Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/7018 E. 2026/4861 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/7018
Karar No
2026/4861
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/62 E., 2025/106 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık müdafii tarafından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden 09.03.2026 tarihli dilekçe ekinde katılanlar ..., ... ve dava dışı ... isimlerine imzalı şikâyetten vazgeçme dilekçesi sunduğu, ancak söz konusu dilekçenin katılanlar ... ve ... tarafından dosyaya gönderilmediği belirlenmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 136/1, 43/2-1, 62/1, 53/1-2-3 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, TCK'nın 136/1, 62/1, 53/1-2-3 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca altı kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; ceza miktarına, sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın, suç işleme kastının bulunmadığına, katılanlardan alacaklı olduğuna, katılanların avukatına gönderdiği bilgilerin avukat tarafından bilindiğine, borcunu alabilme saiki hareket ettiğine, her bir katılan için ayrı ayrı cezalandırılmasının hukuka ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna, sanık hakkında lehe olan hükümlerin ve 5237 sayılı TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın, katılanların avukatı olan tanık ... "bana ulaşsınlar, yoksa ben onlara heryerden ulaşırım, derslerine iyi çalışsınlar" şeklindeki mesaj ile katılanların kişisel verileri kapsamındaki T.C. kimlik numaraları, anne-baba adı, doğum tarihi, adres ve cep telefon numarası bilgilerini içeren ... Bilgi Ağı (...) sorgulama ekran görüntülerini göndermesi şeklindeki eylemi nedeniyle sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 136/1 ve 43/2-1. maddelerindeki zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, sanığın her bir katılana ait kişisel verileri içeren ekran görüntülerini ayrı ayrı göndermesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanık hakkında her bir katılan için ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2025 tarihli ve 2023/9-109 Esas, 2025/528 Karar; 30.10.2025 tarihli ve 2023/10-435 Esas, 2025/444 Karar; 12.02.2025 tarihli ve 2022/8-201 Esas, 2025/66 Karar; 18.12.2024 tarihli ve 2024/9-184 Esas, 2024/410 Karar; 12.06.2024 tarihli ve 2024/9-108 Esas, 2024/188 Karar; 08.11.2023 tarihli ve 2023/9-306 Esas, 2023/590 Karar; 05.07.2023 tarihli ve 2023/9-199 Esas, 2023/380 Karar sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır.' şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır." biçiminde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise 5237 sayılı TCK’nın "suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.

5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz." düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir.

5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b) İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.

5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda artırılmaktadır.

Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem, ayrı bir hareket oluşturmakla birlikte hukuki anlamda tek olarak kabul edilebilmektedir. Buna göre doğal anlamda filin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğunu söylemek her zaman mümkün değildir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilebilmektedir. Böyle bir durumda suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek ve doğal hareketler hukuken tek olarak değerlendirilecektir. 5237 sayılı TCK'nın 43/2. maddesinde belirtilen "tek bir fiil" ifadesi ile de fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olduğu kastedilmektedir. Çok sayıdaki doğal fiilin, hukuki anlamda tek olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı hâllerde ise birden fazla fiilden bahsetmek gerekecektir.

Fiil tekliğinin belirlenmesi için; a) Tek iradi karar, b) Tekrarlanan veya birbirini izleyen doğal anlamda birden fazla hareket, c) Yer ve zaman bakımından sıkı bağlantı, d) Tarafsız gözlemci nazarında hareketlerin tek bir fiil olarak görülmesi, Kriterlerine göre olaysal bir değerlendirme yapılması gerekir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, dava dışı ... ve katılan ... ile aralarında ticari ilişkiden kaynaklı dava bulunması nedeniyle husumetli oldukları, sanığın alacağını alabilmek için, katılanların T.C. kimlik numarası, anne-baba adı, doğum tarihi, adres ve cep telefonu numarası gibi kişisel verilerini içeren ... Bilgi Ağı (...) sorgulama ekran görüntülerini hukuka uygunluk nedenleri bulunmadığı için hukuka aykırı olarak yetkisiz üçüncü kişi konumundaki katılanların avukatı olan tanık ... Whatsapp adlı program üzerinden gönderip "Avukat ... bu bilgiler ... sana zahmet ilet bana ulaşsınlar, yoksa ben onlara heryerden ulaşırım, derslerine iyi çalışsınlar" şeklinde mesaj yazmasına konu olayda, sanığın atılı suçu birden fazla fiille işlediğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı gibi dosya arasındaki Whatsapp mesaj ekran görüntülerine göre de sanığın, katılanlara ait ... ekran görüntülerini peş peşe aynı zaman aralığı içinde gönderdiğinin görülmesi karşısında, sanığın eyleminin hukukî anlamda tek bir fiil olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu bağlamda İlk Derece Mahkemesinin sanığın aynı suçu tek bir fiil ile birden fazla katılana karşı işlediği kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 43/2. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca temel cezanın artırılmasına dair hükmünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilmeden, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde atılı suçun ayrı fiillerle işlendiği kabul edilip her bir katılana karşı sanık aleyhine ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/7018, K. 2026/4861, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-7018-e-2026-4861-k-8d2ae0d3967f