargı harçlarının davanın açıldığı sırada ödenmesi gerekir. Harcı ödenmeyen dava dilekçesinin kabul edilip, mahkeme esas defterine kaydının yapılması halinde bahsi geçen Kanun'un 30. ve 32. maddeleri gereğince ödenmesi gereken harç miktarının belirlenerek harcın ikmali için süre verilmesi, verilen sürede harç yatırılmadığı takdirde, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince davaya devam edilmeyerek HMK'nin 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına, HMK'nin 150/5. maddesi gereğince üç ay içinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmelidir.
İstihkak davaları İİK’nin 97. maddesi gereği genel hükümlere göre görülür ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi ile (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Hal böyle olunca, asıl alacak tutarı ile mahcuzların değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanun'un 28. maddesi uyarınca peşin olarak ödenmedikçe, davaya devam edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda, asıl davanın takibin taliki ve devamı isteğine ilişkin olarak açıldığı, harç yatırılmadığı, birleşen dosyanın şikayet (icra memuru işlemi) olarak açıldığı, maktu başvurma harcı yatırıldığı, yargılama sırasında harcın tamamlanmadığı görülmüştür.
O halde, yapılan bu açıklamalar doğrultusunda, mahkemece, asıl alacak miktarı ile mahcuzların değerinden hangisi az ise bu değer üzerinden davacının yatırması gereken harcın hesaplanıp belirlenen miktarın mahkeme veznesine yatırması için süre verilmesi, verilen sürede harcın ikmali halinde yargılamaya devam edilerek karar verilmesi, harcın ikmal edilmemesi halinde ise dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Kabule göre de, dava değeri, harçlandırılan değer olup, vekâlet ücretinin de harcı tamamlanan bu değer üzerinden hesaplanması gerekir.
SONUÇ : Asıl davada davalı/birleşen davada davacı alacaklı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.