Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/331 E. 2026/3957 K. – Taksirle Yaralama

Konu: Taksirle Yaralama

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2026/331
Karar No
2026/3957
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Yaralama

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/739 E., 2024/112 K. SUÇ : Taksirle yaralama BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul 43.Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2024 tarihli ve 2023/739 Esas, 2024/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın temyiz edilmeksizin 25.03.2011 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 22.12.2025 tarihli ve 94660652-105-34-21666-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155197 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155197 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 04.04.2010 tarihinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 01.03.2024 tarihine kadar geçen süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 25.03.2011 tarihi ile denetim süresi içerisindeki suçun işlendiği 17.12.2014 tarihi arasında geçen durma süresi mahsup edildiğinde, 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı CMK'nın 309.maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı TCK'nın 89. maddesinin birinci fıkrasında yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Aynı Kanun'un 67. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemesi gerektiğinin belirtildiği, sanığın yakalama kararı üzerine yakalanarak, Ankara 12.Sulh Ceza Mahkemesince savunmasının alındığı 04.04.2010 tarihinde zamanaşımının kesildiği, ardından sanık hakkında Eyüp 2. Sulh Ceza Mahkemesince, 23.12.2010 tarihinde anılan suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği, kararın 25.03.2011 tarihinde kesinleşmesi ile dava zamanaşımının durduğu, duran zamanaşımı süresinin ihbara konu ikinci suçun işlenme tarihi olan 17.12.2014 tarihinde yeniden işlemeye başladığı, sanığın savunmasının alındığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başka sebep bulunmadığı, bu haliyle zamanaşımının durduğu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 25.03.2011 tarihi ile ihbara konu ikinci suçun işlendiği 17.12.2014 tarihi arasındaki 3 yıl 8 ay 22 günlük süre ile kanundan kaynaklı 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, sanığın savunmasının alındığı 23.12.2010 tarihine eklenmesiyle elde edilen 15.09.2022 tarihi itibariyle dosyada, 5237 sayılı TCK'nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşıldığı gözetildiğinde gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. madde ve fıkraları ile 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309.maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2024 tarihli ve 2023/739 Esas, 2024/112 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. madde ve fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/331, K. 2026/3957, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2026-331-e-2026-3957-k-aa95985ecdaa