Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/1843 E. 2026/5171 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2024/1843
Karar No
2026/5171
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1922 E. 2023/1735 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:

5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Tarsus 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2021 tarihli ve 2020/184 Esas, 2021/46 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında verilen beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 14.06.2023 tarihli ve 2021/1024 Esas, 2023/793 Karar sayılı kararı ile "verileri hukuka aykırı olarak verme ve ele geçirme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, 'sanığın bahse konu fotoğrafı, herkese açık, belirsiz sayıda kişinin gördüğü sosyal medya hesabından aldığı, bu fotoğrafı katılanın sosyal medyada paylaşması da dikkate alındığında, bu fotoğrafın, görünmesi ya da bilinmesi istenmeyen bir fotoğraf olmadığından, yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmayacağı' biçimindeki, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle yazılı şekilde, sanık ... hakkında, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat kararı verilmesi hukuka aykırı" nedenine dayalı olarak hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289/1-h maddesinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 14.06.2023 tarihli ve 2021/1024 Esas, 2023/793 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Tarsus 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.10.2023 tarihli ve 2023/422 Esas, 2023/583 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda aynı Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanığın ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/1843, K. 2026/5171, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2024-1843-e-2026-5171-k-6b68dda4436b