Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2597 E. 2025/7229 K.
Konu: Sahte Belge Düzenleme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2597
- Karar No
- 2025/7229
- Karar Tarihi
- Konu
- Sahte Belge Düzenleme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/263 E., 2020/504 K. SUÇ : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık ... hakkında 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında 2009, 2010, 2011 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında 2011, 2012, 2013 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suçlundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılmasına, sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; atılı suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olması ve mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden haklarında beraat kararları verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi olan şirketin yönetim kurulu üyesi olan sanık ..., 09.02.2011 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olan ... ve 09.02.2011 tarihinden sonra yönetim kurulu üyesi olan ...'ın, sorumluluk dönemlerinde sahte belge düzenleme suçunu işlediklerinin sabit olduğu gerekçesi ile sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan incelemede; 30.11.2007 ve 09.02.2011 tarihli Ticaret Sicili Gazetelerinde yayınlanan mükellef ... Bilgi. Elk. Elektro. Bask. Ür. San ve Tic. A.Ş ile ilgili kararlarda, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve tek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili müdürünün ... olduğunun belirtildiği, ''Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluk'' 213 sayılı VUK'nun 10. ve 333. maddelerinde düzenlendiği ve aynı kanunun 359 ve 360. maddelerinde öngörülen cezaların bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağının belirtildiği, tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcisi bulunup da suç, eylem ve fikir birliği içinde işlenmemişse sorumluluk, cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak, suçun şekli sorumlusuna değil, ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü bulunan temsilciye ait olduğu, somut olayda, mükellef şirket temsilcisinin sanıkların ifadeleri, ticaret sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre ... olduğu, sanıklar ..., ..., ... ticaret sicil kayıtlarında anlatılan dönemlerde yönetim kurulu üyeleri iseler de, suça konu faturaları düzenleyen şirketin yönetimi ve temsilinin bu sanıklara ait olmadığı, atılı eyleme katıldıklarına dair açık bir belirlemenin de olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2016 tarihli ve 2016/14973 Esas sayılı iddianamesi ile sanık ... hakkında 2012 ve 2013 takvim yıllarında, sanık ... hakkında ise 2009, 2010, 2011 takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçlarından da kamu davası açıldığı, ancak sanıklar hakkında bu takvim yıllarına ilişkin bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkında bu suçlara yönelik mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
A. Sanık ... Hakkında 2009, 2010, 2011, 2012 Takvim Yıllarında, Sanık ... Hakkında 2009, 2010, 2011 Takvim Yıllarında, sanık ... Hakkında 2011 ve 2012 Takvim Yıllarında Sahte Belge Düzenlemek Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden; Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylemlerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı Kanunun 66/1. maddenin (e) bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihlerinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının, inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu ve dosya içeriği itibariyle de 5271 sayılı Kanunun 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların bulunmadığı anlaşıldığından, hükümlerin 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanıklar hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanunun 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
B. Sanık ... ve Sanık ... Hakkında 2013 Takvim Yılında Sahte Belge Düzenlemek Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden; 1.Sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince 2013 takvim yılında sahte belge düzenlemek suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanıkların beraatine karar verilmesi,
2.Sanıkların savunmasında; atılı suçları kabul etmediklerini beyan etmesi ve sahte belge düzenleme suçunun failinin herkes olabileceği, bu suçun işlenebilmesi için şirket temsilcisi olmanın şart olmadığının anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından;
a) Fatura asıllarının sanıklara gösterilerek üzerindeki imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, ait olmadığını söylemeleri halinde belgeler üzerindeki imzaların sanıkların eli ürünü olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu aldırılması,
b) Söz konusu faturaları kullanan mükelleflerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağırılarak 5271 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra beyanlarına başvurulması, faturaları kimden, hangi ticari ilişki karşılığında aldıklarının ve faturaların alınması konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması, Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanlış gerekçe ile hüküm kurulması,
3. Suçların sübutu halinde ise; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.