Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/2047 E. 2025/6434 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/2047
- Karar No
- 2025/6434
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/204 E. 2021/148 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2014 tarih, 2014/451 Esas, 2014/476 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62/1, 52/2. maddesi gereğince 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dairemizin 26/02/2020 tarih, 2017/2121 Esas, 2020/2039 Karar sayılı bozma ilamında;" Sanığın, .................. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 20.12.2011 tarih 107 nolu kararı ile kentsel arkeolojik sit alanı olarak ilan edilen alanda, 15/03/2014 tarihli kolluk tutanağı ile; duvarları örülmüş, üstü halen açık şekilde 3 odalı kaçak inşaat yaptığı tespit edilerek, bu eylemine ilişkin olarak şüpheli sıfatıyla kollukta ifadesinin alındığı, 20/03/2014 tarihli yapı tatil zaptı ile de; kalıbı çakılırken inşaatın mühürlendiği, bu eyleminden sonra da şüpheli sıfatıyla kollukta ifadesinin alındığı ve eylemine devam ettiğini ikrar ettiği, 22/04/2014 tarihli görgü tespit tutanağı ile ise; inşaatın sıvasının yapılmış olduğu tespitinin yapıldığı, mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan inşaat bilirkişi raporu ile; dava konusu taşınmazın tek katlı betonarme ev olduğu, 3 odasının olduğu, dış cephesinin boyalı olduğu hususlarının tespit edildiği, arkeolog bilirkişi raporu ile de; her ne kadar temel kazısı yapılmamış ise de; eylemin izinsiz inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun, müdahaleler sonucunda sit alanının bütünlüğüne ve doğal dokusuna zarar verildiğinin belirlendiği, her ne kadar sanık dava konusu alanın sit alanı olduğunu bilmediğini ileri sürmüş ise de; dava konusu taşınmazın arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 20.12.2011 tarih 107 nolu kararının, dosya kapsamında bulunan 11/01/2012 tarihli ilan tutanağı içeriğine göre, Harran Belediyesinde bir ay süreyle hoparlör ile ve ilan tahtasına asılmak suretiyle ilan edildiği, aynı zamanda sanığın, eyleminin ilk tespitinden sonra kollukta ifade vermesine ve eyleminin yasal olmadığını öğrenmesine rağmen inşaata devam ettiği göz önüne alındığında, sanığın, taşınmazın arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığını bildiğinin kabulü ile üzerine atılı suçu işlediği sabit olan dosya kapsamında;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın hakkında dava konusu yerin ecrimisilini ödediğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, 3. derece arkeolojik sit alanı içerisine izin almaksızın yaptığı inşaatın, ilk olarak 15/03/2014 tarihli kolluk tutanağı ile; duvarları örülmüş, üstü halen açık şekilde 3 odalı halde iken tespit edildiği, 20/03/2014 tarihli yapı tatil zaptı ile ise; kalıbı çakılırken inşaatın mühürlendiği, 22/04/2014 tarihli görgü tespit tutanağı ile de; inşaatın sıvasının yapılmış olduğu tespitinin yapıldığı, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği anlaşılarak mahkemece de bu yönde hüküm tesis edilmiş ise de; sanığın devam eden eylemlerinin iddianame içeriğinde yer almadığı, bu nedenle sanık hakkında, iddianamede belirtilmeyen eylemleri nedeniyle ek savunma verilerek TCK’nın 43/1. maddesi gereğince uygulama yapılamayacağı anlaşılmakla; sanığın 22/04/2014 tarihli tutanak ile tespit edilen devam eden eylemleri hakkında dava açılması sağlanarak, açılan dava ile eldeki davanın birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de; 1- Tayin olunan 2 yıl 6 ay hapis ve 6 gün adli para cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 1 ay hapis ve 5 gün adli para cezası yerine uygulama hatası yapılarak netice cezanın 1 yıl 13 ay hapis ve 5 gün adli para cezası şeklinde eksik tayini kanuna aykırı,
2- T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamı sonrası sanık hakkında açılan Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/310 Esas sayılı dosyasının eldeki dosya ile birleştirildiği anlaşılmıştır.
4. Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2021 tarih, 2020/204 Esas, 2021/148 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2, 53, CMUK 326/son maddeleri gereğince 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 30.03.2024 tarih, 2024/27103 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; hükmün bozulması gerektiğine, aksi takdirde duruşma açılarak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, somut olay ele alındığında, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair Kurul kararının hoparlör ve askı yolu ile 11/01/2012 tarihinde ilanının yapıldığı, sanığın ilanın yapıldığı bölgede yaşadığının gerek beyanı, gerekse MERNİS kayıtları ile sabit olduğu, kaldı ki sanığın kendi beyanına göre yetkililerin inşaatın yasak olduğunu bildirmelerine rağmen inşaat devam ettiği dolayısıyla inşaat yapmanın yasak olduğunu zaten bildiğinin anlaşıldığı, Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden alınan cevabi yazı ile inşaat yapılan yerin kentsel ve arkeololojik sit alanı içerisinde olduğu, tapu kaydı incelendiğinde suça konu yapının bulunduğu parselin korunması gerekli kültür varlığı olduğu bu suretle eylemin hukuka uygun bir zeminde icra edilmediği, sanığın dava konusu yerin sit alanı içerisinde yer aldığını bilmesine rağmen dava konusu taşınmaza fiziki müdahalede bulunduğu, bu kapsamda sanık savunması, yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları ile dosyadaki tüm tutanak ve belgelerden üzerine atılı suçu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu anlaşılmakla sanığın 2863 sayılı yasanın 6498 sayılı yasa ile değişik 65.maddesi gereğince korunması gerekli kültür tabiat varlıkları ile koruma alanlarının zarar görmesine sebebiyet verdiği, dosyada mevcut 20/03/2014 tarihli durdurma yapı tatil zaptında sanığın arazide kalıp çakılırken inşaatın durdurulup mühürlendiği belirtilmiş olup, birleşen dosya kapsamındaki 22/04/2014 tarihli görgü tespit tutanağı ile de inşaatın sıvasının yapılmış olduğunun anlaşıldığı böylelikle sanığın aynı suçu farklı zamanlarda birden fazla işlediği anlaşıldığından sanığa verilen ceza 5237 sayılı TCK'nın 43.maddesi gereğince artırılarak mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Sanık müdafiinin, duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak, "Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2014 tarih ve 2015/451 Esas, 2014/476 karar sayılı, sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesi gereğince neticeten 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve belirtilen cezanın sanık bakımından kazanılmış hak oluşturduğu hususunun CMUK 326/son maddesi gereğince infaz aşamasında gözetilmesine karar verilmesi gerekirken, sanığın neticeten 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, " hususu Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümdeki "Mahkememizin daha önce verilmiş olan kararına sanığın aleyhine olacak şekilde Temyiz Başvurusu bulunmadığı anlaşılmakla CMK 326/son Maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkı olduğu anlaşılarak sanığın neticeden 1 YIL 13 AY HAPİS VE 5 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," ilişkin paragraf ve "Sanığın sonuç olarak 1 YIL 13 AY HAPİS VE 100 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," ilişkin paragraf çıkartılarak, çıkartılan son paragrafın yerine "Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2014 tarih ve 2015/451 Esas, 2014/476 karar sayılı hükmünün sadece sanık tarafından temyizi üzerine bozulması nedeniyle sonuç ceza miktarı sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden, 5271 sayılı CMUK'un 326/son maddesi dikkate alınarak, sanık hakkındaki 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünün İNFAZ AŞAMASINDA GÖZETİLMESİNE” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2025 tarihinde karar verildi.