Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9787 E. 2026/5898 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9787
- Karar No
- 2026/5898
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/87 E., 2022/2607 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin adli kontrol tedbiri nedeniyle 22.940.650 TL maddi ve 5.000.000 TL manevi tazminatın ıslah ile adli kontrol tedbir kararı olan 12.04.2019 itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin ödenmesine yönelik talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacı hakkında uygulanan ve 2 yıldan fazla süren adli kontrol kararının objektif kriterlere göre ölçülülük ilkesinin ihlal edilmiş olmasının yanı sıra, müvekkilin dava dilekçesinde detaylı bir şekilde yer verildiği üzere gerek müspet gerek menfi olarak telafisi imkansız boyutlara ulaşan maddi zararının doğmasına da sebep olduğuna, davanın reddi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, "...Davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 12/04/20 19... /338 sorgu sayılı kararı ile yurt dışına çıkış yasağı konulmuş, soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01/06/20 21... /191691 soruşturma- 2021/61500 karar sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve verilen bu karar 26/06/2021 tarihinde kesinleşmiş olup hakkında verilen yurt dışı çıkış yasağı kaldırılmıştır. Davacı ... vekili Av. ... tarafından sunulan 03/09/2021 tarihli dilekçesi ile davacı hakkında verilen haksız adli kontrol kararı (yurt dışına çıkamamak) ile 22.940,650 TL maddi ve 5.000,000 TL manevi olmak üzere toplam 27.940,650 TL tazminat talebinde bulunmuş ise de, emsal nitelikteki Yargıtay 12 . Ceza Dairesi'nin 01/03/2021 tarih ve 2019/2337 esas, 2021/2077 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davacı hakkında uygulanan adli kontrol nedeniyle tazminat sorumluluğunun mevcut olmadığı, Ceza Muhakemesi Kanununun 141/1-e maddesindeki “kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen” kişilerin tazminat isteyebilecekleri, yine Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 30.11.2020 tarih, 2019/1972 Esas, 2020/6538 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi, "davacı vekili adli kontrol tedbirinin uygulanması hususunda da tazminat talebinde bulunmuş ise de davacının üzerine atılı suçların niteliği gereği adli kontrol tedbirinin ölçülü ve süresinin makul olduğu anlaşılmakla" şeklinde karar verildiği nazara alınarak, yasal şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, yasal şartları oluşmadığı anlaşıldığından" gerekçesiyle yasal şartlar oluşmadığından davanın reddine verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edilebilecek haller 5271 sayılı CMK'nın 141/1. maddesinde tahdidi olarak sayılmış olup, yurt dışı çıkış yasağı şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin bunlar arasında sayılmadığı, davacı hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin, tedbirin uygulandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında tazminat istenebilecek haller arasında yer almadığı, ölçülülük ilkesinin aşılmadığı, tedbirin uygulanmasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığı karşısında, Tebliğnamedeki davacı hakkında adli kontrol tedbiri nedeniyle inşaatın durması gibi zarara uğrayıp uğramadığına ilişkin araştırma yapılmadığından bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2026 tarihinde karar verildi.