Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/4680 E. 2024/4485 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/4680
Karar No
2024/4485
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2018/174 E. 2022/57 K. SUÇ: 2863 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜMLER: Asıl dava açısından; mahkumiyet Birleşen dava açısından; mükerrerlik nedeniyle davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 11.03.2014 tarih, 2013/110 Esas, 2014/61 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, asıl dava açısından; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2-, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine, birleşen dosya açısından; 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.

2. Dairemizin 21/11/2016 tarih, 2016/9320 Esas, 2016/12877 Karar sayılı bozma ilamında; "08/05/2013 tarihinde Uzungöl Belediyesi görevlileri tarafından düzenlenen yapı tatil zaptından, sanık tarafından, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 04/12/1998 gün, 3332 sayılı kararı ile 3. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen sınırlar dahilinde kalmakta olan Trabzon İli, Çaykara İlçesi, ... beldesi, ... mahallesi, 160 ada 36 parsel sayılı taşınmaz üzerine betonarme nitelikte bir yapı inşa ettirildiğinin tespit edildiği, bu tespitle ilgili olarak Çaykara Cuhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamenin 03/06/2013 tarihinde kabul edildiği, bu tarihten sonra mahkeme tarafından mahallinde yapılan 24/10/2013 tarihli keşifte, sanık tarafından yaptırılan inşaatın tamamlandığının görüldüğü, bunun üzerine sonradan tespit edilen eylemle ilgili sanık hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç ihbarında bulunularak, açılan davanın 06/12/2013 tarihinde bu dosya ile birleştirildiği, yapılan yargılama sonucunda, 08/05/2013 tarihli tespite ilişkin sanığın mahkumiyetine, 24/10/2013 tarihli tespite ilişkin ise 6498 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte, suç tarihi itibariyle yapı malikine yapılmış bir tebligat, Resmi Gazete'de ya da Bakanlığın internet sitesinde ilan yapılmadığından sanığın beraatine karar verildiği, görülmekle;

6498 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler dikkate alındığında, suç tarihi itibariyle, ilgili tescil kararının yapı malikine tebliğ zorunluluğunun bulunmadığı, kaldı ki bölgenin sit alanı olarak tesciline ilişkin ilgili Koruma Kurulu kararının suça konu taşınmazın bulunduğu yerde 1999 yılında ilanının yapılması, bu yerin niteliğinin herkes tarafından bilinmesi mutat yerlerden olması ve 08/05/2013 tarihli tespite rağmen sanığın eylemlerine devam edip, yapının inşaasını tamamlamış olması hususu dikkate alındığında, sanığın dava konusu yerin sit alanı içerisinde yer aldığını bildiği, buna rağmen Kurul'dan izin almaksızın üzerinde inşai nitelikte müdahalelerde bulunduğunun tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu anlaşılmakla birlikte,

Aynı taşınmaz üzerinde, iddianamenin kabulü tarihine kadar gerçekleşen her bir inşai ve fiziki müdahalenin, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değerlendirilebileceği, iddianamenin kabulü tarihinde ise hukuki kesintinin gerçekleşmesi nedeniyle bu tarihten sonra yapılacak olan her müdahalenin ayrı bir davaya konu olacağı;

Sanık hakkında aynı taşınmaz üzerinde gerçekleştirdiği müdahalelere ilişkin farklı tarihlerde iki ayrı tespit yapıldığı görülmesine karşın, dava konusu uygulamaların ilk tespite ilişkin iddianamenin kabulü olan 03/06/2013 tarihinden önce bitirilmiş olabileceği, böyle bir durumda ise her iki tespit arasında TCK'nın 43/1. maddesi kapsamında müteselsil suç ilişkisinin söz konusu olacağından, sanığın dava konusu taşınmazın inşaasını 03/06/2013 tarihinden önce tamamlayıp tamamlamadığı hususu araştırılıp, tespit edilememesi halinde ise bu durum lehine değerlendirilip, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, belirtilen husus araştırılmayıp, 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanunda yapılan değişikliklere yanlış anlam yüklenip, yazılı şekilde hüküm tesis edimesi,

Kabul ve uygulamaya göre de; 1-Temel ceza üzerinden takdiri indirim yapılırken, tayin edilen adli para cezasının ödenmemesinin sonuçları açıklanırken ve erteli cezaya ilişkin belirlenen denetim süresi içerisinde, kasıtlı bir suç işlenmesi halinde, tayin edilen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirileceği belirtilirken, uygulanan kanun maddesi gösterilmeyerek CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,

2-Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2017 tarih, 2017/18 Esas, 2017/180 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, asıl dava açısından; asıl dava açısından; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2 maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, birleşen dosya açısından; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Dairemizin 18/06/2018 tarih, 2018/2381 Esas, 2018/6778 Karar sayılı bozma ilamında; "Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Dairemizin uyulmasına karar verilen 21/11/2016 tarih, 2016/9320 – 2016/12877 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, aynı taşınmaz üzerinde, iddianamenin kabulü tarihine kadar gerçekleşen her bir inşai ve fiziki müdahalenin, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değerlendirilebileceği, iddianamenin kabulü tarihinde ise hukuki kesintinin gerçekleşmesi nedeniyle bu tarihten sonra yapılacak olan her müdahalenin ayrı bir davaya konu olacağı;

Dosya kapsamı itibariyle sanık hakkında aynı taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen müdahalelere ilişkin ilk olarak Uzungöl Belediyesi görevlileri tarafından 08/05/2013 tarihli yapı tatil zaptının düzenlendiği, bu tutanakta, sanık tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen müdahalenin sadece kenar ölçülerinin gösterildiği, bu tarihten sonra kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 24/05/2013 tarihli kaçak yapı görgü tespit tutanağında ise tapulu arazide, betonarme üzerine zemin kat yığma tuğla, birinci kat tamamı ahşap olacak şekilde yapı inşa edildiğinin belirtildiği, her iki tutanak karşılaştırıldığında sanığın eylemine devam edip etmediği hususunun açık bir şekilde anlaşılamadığı, bu kapsamda her iki tutanak içeriğinde belirtilen eyleme ilişkin TCK'nın 43/1 maddesinde düzenlenen teselsül hükümlerinin uygulanamayacağı, diğer yandan mahallinde yapılan 24/10/2013 tarihli keşifte, sanık tarafından yaptırılan inşaatın tamamlandığının görülmesi karşısında, dava konusu uygulamaların ilk tespite ilişkin iddianamenin kabulü olan 03/06/2013 tarihinden önce bitirilmiş olabileceği hususu dikkate alınarak, gerektiğinde kolluk araştırması yaptırılıp, bilgisi olabileceği tespit edilen şahısların tanık olarak beyanları da alınmak suretiyle, 03/06/2013 tarihinden önce yapının inşasının tamamlanıp tamamlanmadığı araştırılıp, tamamlandığının tespit edilmesi halinde sanık hakkında tüm tespitlerle ilgili olarak 2863 sayılı Kanun'un 65/1. maddesi uyarınca temel ceza takdirinden sonra hakkında TCK'nın 43/1. maddesinde düzenlenen teselsül hükümlerinin uygulanması, sanığın eylemlerine 03/06/2013 tarihinden sonrada devam ettiğinin anlaşılması halinde ise her iki fille ilgili olarak ayrı ayrı 2863 sayılı Kanun'un 65/1 maddesi gereğince temel ceza tayininden sonra hakkında teselsül hükümlerinin uygulanamayacağı hususu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi,

2-21/11/2017 olan karar tarihinin gerekçeli karar başlığında 06/12/2013 olarak gösterilmesi," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

5.Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarih, 2018/174 Esas, 2022/57 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, asıl dava açısından; asıl dava açısından; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2 maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, birleşen dosya açısından; mükerrerlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 01.06.2023 tarih, 2023/60020 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararı temyiz ettiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosya kapsamı itibariyle sanık hakkında aynı taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen müdahalelere ilişkin ilk olarak Uzungöl Belediyesi görevlileri tarafından 08/05/2013 tarihli yapı tatil zaptının düzenlendiği, bu tutanakta, sanık tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen müdahalenin sadece kenar ölçülerinin gösterildiği, bu tarihten sonra kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 24/05/2013 tarihli kaçak yapı görgü tespit tutanağında ise tapulu arazide, betonarme üzerine zemin kat yığma tuğla, birinci kat tamamı ahşap olacak şekilde yapı inşa edildiğinin belirtildiği, her iki tutanak karşılaştırıldığında sanığın eylemine devam ettiğinin Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/18 (2013/110) esas sayılı dosyasında 27/04/2017 tarihinde yapılan keşif sonrasında inşaat bilirkişisi tarafından mahkememize sunulan 27/05/2017 tarihli raporuyla sabit olduğu, bu kapsamda her iki tutanak içeriğinde belirtilen eyleme ilişkin TCK'nın 43/1 maddesinde düzenlenen teselsül hükümlerinin uygulanacağı, diğer yandan Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/110 esas sayılı dosyasında mahallinde yapılan 24/10/2013 tarihli keşifte, sanık tarafından yaptırılan inşaatın tamamlandığının görüldüğü, dava konusu uygulamaların ilk tespite ilişkin iddianamenin kabulü olan 03/06/2013 tarihinden önce bitirilmiş olduğunun Çaykara İlçe Jandarma Komutanlığının 29/12/2019 tarihli araştırma tutanağı ve Mahalli bilirkişi tanık İsmail Koç'un 26/10/2021 tarihli celsede mahkememizce alınan beyanı ile sabit olduğu, bu nedenle sanık hakkında tüm tespitlerle ilgili olarak 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesi uyarınca temel ceza takdirinden sonra hakkında TCK'nın 43/1. maddesinde düzenlenen teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl dosya açısından sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece birleşen 2013/237 Esas sayılı dosya açısından; sanığın dosyaya konu Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/110 esas sayılı dosyasındaki 24/10/2013 tarihli keşif günü gözlemi esas alınarak düzenlenen bilirkişi raporundaki eyleminin 2018/174 (2013/110) Esas sayılı dosyanın iddianame kabulünden (03/06/2013) önceye (hukuki kesinti gerçekleşmeden) dayalı olduğu, bu durumun yapılan yargılama neticesinde dosyaya kazandırılan Çaykara İlçe Jandarma Komutanlığının yazı cevabı ve ...'un beyanı ile sabit olduğu, 2018/174 (2013/110) Esas sayılı asıl dosya yönünden bu hususta TCK 43/1 maddesi uygulanmak suretiyle sanık hakkında yargılama yapılıp hüküm kurulduğu anlaşıldığından, açılan ve yargılama sırasında meydana gelen gelişmeler sonucunda mükerrer hale gelen davanın 5271 sayılı CMK'nun 223/7 maddesi gereğince reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR 1.Asıl Dava Açısından Sanığın Mahkumiyetine İlişkin Hüküm Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

2.Birleşen Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/237 Esas Sayılı Dosyası Açısından Davanın Reddine İlişkin Hüküm Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/4680, K. 2024/4485, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-4680-e-2024-4485-k-4eb7ebd379dc