Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2783 E. 2026/4947 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2783
- Karar No
- 2026/4947
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/4301 E., 2020/938 K. SUÇLAR : Sahte belge düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 53. maddeleri uyarınca 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43... maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanık üzerine atılı sahte belge düzenleme ve defter belge sunmama suçu işlediğinden hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesinin istinaf sebebi olduğuna, dosyada yer alan sanık hakkında düzenlenen... ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan raporu da kabul etmediklerine, sanığın cezai ehliyetinin tam olduğuna, kararının bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; şirketin gerçek bir ticari faaliyeti olmaksızın sadece sahte fatura düzenlemek amacıyla kurulduğu ve 3 ayrı dönem içerisinde düzenlediği faturaların tamamının sahte olarak kabulü gerektiği, sanığın savunmasına gelince bu savunma sanığı suçtan kurtarmadığı, çünkü verdiği bilgilerin hiçbiri yaptığımız araştırma ile teyit edilmediği, bu nedenle sanık bilerek veya esteyerek girdiği içinden hayalı isimler verekek öncelikle kendi ini sonra var ise birlikte hareket ettiği kişi yada kişileri kurtarmak amacıyla hareket ettiği, bu gibi durumlarda biliyoruz ki organizasyonun içinde olan kişi ya da kişiler organizasyonu kurduktan sonra kısa sürede bol miktarda fatura kesip belli bir yüzdeyle piyasaya sürdükleri, olay uzatılınca başka kişilerde o organizasyonu bırakmakta ve kendini olayın içinde buldukları, bu olayda da görünürde şirket sahibi olan sanığın muhtemelen diğer işlemlere karışmadığı, herhangi bir faturaya imza atmadığı herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığı doğal olarak ileride kendisine yönelecek husumeti bu şekilde defettiği, organizasyonda payına düşeni aldıktan sonra hayali isimler vererek gerçek diğer suç ortaklarını gizleme yoluna gittiği, gerek görünüşünden gerek ise dosyaya yansıyan kişiliğinden kandırılmaya elverişli durumunun olmadığı, gerçeğin farkında olup davranışlarının bilinçli olduğu anlaşılmakla bu dosyanın sanığı itabiryle eylemen sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varıldığı, şirketin hissedarı ve müdürüdür, defter ve belgeleri de kendisi saklamak ve istendiğinde ibraz etmek zorunda olduğu, bu nedenlerle sanığın üzerine atılı her iki suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği kabulü ile sanık hakkında mahkumiyet kararları verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; sanık hakkında İstanbul Anadolu ...'nin 2017/136 esas , 2018/317 karar sayılı hükmü ile hakkında sahte fatura düzenlemek ve defter ve belgeleri yapılan tebligata rağmen defter ve belgeleri ibraz etmemekten dolayı Vergi Usul Kanununa muhalefetten kamu davası açılmış ve VUK'un 359/a-2, 359/b , TCK 43. ve 52. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmiş ise de, yerel mahkemece ve dairemizce yapılan yargılama sonucu toplanan deliller neticesinde sanığın üzerine atılı suçu ısrarla kabul etmediği, dinlenen bir kısım tanıkların sanığı tanımadıklarını beyan ettiği, ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan rapora göre sanığın TCK 32/2.maddesi gereğince akıl hastalığına sahip olması, bu haliyle akıl sağlığı ile söz konusu eylemleri yapmasının mümkün olmadığı, aleyhine başkaca delil de bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararının kaldırılması ile sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR 1. Sanığın savunmasında; kahvede otururken tanıştığı ... ile soyismini bilmediğim ... isimli kişilerin kendisine şirket açma teklifinde bulunduklarını, bu şahısların kendisini notere götürdüklerini ve imza attırdıklarını, birlikte çalışmayı teklifi ettiklerini, ancak onların üç kağıtçı ve sahtekar olduğunu anlayınca yanaşmadığını beyan etmesi, şirket açılış yoklama fişi ve diğer yoklama fişlerinde sanığın imzasının bulunmaması, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmada ... isimli şahsa ulaşılamamış olması ve ancak dosya içerisinde sahte olduğu değerlendirilen belge asıllarının bulunması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
a) Şirket açılış evrakının temini ile başvuru yapan kişinin sanık olmaması halinde bu kişinin tespiti ile tanık sıfatıyla duruşmaya çağırılarak 5271 sayılı Kanunun 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra beyanlarına başvurulması,
b) Şirketin muhasebecisinin tespiti ile tanık sıfatıyla duruşmaya çağırılarak 5271 sayılı Kanunun 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra beyanlarına başvurulması,
c) Fatura basımı yapan firmanın tespiti ile basımı yapılan fatura asıllarını teslim alan kişiyi tevsik edici belgelerin temini ile sanığın faturayı teslim alan kişi olup olmadığının belirlenmesi,
d) Sanığın beyanına göre sanığın vekaletname verip vermediği, verilmiş ise kendisine vekaletname verilerek vekil kılınan kişinin araştırılarak tespiti ile tanık sıfatıyla duruşmaya çağırılarak 5271 sayılı Kanunun 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra beyanlarına başvurulması, faturalar ve şirketin kuruluşuna dair belgeler gösterilerek üzerindeki yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, olmadığını beyan etmeleri halinde gerekirse bu konuda bilirkişi raporu aldırılması,
e) Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan ve dosyada mevcut fatura asıllarının sanığa gösterilerek yazıların ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını beyan etmesi halinde faturalardaki yazıların ve imzaların aidiyeti yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
2. Suçun sübutu halinde ise; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Sahte belge düzenleme suçu yönünden, suç tarihinin en aleyhe kabulle resen terk tarihi olan 31.03.2015 olması gerekirken gerekçeli karar başlığında "2015" olarak belirlenmiş olması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.