Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/4191 E. 2026/4945 K. – Defter, Kayıt

Konu: Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4191
Karar No
2026/4945
Karar Tarihi
Konu
Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/572 E., 2024/1678 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 298/1 maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 53... maddeleri uyarınca 18 ay hapis cezası cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ertelenmesine, karar verilmiş, sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan incelemede ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararının kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-a uyarınca beraatine karar verilmiş, katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11.Ceza Dairesi'nin 12.12.20 23... /3481 Esas ve 2023/9953 Karar sayılı ilamı ile "1. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesine göre; “Vergi incelemeleri, esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin iş yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir.” düzenlemesi karşısında, iş yeri faal olan mükelleflere, defter ve belgelerin vergi dairesine getirilmesi için yapılan tebligatlar hukuki sonuç doğurmayacağından gizleme suçunun unsurlarının oluşmayacağı, ancak ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 tarihli 1999/11-273 Esas ve 1999/288 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu, bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde, 213 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinde yazılı hususlarla usulüne uygun tebligatın aranmayacağı dikkate alındığında; tebligat tarihinde ticari faaliyete devam edilip edilmediği, incelenmek üzere istenilen defter ve belgelerin mevcut olup olmadığı ve incelemeye ibraz etmeme nedenleri de araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2. İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile ilgili istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda (1) nolu bendde açıklanan eksik inceleme ve araştırmanın yapılması için 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre duruşma açılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yapılan inceleme ile beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur." gerekçeleri ile bozma kararı verildiği, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2, 7394 sayılı yasa ile değişik 359/4 maddesi, 5237 sayılı Kanunun 62, 50/1-a ve 52/4 maddeleri uyarınca 11.250 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; müvekkilinin ifadesinde belirttiği üzere, 2019 yılında iş yeri faaliyette olmasın karşın vergi dairesince müvekkilinin iş yeri veya müvekkilinin GİB tebligat adresi yerine ikametine tebligat gönderildiğine, tebligatın usulsüz olduğuna, kast unsurunun bulunmadığına, hükmün bozulması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler ve sanığın savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; vergi inceleme raporuna göre defter ve belgelerin ibrazı istemli yazının tebliği tarihinde sanığın yetkilisi olduğu şirketin faal olduğu, Dairemizce tebligat tarihinde şirketin faal olup olmadığının tespiti için Konyaaltı İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı ekindeki kolluk tutanağına göre sanıkla yapılan telefon görüşmesi üzerine sanığın beyanlarına göre düzenlenen tutanak içeriğinde sanığın şirketi kendi ev adresinde göstererek açtığını, 2020 yılı sonu veya 2021 yılı başında tanımadığı bir şahsa devrettiğini beyan ettiği, bozmadan sonra Dairemizce talimat yoluyla sanığın alınan savunmasında defter ve belgelerin muhasebecide olduğunu, ödemelerde aksama olduğu için muhasebeciden defterleri alamadıklarını beyan ettiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2011/2401 Esas, 2013/8493 Karar sayılı 23/05/2013 tarihli ilamında da belirtildiği üzere defter ve belgelerin muhafaza sorumluluğunun şirket yetkilisi sanığa ait olup 2014 yılı defterlerinin 2019 yılında muhasebecide olduğunu beyan eden sanığın bu beyanının ibrazdan kaçınma niteliğinde olduğu, daha önceki savunmalarında da defter ve belgelerin muhasebecide olduğunu beyan ettiği gözetildiğinde; 09/09/2019 tarihli defter ve belge isteme yazısının sanığın ikamet adresinde 12.09.2019 tarihinde kapıya tebligat pusulası yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği (VUK. 102. m.) ancak sanığın tebliğ edilen tarihten itibaren söz konusu defter ve belgeleri 15 günlük yasal süre geçmesine rağmen kuruma ibraz etmediği, vergi inceleme raporuna göre sanığın yetkilisi olduğu şirkete ait 2014 yılına ilişkin yevmiye ve envanter defterlerinin noter tasdik bilgisi bulunduğu, sanığın defter ve belgeleri muhasebecide olduğunu belirterek ibrazdan kaçındığı, dolayısıyla tebligat tarihinde şirket faal olsa dahi incelemenin iş yerinde yapılması zorunluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından üzerine atılı defter ve belgeleri ibraz etmeme suçunun sabit olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesi ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Gerekçeli karar başlığında "2019" olarak eksik yazılan suç tarihinin "27.09.2019" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/4191, K. 2026/4945, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-4191-e-2026-4945-k-27285b3ead62