Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/1383 E. 2026/3928 K. – Bilinçli Taksirl

Konu: Bilinçli Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1383
Karar No
2026/3928
Karar Tarihi
Konu
Bilinçli Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/289 E., 2024/300 K. SUÇ : Bilinçli taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında Dairemizin bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının; o yer Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce direnme kararı yerinde görülmeyerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından direnme kararına konu hükümdeki gerekçenin isabetli olduğuna karar verilerek, uygulamanın denetlenmesi için dosyanın tekrar Dairemize gönderildiği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, dosya yeniden incelenerek, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince kurulan sanık hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin 01.03.2023 tarihli hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının, sanık müdafilerinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine dair 10.05.2023 tarihli Bölge Adliye Mahkemesinin kararına yönelik bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanık müdafilerinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce sanığın eyleminin olası kastla öldürme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde bilinçli taksirle öldürme suçundan hüküm kurularak, suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedenine dayalı olarak verilen 06.03.2024 tarihli bozma ilâmı üzerine İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnilmesi ile direnme kararına konu sanık hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin 25.09.2024 tarihli hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının ve katılanlar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istemli 10.01.2025 tarihli Tebliğnamesi ile Dairemize gönderilen dosyanın yapılan inceleme neticesinde Dairemizin 26.02.2025 tarihli kararı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek dava dosyasının direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından sanığın eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiğinin kabulü ile direnme kararına konu hükümdeki gerekçenin isabetli olduğuna karar verilerek, uygulamanın denetlenmesi için dosya tekrar Dairemize gönderilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, suç vasfında yanılgıya düşülmesi ve sanığa eksik ceza hükmedilmesi nedeniyle usûl ve kanuna aykırı olan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında kasten öldürme ya da olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de direnme kararının bozulması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma ilâmına direnme üzerine yapılan yargılama sonunda; 06.05.2022 tarihinde saat 14.30 sıralarında, uzunca bir süredir birlikte çalışan 35 yaşındaki sanık ... ile 20 yaşındaki ölen ...'in yanlarında aynı işte çalışan tanık ... ve sanığın kardeşi tanık Şevket ile birlikte karot işi yapmak üzere Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi'ne gittikleri, burada çobanlık yapmakta olan ... isimli şahısla karşılaştıkları ve bölgede çalışırken kullanacakları suyun tankerle temini hususunda onunla anlaştıkları, daha sonra çalışacakları sahaya söz konusu mahalde kullanacakları malzemeleri yerleştirerek, saat 18.30 sıralarında dönüş için yola çıktıklarında, ... ...'ın kendisine ait çadırda çay içme teklifini kabul edip, uzunluğu 4,1 m ve genişliği 3 m olan çadır içerisindeki sandalyelere oturdukları, ... ...'ın ise çayları getirmek üzere çadırın dışına çıktığı ve çayın soğuk olduğunu farkedip, çayı ısıtmada kullanmak için çadırın etrafında bulunan odunlardan kırmaya başladığı, bu esnada sanık ...'ın, çadır içerisinde gördüğü ... ...'ın ağabeyi tanık ...'a ait olan tüfeği bulunduğu yerden alıp, tüfeğin kurma kolunu çekerek, namlusu dışarıya dönük şekilde tetiğe bastığı; ancak tüfeğin ateş almadığı, daha sonra içinin boş olduğunu düşündüğü tüfeği, karşısında yaklaşık 50 - 60 cm uzaklıkta sandalyede oturan ...'e doğru çevirdiği ve ona "... doldurur mu?" diye sorduğu, ...'in "Sık, görelim," şeklinde yanıt vermesi üzerine tetiğe bastığı ve tüfek içerisinde bulunan fişeğin patlayarak içerisindeki saçmaların ...'in başının ön yüzüne isabet etmesinin ardından, sanık ... ve orada bulunan tanıkların hemen ... Çağrı Merkezi hattını arayarak, yaşananları haber verdikleri; ayrıca sanık ...'ın kendi aracı ile ...'i alıp hastaneye götürmek üzere yola çıktığı ve onu yolda çağrı üzerine gelen ambulansa teslim ettiği, hastaneye kaldırılan ...'in yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, burundan girip, enseye doğru traje izleyen, kafatabanı parçalı kırkları ve beyin sapı harabiyetine yol açan bir adet ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasının etkisiyle hayatını kaybettiği, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen olayda, kasten hareket ettiğine dair delil bulunmayan sanığın, tanık ...'a ait tüfeği göz ucuyla kontrol ettikten sonra içinde mermi bulunmadığı düşüncesiyle önce çadırın dışına doğrultarak tetiğe bastığı ve tüfeğin ateş almadığı, daha sonra o anki yetersiz tecrübesine güvenerek dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olacak şekilde tüfeği ölen ...'e doğrulttuğu ve "... doldurur mu?" diye sorduğu ve ölenin de "Sık, görelim." şeklinde sözler söylemesi üzerine yakın mesafeden ölenin hayati öneme haiz kafa bölgesine öldürücü nitelikteki av tüfeğini doğrultarak tetiğe bastığı ve tüfeğin içindeki merminin patlaması neticesinde ölenin başından saçma taneleri ile yaralanarak hayatını kaybettiği, sanığın, söz konusu dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olacak nitelikteki davranışı sonrası tüfeğin ateş alması hâlinde neticenin gerçekleşeceğini öngördüğü, bununla birlikte gerek ölenin yakın arkadaşı olması gerek eylem sonrasında derhal ... Çağrı Merkezi hattını aramış olması ve yaralanan arkadaşını kendi aracıyla hastaneye götürmeye çalıştığı dikkate alındığında, kesin olarak meydana gelen neticenin gerçekleşmesini hiçbir şekilde istemediği ve neticenin gerçekleşeceğini bilseydi söz konusu hareketi gerçekleştirmeyeceği, bu hâliyle sanığın söz konusu eylemdeki kusurunun bilinçli taksir düzeyinde olduğu kabul edilerek, ayrıca, "... Sanık ile müteveffanın birlikte çalışan iş arkadaşı olup aralarında önceye dayalı herhangi bir husumetin bulunmadığı, olay esnasında da aralarında ağız münakaşası, darp cebir gibi anlık bir kavga ve buna bağlı silah kullanmayı gerektirir herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı... sanığın eylemini gerçekleştirirken kesin olarak neticenin gerçekleşmesini istemediği ve eylemi gerçekleştirdikten sonra neticenin gerçekleşmesine engel olmaya çalıştığı, dolayısıyla neticenin gerçekleşeceğini bilse eylemi gerçekleştirmekten vazgeçeceği ve neticeye karşı kayıtsız kaldığının da söylenemeyeceği, sanığın profesyonel olarak askerlik yapmadığı, tüm silahlar açısından bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceği, söz konusu tüfeği olay günü öncesinde kullanmadığı ve tüfeği ilk kez olay günü eline aldığı, sanığın sadece askerlik hizmetini yerine getirmesinin tek başına sonucu isteme durumuna etkili olmayacağı, sanığın olayın hemen öncesinde içinde mermi bulunmadığı düşüncesiyle tüfeği çadırın dışına doğrultarak tetiğe basması ve tüfeğin ateş almaması nedeniyle tüfeği maktule doğrulturken neticenin meydana gelmeyeceğine duyduğu inanç ile eylemini gerçekleştirdiği..." biçimindeki gerekçelerle sanığın olası kastla hareket etmediği sonucuna varılıp Dairemizce verilen bozmaya direnilerek, bir kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 22/3. maddeleri uyarınca bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.10.2025 tarihli ve 2025/12-175 Esas, 2025/384 Karar sayılı kararında yer alan; "Sanığın tüfeği doğrulttuğu ölene hitaben '... doldurur mu?' diye sorması nedeniyle muhtemel ölüm neticesini öngördüğünde kuşku bulunmamaktadır. Bu noktadan sonra sanığa isnat edilen suçun niteliğinin belirlenmesinde neticeyi isteyip istemediği veya kabullenip kabullenmediği önem kazanmaktadır. Sanığın tüfeğin boş olduğu düşüncesiyle ateş ettiği yönündeki savunması ile bunu destekleyen ...Çağrı Merkezini araması ve öleni aracına alarak vakit kaybetmeksizin hastaneye götürmek için yola çıkması hususları da nazara alındığında; ölüm neticesini istemediği gibi kabullenmediği de anlaşılmaktadır. Buna karşın ilk kez tetik düşürdüğünde ateş almayan tüfeğin boş olduğu ve ateş almayacağı düşüncesiyle tetiğe basan sanığın, ölen ...’in hayatını kaybedebileceğini öngördüğü hâlde tüfeğin bir kez daha ateş almayacağına inanarak hareket ettiği ortadadır. Açıklanan nedenlerle sanığa isnat edilen eylem, TCK’nın 85/1. maddesinde düzenlenen bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün isabetli olduğuna karar verilmelidir." şeklindeki gerekçe ile direnme kararı üzerine Ceza Genel Kurulu tarafından verilen kararın Dairemiz açısından bağlayıcı olduğu gözetilerek yapılan incelemede:

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında o yer Cumhuriyet savcısı ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/1383, K. 2026/3928, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2026-1383-e-2026-3928-k-9e413bf31e14