Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/3193 E. 2026/4240 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3193
- Karar No
- 2026/4240
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/47 E., 2021/458 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 200.000,00TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın hakkın doğum tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, davanın süresinde açıldığına ve kabulü gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/... Soruşturma, 2019/... Karar sayılı soruşturma dosyası kapsamında, davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 06.08.2017-29.12.2017 tarihleri arasında 145 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma neticesinde 07.05.2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın davacıya 13.06.2019 tarihinde tebliğ edilmiş olması ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı 15 günlük itiraz süresinin bulunduğu nazara alındığında bu kararın 28.06.2019 tarihinde kesinleştiği, tazminat isteminin tarihinin ise 21.07.2020 tarihi olduğu ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra tazminat isteminde bulunulduğunun anlaşıldığı, 26.03.2020 tarihili resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı kanunun geçici 1. maddesi ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda taraflar bakımından belirlenen sürelerin 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar durdurulduğu, yine 30.04.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile durma süresinin 15.06.2020 tarihine kadar uzatıldığı, bu nedenle durma süresine denk gelen sürelerin işlemediği, dava dosyasında ise bir yıllık hak düşürücü sürenin 28.06.2020 tarihinde dolması nedeniyle yukarıda belirtilen tarihler arasında olmadığı anlaşıldığından, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde tazminat davasının açılmadığından bahisle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince bir isabetsizlik görülmemiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; ... 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ... ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Maddenin 2. fıkrasında; Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri ile 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler bu maddenin kapsamı dışında tutulmuştur. 30.04.2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı ile 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 01.05.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.
Yukarıda açıklanan düzenleme dikkate alındığında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/... Soruşturma, 2019/... Karar sayılı dosyasında, yapılan soruşturma neticesinde 07.05.2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın davacıya 13.06.2019 tarihinde tebliğ edilmiş olması ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı 15 günlük itiraz süresinin bulunduğu nazara alındığında bu kararın 28.06.2019 tarihinde kesinleştiği, Covid-19 salgını nedeniyle 13.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında toplam 95 gün durduğu anlaşılan sürenin hak düşürücü olan bir yıllık sürenin hesaplanmasında dikkate alınmasının zorunlu olduğu, bu itibarla gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde davanın açıldığı gözetilmeksizin, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde karar verildi.